Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Kasım '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
462
 

E-günlükte sade günlük...

Sabahtan beri bir telaş bir telaş, ediyor iki telaş. Bu pazartesi günleri böyle oluyor. Siparişler bir başlıyor, ne oturabiliyorum, ne de çay içebiliyorum. Neyse fırtına geçti ve şimdi iş yerindeyim. (14:30) Çayımıda aldım yanıma, başladım yazmaya...

Merhaba e-günlüğüm; Cumartesi günü senden ayrıldıktan sonra, ufak bir alışveriş yapıp eve gittim. (Bu hafta nedense yanlız değildim. Hatta üstüne üstlük kalabalık bile olduk...) Boss'un yemeğini verip gezmeye çıkardım ve soğuk havaya aldırmadan, bahçede yaz akşamları gibi masa kurdum. Mahallede görenler kesin "deli" diyorlardır. Bu soğuk hava da herifin dışarıda ne işi var acaba? Hatta iddiaya bile girenler vardır. "bak görürsün yarın akşam hava sıcaklığı 0 derece, çıkıp oturması mümkün değil" diye. Şimdiden söyleyeyim, hepsi iddiayı kaybedecek. -15'e kadar kimse iddiaya girmesin. Güzel kızım akşama kadar oturduğu yerde benim gelmemi ve onu çıkarmamı bekliyor. Daha sonra da yine bütün gece sesini çıkarmadan evi bekliyor. Sigorta istemez, maaş istemez, mesai saatlerinden şikayetçi olmaz, çalışma şartlarından dert yanmaz, sendika derdi yok, giyecek derdi yok, (doğuştan giyimli) sadakati hiç eksilmez, hatta bir kez olsun "üç yaşına geldim artık seks yapmam, doğurmam lazım" bile demedi... Hiç ona ihanet eder miyim? Asla... Kendime ihanet etmiş olurum...

Pazar günü, kalkıp kahvaltımı yaptım, önce Linda'yı, sonra Boss'u bahçeye çıkarıp koşturdum. Hava günlük güneşlikdi. Bende bu arada çay ve sigaramı içtim, biraz güneş aldım. Öğle saatlerinde arabamın haftalık yakıtını aldım ve yerine park ettikten sonra yürüyüşe çıktım. İstasyon büfe de biraz oturup çay içtikten sonra, cadde turu yaptım. Ne hatunlar ama!!!

Eve dönüp etrafta atılacak şeyler olup olmadığına baktım. Olmaz mı? Bir sürü atılacak şey çıkarıp attım. Böyle yapınca üzerimden yük kalkmış gibi oluyor. Bir şeyler attıkça hafifliyorum.

Yazarken yine işler hareketlendi yine telaş yaptım. Akşama doğru bir de kamyon geldi. İyice telaş oldum. Ay bu gün çok yoruldum. Belim falan filan ağrımaya başladı. Günün çoğu gitti azı kaldı. Akşam yine bahçeye kurulur ağrı kesicimi alırım, yarına hiç bir şeyim kalmaz... Ha sahi evde rakı da kalmadı, ben hemen gidip rakı alıp geleyim, sonra yazmaya devam ederim.

Papa hazretleri gelmişti pazar günü, yazmayı unuttum. Epey sohbet ettik. Bir ara "dinler arası dialog imkansız" dedi. Ben önce tam anlayamadım ve iletişimden bahsediyor sandım. "Evet" dedim. "İnsanlar arası dialog imkansız" İnsanlar artık dinle değil, teknoloji ve sözde bilimle uyutuluyor... Sonra bir daha tekrarladı "dinler arası dialog imkansız" dedi. Çok ayıpladım kendisini. İnsanlar aile içinde bile dialog kuramazken, bunu tutup "dinler arası" diye tanımlamak, kışkırtıcılığın, hatta global kışkırtıcılığın dik alası... Kısa kestim görüşmeyi ve rakı içmeye devam ettim. Söylediğine bak; nasıl da sinirlendim. "Dinsizler arası dialog çok iyi, biz bu din işini bırakalım" mı demek istiyor, yoksa "savaşalım ve güçlü olan din dünyada kalsın" mı demek istiyor anlamak zor... Zaten içki de içmiyor, hiç dialog kuramadık kendisi ile. Bir daha görüşmeyeceğim.
Adamın biri e=mc2 formülünü doğrulamış. Yahu doğru olduğu kesin. Doğrulanmaya ihtiyacı olan şeyleri doğrula sen. (çok sinirlendim. onun için ara nağme yaptım)

Hava kararmaya başladı, ben şimdi gidiyorum, Linda ile yemeğimizi yiyip geleceğim...

Evet değerli e-günlüğüm; yemek işini de hallettik. Artık vedalaşabiliriz diyeceğim ama aşağıda Linda hatırlattı, bu gün Öğretmenlerimizin günü imiş. Kutlamadan olmaz. Gerçek Öğretmenlerimizin Öğretmenler günü, inandıkları eğitim sistemi doğrultusunda kutlu olsun...

Kutlama faslını da yerine getirdikten sonra "Yarın yazışmak" üzere diyorum. Hoşçakal


Biliyor musun: Diyet yapmaya başlayan bayanların %36'sı, diyetlerini bir hafta geçmeden bozarlar mış...
Çirkin söz: "Dinler arası dialog imkansız" (Papa 16. Benediktus )
Güzel söz: "Öğretmenler, Cumhuriyet sizden düşünceleri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister..." M. K. Atatürk

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

...hiç telefonun çalmadı. Ne iyi ama. Görüşmek isteyen gelir, görşür... Sen o papaza bakma arkadaşım; o aslında yıllanmış şarabı sever ve hele de beleş olursaaa!.. Din konusunu kısa kestiğin iyi olmuş. Bu kadar kısa konu edildiğinde bile adamla bir daha görüşmemeyi kafana koymuşsun; ya konu uzasaydı da adamı kesip bahçeye gömmeye kalksaydın. Allah korusun; evde sana ihtiyacı olanları kimin eline bırakacaktın?.. İnan bir ikinci kez yargıcın karşısına çıkar, muhatap olan hayvanları severlerin(?!) kin dolu bakışlarına hedef olurdun. Ama rakıyı yanlış almışsın; Fasıl daha güzel gidiyor gırtlaktan. İyi de kafa yapıyor; dünyada niçin bulunduğunu bilmeyenlere umursamaz, baygın gözlerle baktırıyor. Bir daha sefere Fasıl'dan şaşma; beni de çağırmayı unutma. Beleşi severim. Kalk şimdi; Boss mu, Linda mı bi şey istiyor herhalde...

Yüksel ÖNAÇAN 
 25.11.2008 17:32
Cevap :
Üstadım; kimisi ibadet eder gibi yapar, kimis ibadet eder, Kimisi, rakı içermiş gibi yapar kimisi rakı içer... Anlaşılıp anlaşılmama derdim hiç olmadı, eminim sizinde olmamıştır... Tavsiyenize uyup evdeki şişe bitince fasıl alacağım. Bir gün yolunuz düşerse bir şişe de siz alın gelin birlikte içelim. Kapım her zaman açık. Boss dışarıda bekler, Linda içeride. Kimseye zararları yoktur, komutla hareket ederler. Yeni yazılarınızda başarılar diliyorum. Sevgi ve saygılarımla...  26.11.2008 13:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 512
Toplam yorum
: 333
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 548
Kayıt tarihi
: 06.02.08
 
 

Bir varmış, bir yokmuş... Sağlık, huzur, mutluluk. Başka hiç bir şeye önem vermem bu hayatta. Bu yüz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster