​ E-günlük ve uluslararası geleneksel gençlik gecesi:) / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Aralık '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

E-günlük ve uluslararası geleneksel gençlik gecesi:)

İçinden geçenleri okuyorum değerli e-günlüğüm. "Şu Boss ve Linda olmasa bir şey yazacağın yok" diyorsun. Kendine göre haklı olabilirsin ama onlar olmasaydı görürdün neler yazdığımı. Örneğin, "bu gece eve geldikten sonra oturduğum yerde 32 kez bacak değiştirdim, şu kitabın şu sayfasındayım, bu gece hatunla kavga etmedik, rakı içmenin usulü, yemek tarifleri, tatlı tarifleri yaparım, günde kaç adım attığımı" bile yazarım. Hatta arkandan senin dedikodunu yaparım. Bütün gıcık taraflarını yazarım... Gördün mü?

Merhaba e-günlüğüm; Sen meraklanma yazacak çok şey var. En azından bol bol seks konusu açar yazar dururum. Bak Boyner abi ne demiş:"İnsanlar kriz de seks bile yapmıyor" demiş. Yahu neden yapmasın. Yer yüzünde alanın, verenin razı olduğu tek aktivite. Kredi kullanmıyorsun, kredi kartı kullanmıyorsun, faiz ödemiyorsun, (yeni nesil adına yazmam, onların ilişkileri çıkar dolu) Kimse karşısında ki için vergi ödemiyor, stopaj ödemiyor. Eylem gerçekleşiyor ve herkes memnun (herkes ne demek, kaç kişi?) Yani iki taraf da demek istedim. Üstelik sağlığa sayılamayacak kadar faydası var. Yapmayanları görüyoruz. bilumum kanser, ağrı, vakaları ile boğuşup duruyorlar. Sen ne yapıyorsun bilmem ama ben bu konuda kriz falan dinlemem. Benim için kriz, seks yapılmayan dönemlerdir. Boyner abi'yi saygı ile selamlıyorum.

Dün akşam işten çıktıktan sonra akşam için hazırlık yaptım. Malum, "uluslararası geleneksel gençlik" gecemiz var dı. Gençler Tekila siparişi verdiler ve mecburen aldık. Eve gittikten sonra genç ve güzel yardımcım ile dğer genç ve yakışıklılara masa hazırladık. Tekila bardaklarını çıkardık, kek var dı onu çıkardık, krem şantili meyve salatası, evde yapılmış doğal patates cipsi ve kibrit patates... Daha ne olsun. Işıkları kapatıp mumlarıda yaktık, 1980'lerin müziklerinide açtık ve Boss ciyaklamaya başladı. Hemen onun karnını doyurup saldım. Her şeyin farkında hoplayıp zıplıyor. Sonra Linda'nın sırası geldi ve onu da çıkardım. Her iş tamamlanmıştı ve beklemeye koyulduk. Sonra aniden ev kalabalıklaştı. Ben rakı içtim, bayan arkadaşım beyaz şarap içti, gençler de limon ve tuz yalayarak tekila içtiler. Pink Floyd "the wall" albümü, Hotel California, Love Story, My Lady gibi zamanımın parçaları eşliğinde çok eğlendik. Konularımız: İşkembe çorbası, içki adabı, becerikli erkek ve kadınlar, mayalı ve mayasız içkiler idi. Bir daha işkembe çorbası içmezler sanıyorum, kadınların sadece güzel olmasının bir işe yaramadığınıda anladılar, içki adabını biraz zor öğrenecekler, mayalı ve mayasız içkileri, tesirlerini hemen öğrendiler...

Değerli e-günlük; sabah sürüne sürüne işe geldim, sürünerek dükkanı açtım, sürünerek içeri girip sürünerek çay demledim. Sonra akşamdan kalma "anti akşam" tedavimi tamamlayıp kendime geldim. Dünden siparişlerimiz vardı, kamyon erken geldi ve ayılmamı biraz daha artırıp, cin gibi olmamı sağladı. (çok sipariş vermişim)

Hani ırmakla, denizin buluştuğu yer vardır. Irmak suyu, deniz suyuna göre daha sıcaktır ve tam buluştuğu noktada genelde hafif bir buhar oluşur. Öğlene doğru tenimde hissettim bu buluşmayı. Yağmurda terlemek öyle oluyormuş. Bir taraftan yağmur yağıyor ve kamyon boşaltırken ısınan vücudum terleyip, kafamda ve ensemde yağmur damlaları ile buluşuyor. Sıcakla, soğuğun birleşmesini ve ılıklaşmasını tenimde hissedebiliyordum... İlginç bir duygu... (yahu alt tarafı kamyon boşaltırken terledin, ne biçim anlatıyorsun, aşık mısın nesin?)

Bol bol yağmur yağıyor e-günlüğüm, doğa anamız (veya babamız) herkese, her canlıya yetecek kadar suluyor yeryüzünü. "Susuzluk var", "susuzluk olacak" diyenlere inat yağdıkça yağıyor. Bir, iki hafta boyunca da yağacak. Nereye gidecek bu sular? Bunca yeryüzü sulamasından sonra bu yaz susuzluk olacak mı? Tabi olacak. Susuzluk daima olacak. Tek bir yerde susuzluk var, o da dünyayı ve ülkemizi yönetenlerin beyni... Bunca yağmura karşı beyinlerinin susuz olması ne kadar acı... Önümüzdeki haftalar sel haberleri gelecek dört bir yandan. Sular yer arayacak, yatak arayacak, betonların içinden çıkıp, denize, doğaya, göllere, nehirlere ulaşmak için... Barajlarda dolacak bu arada, hatalı yerlere ve yetersiz kurulmuş barajlar... Ama yine susuzluk yaşayacak insanoğlu... "Kafalarını benim gibi traş edip, doğa'ya çıksınlar, belki susuz beyinleri biraz su alır" diyeceğim ama, bu sefer de beyinlerinin fazla sulanması riski var... Koyun haline soktukları insanları bile doğru dürüst yönetemezken, bir de doğayı yönetmeye çalışıyorlar. Gece olunca yatak odalarında ne yapıyor, neyi, nasıl yönetiyorlar çok merak ediyorum. Hiç bir şeyi yönetemedikleri için insanları yönettiklerini de çok iyi biliyorum...

Yeter e-günlüğüm, sakin ol! Sana ne bunlardan yönetilenler düşünsün. Nasılsa yazdıklarının bir faydası olmayacak ve yine "susuzluk" naraları atılıp, bir yerlerden çıkar sağlanacak. (ne atıyorsun kafama ayakkabını ya! tamam sustum işte)

Cici bici e-günlüğüm; bu gün, haftanın son çalışma günü. Seninle yazışmaktan mutluluk duyuyorum, içim içime sığmıyor, kendimi, su aygırları gibi hissediyorum. (reklamlardan esinti. O içeceği içersem kendimi böyle hissederim herhalde))

Bu gün hava kararmadan açtık farları. Yağmurlu havalarda böyle gerekiyor. Silecekler çalışıyor, resistans çalışıyor, ara sıra kalorifer çalışıyor. Bu ay sonu arabaya, elektrik faturası yüklü gelecek.

BBY şimdi yemeğe gidiyor. Yemeğini yedikten sonra gelip veda edecek.

Evet e-günlüğüm; yemeğimi yedim, peşinden fındıklı tahin helvasını götürdüm ve geldim. Aklımda iken yazayım. Geçen ay elektrik faturası çok gelmişti ben de "tasarruf yapacağım ve dükkanın tabelalarını yakmayacağım" demiştim. Dediğimi uyguladım. Geçen ay 75 ytl gelen fatura, bu ay 38 ytl geldi. Bakalım daha neler yapabilirim...
Hadi gittim. Yarın iyice bir dinleneyim ve pazartesi günü yazışalım. Dinlenmezsem yazışamayız... Hoşçakal

Biliyor musun: Newlyweds'te evlenen çift, gerdeğe, tören sırasında yere serilen bir hasır üzerinde konukların gözleri önünde giriyor muş... (orada olsam, hiç bir düğünü kaçırmazdım)
Çirkin söz: “Yüce rabbimiz, Isparta’da bir daha böyle yerleri göstermesin” (Akp'li başkan, Isparta'da törenle genelev yıkarken söylüyor) (ikinci parantezi açıyorum ve "Her halde Akp'li başkan genel evlerin kar amacı ile ilk nerede kurulduğunu ve olmadığı zaman sonuçlarının ne olacağını tahmin edemiyor" diyorum ve parantezi kapatıyorum)
Güzel söz: "Kimse boğulma ihtimalinden dolayı yemek yemeyi bırakmaz..." Çin atasözü

 
Toplam blog
: 512
: 549
Kayıt tarihi
: 06.02.08
 
 

Bir varmış, bir yokmuş... Sağlık, huzur, mutluluk. Başka hiç bir şeye önem vermem bu hayatta. Bu yüz..