​ E-günlükden haberler / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Mart '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

E-günlükden haberler

E-günlükden haberler
 

Bu Hamur'un ta kendisi. Kaplan bozması, kedi karalı O!...


Biri bir şey söylüyor, öbürü cevap veriyor, biri bir şey söylüyor, tüm gazeteler yazıyor, ardından "ben öyle bir şey söylemedim" diyor. "Medya yalan yazıyor" diyor. Buralarda her gün iki üç ev soyuluyor. Dün gece de kuyumcu soydular ve kuyumcuyu öldürdüler. Aileler kararıyor haberiniz var mı? Eskiden "köpek insanı değil, insan köpeği ısırırsa haber olur" diye bir söz vardı. Bırakın köpekleri, insanlar birbirini ısırır oldu. Bununla da yetinmeyip yeryüzünde ısırmadık hayvan bırakmadılar. Isırıkları öldürücü olduğu halde yazan yok. Isıra ısıra soyunu tükettiler kendileri dışında ki canlıların.. Şimdi hiç bir haber değeri olmayan olaylar ve konuşmalar haber yapılıyor. Kimin ne giydiği, kimle birlikte olduğu, yatak çarşafının rengi bile haber oluyor... Kabahat yazanda mı, okuyanda mı? Talep olmasa arz olmaz mı, yoksa arz tersine döndü talep mi yaratıyor? Biz haber bolluğu var derken medya kıtlık mı çekiyor acaba? Hadi magazin haberlerini saymıyorum ama, bu siyasi haber adı altında atışmalar neden haber oluyor. Onların söyledikleri hiç bir zaman vatandaşı ilgilendirmiyor ki. Hem onlar beni dinlemiyor ki ben onları dinleyeyim... Gelsinler bir gün bahçede beraber rakı içelim. Bakalım Boss ve Linda nasıl tepki gösterecek onu görelim, sonra düşünürüz...

Merhaba e-günlüğüm; Bu gün haberlere göz attığım belli oluyor değil mi? Genel bir tarama yaptım ama bir iki haber dışında insanlarla, ülkenin vatandaşı ile ilgili bir haber bulamadım. Hiç biri Boss'un regl olduğunu, bahçe de geçen gecelerimi, Linda'nın zekasını, mahallemizin durumunu, insanlarını, haberlerini yazan yok. Artık bütün haberler, insanları endişelendirmek, özendirmek, tüketmek üçgeni üzerine yapılıyor diye düşündüm. Reklamlar da bunları destekler biçimde. Bu hafta semtimizin sokak aralarında ki reklam panolarında bir sanayi şirketinin reklamları yer almaya başladı. (bu haber hiç bir yer de yok!) "sağlıkta son nokta" olabilir, tıp da son nokta" olabilirdi, Ama slogan bambaşka. Kendini ele veriyor gibi. "Hastanecilik de son nokta..." Sloganını söyle sana kime hizmet ettiğini söyleyeyim. "cilik" ekine takıldım. Sanayicilik, finanscılık, bankacılık, tefecilik, evcilik, simitcilik, gemicilik, otelcilik, turizmcilik gibi... "Beyefendi ne iş yapıyorsunuz?" "Hastaneciyim..." "son nokta" olduğu doğru olabilir. Çünkü içeri giren, iç çamaşırlarını bile bırakıp sağlıksız olarak çıkıyor. Ben burada sirke, limon, karabiber ile günlerimi geçirirken, bu yan dairede ki doktor kılıklı adam nasıl bunca tıbbi cihaza sahip olur? diye sormadan edemedim. Ama cevap hazır "böyle az gelişmiş ülkelerde oluyor komşu..." Hem de öyle oluyor ki mahalle aralarında bile mantar gibi bitmeye başladılar. İnsan yanından geçerken kendini hasta hissediyor. Bakteri barındırmayan halı çıktı. Peki bu halı zaman içersinde ne barındırır? "virüs" barındırır. Tuvaletler en az bakteri ve mikrop barındıran yer olduğu halde, en pis yer gibi gösterilmekte ve kimyasal virüsler içeren maddelerin reklamı yapımakta.. Bakteri olmayan yer de zararlı mikroplar ve virüs oluşur. Reklamı verenler bunu iyi biliyor...

Evet e-günlüğüm; sen de ne var ne yok? Ben iyiyim. Artık haberlerden usandım. İçimi karartmaktan başka işe yaramıyor. Yorum falan yazmayacağım artık. (böyle yazdığıma bakma, bir gün olur yine haber yorumu yapabilirim.) Bu benim günlüğüm, onların değil ki... Benim duygularım, benim hayatım, benim aptallıklarım... Bu yüzden ara sıra e-günlük de, e-gündemi oluşturmakta fayda var.

Akşam eve gittikten sonra kurdum bahçeye soframı, masamı, taburemi, sandalyamı, koydum rakımı, açtım telefonu bütün siyasi liderleri davet ettim. Aradan geçen zamanda korktuklarını ve gelemeyeceklerini anlayıp, başladım içmeye. tam içmek için bir nefes aldım, (sanki o ana kadar almamıştım) Bir güzel kokular, bir güzel kokular sorma. (soramazsın zaten) Aldım elime feneri, başladım bahçede dolaşmaya. Bir de ne göreyim? (kedi ve köpeklerin kakaları) Papatyalar ile birlikte bütün kır çiçekleri bahçenin değişik parsellerinde açmaya başlamış. Değişik cins ve ebatlarda ki çam ağaçları koku salmaya başlamış. Naneler üreyerek geçen seneye göre artış göstermiş. (bahçe büyük olunca her yeri görülmüyor) Ben sabahları Linda ile koşarak işe gideceğim diye bir şey görmüyor muşum. Neyse çok uzatmayalım, bu güzel kokular arasında içilen rakı bir başka güzel oluyor. Çiçek aromalı rakı... (yakında çıkarmayı düşünürlerse patenti ben de)

Sabah işe gelirken güneş'in yardımı ile bahçeye daha dikkatli baktım. Gerçekten bahçe renklenmiş. Turuncu, sarı, beyaz, yeşil, ve daha nice renklere bürünmüş. Çekmiş çarşafını, açmış yorganını hazırlık yapıyor... (böyle genç kız yatak odası gibi neye hazırlanılır ki?) Bütün kokulardan sıyrılıp işe geldim ve çayımı içip servislere saldırdım. Boss ve Linda'dan öğrendiğim koku alma metotları ile servis yaptım. Araya karbon monoksit, asbest, kauçuk, radon ve metan kokuları girmese ortalık güzel kokuyor diyeceğim ama neredeee... Öğğğk. İğrenç. Nükleer savaş maskesi ile dolaşmak lazım.

Bir de derler ki "lodos olunca hava sıcak olur" Donduk be! Güneşin ısısını bile hissedemedik. Öğlenden sonra hafifleyen işler sayesinde dinlenme fırsatı buldum. Sonra yine hareket.

Akşam yemeğimi yedim ve şimdi limonlu çayımı içiyorum. İddiaya girerim seni yolladıktan sonra yağmur yağacak. (sabah hava durumunu dinlemiştim) Hava bulutlandı ve kapanmaya başladı. Gökyüzü su forumu yapacak galiba... Hadi artık bırak yakamı e-günlüğüm. Mecbursun gitmeye, mecburum seni göndermeye. Yoksa aşkımız yürümez. Ara sıra ayrı kalalım ki bir birimizi özleyelim... Yarın yazışırız. Hoşçakal....

Biliyor musun: Montana'da bir kadının eşine ait mektubu açması ağır suç muş... (erkek eşine ait mektubu açabiliyor demek.)
Çirkin söz: "Bu sene soykırım kararı için umutluyuz" Ermenistan Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Armen Rustamyan (soyunu çatlatsınlar senin)
Güzel söz: "Bir yengeç'e doğru yürümesini asla öğretemezsiniz..." Aristophanes

 
Toplam blog
: 512
: 549
Kayıt tarihi
: 06.02.08
 
 

Bir varmış, bir yokmuş... Sağlık, huzur, mutluluk. Başka hiç bir şeye önem vermem bu hayatta. Bu yüz..