​ E-yönetişim modeli / Bilişim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Kasım '09

 
Kategori
Bilişim
 

E-yönetişim modeli

E-yönetişim modeli
 

www.e-demokrasi.org


Katılımcı demokrasinin gelişmiş bir aşaması olarak nitelendirilebilecek "yönetişim" (governance) kavramı, "karşılıklı yönetim, " "etkileşim içinde yönetim" olarak kavramlaştırılabilir. Yönetişim kavramlaştırması "Sivil toplum" ve "özyönetim" (autonomy / self-management) kavramlarının gelişimiyle iç içedir.

"Yönetişim" "özyönetim" yaklaşımından doğrudan beslenir, ancak liberal demokrasinin çoğulculuk anlayışından farklı olarak, çok daha etkileşimli, karşılıklı; birlikte bir yönetim organizasyonudur. "Yönetişim" kavramı; özyönetim yaklaşımının "demokrasinin etkinleştirilmesi" idealini daha da ileriye taşımaktadır.

Küreselleşme sürecinde ekonomi politik bilgisinin giderek artan bir biçimde paylaşıma açılması, ulus-devletlerin egemenlik alanını daraltmıştır; "bilginin paylaşımı, iktidarın paylaşımıdır."

Bilgi paylaşımı aynı zamanda yönetebilirliğin ölçütüdür. Kararlar sorun ölçeğinde ve bilgilenme olanakları çerçevesinde en ideal katılım sağlanarak alınabilir. Demokrasinin niteliğini belirleyen budur.
İlgili herkese kamu bilgilerine erişim hakkı tanınmaksızın, ne demokratik katılımdan, ne de kamu yönetiminin şeffaflığından söz edilebilir.
Yönetişim, ulusal ölçekte, katılımcı ve etkin bir demokrasi ile sürdürülebilir kalkınmanın birlikteliğini ifade eder. Ancak kalkınma yaklaşımı tartışılması gereken sorunlu bir yaklaşımdır.

Yönetişim, yönetim süreci içerisinde yer alan tüm tarafların konsensusu üzerinde temellenmiş kuralların, yine bu tarafların sürece etkin katılımıyla uygulanabilir olması anlamına gelmektedir. Kavramın içeriğini oluşturan politik ve ekonomik boyutlarının birlikteliği, yönetişim mekanizmasını geleneksel olarak "katılımcılık, " "ortaklık, " "paydaşlık, " "etkililik, " "verimlilik" ve "sürdürülebilirlik" gibi değerlerle ilişkilendirmektedir.
Ancak asıl olan kolaylaştırıcılık, gönüllülük ve öğrenen organizasyonlar süreçlerinin işletilerek yönetmeden ve yönetilmeden yaşamda yaşam için geçici organizasyonları var edebilmek işlevi sona erdiğinde bundan dahi kurtulmak esas alınmalıdır.

İnternet küresel iletişim ağıdır, yönetişim sürecini geliştirecek, kamu yönetimini etkili ve verimli kılacak, katılımcı ve etkin demokrasiye yeni imkanlar sunacak bir modelin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu modelin adı "e-devlet"tir. E-devlet modeli, "kalite / fiyat performansı" ölçütlerinin uygulandığı, en az maliyet ve emekle en kaliteli hizmetin üretilmesini hedefleyen bir verimlilik yönetimi sistemidir. Kamu hizmetlerinin, iş dünyasının "yedi gün / yirmi dört saat hizmet" anlayışıyla, kişiye özel olarak farklılaştırılmış, hızlı ve etkili bir biçimde verileceği bu yeni kamu yönetim modeli, ancak ağ ekonomilerinin yapı taşı olan bilişim ve iletişim teknolojileriyle mümkün olabilir.

Kamu yönetiminde bilişim ve iletişim teknolojilerinin kullanılması, yönetim açısından daha düşük bir maliyet ve yurttaşlara yönelik daha kaliteli hizmet ile sürdürülebilir bir kaynak yönetimini sağlarken, yurttaşlar aşısından da daha az "yurttaşlık maliyeti" (zaman, emek, para), daha yüksek memnuniyet, daha etkin katılım ve daha fazla güven anlamına gelir.
Bu dönüşümünün temel dinamiği, bilgiyi, dolayısıyla iktidarı paylaşmak, katılımı mümkün kılmak ve gayri merkezi yatay koordinasyon yapısına geçmektir.
E-devletin hayata geçirilmesi için en hayati yasal düzenleme "Elektronik İmza Yasası" dır. Bu, teknik olarak doğrudur. Çünkü, e-devletin teknik altyapısının oluşması için, tüm iletişimin aktığı elektronik ortama yasal bir kimlik kazandırılmasının zorunludur. Ancak, e-devlet, yalnızca "teknik" bir devlet değil, aynı zamanda bir hukuk devleti olmak zorundadır.

“Kamu bilgilerine erişim özgürlüğü, yurttaşların yönetime demokratik katılımı için esastır. Çünkü, daha önce de belirtildiği gibi, "bilginin paylaşımı, iktidarın paylaşımıdır". Kamu bilgilerine erişim hakkının yasayla korunması, aynı zamanda kamu yönetiminde şeffaflığın da teminat altına alınmasıdır.
Pilot bölge olarak, ekonomik yeterlilik ilkesine göre seçilecek bir ekonomik havzada, organik tarım, çevre, kültür, turizm ve diğer alternatif geçinme olanakları çevresinde yapılandırılacak bir e-yönetişim projesi, yukarıda konumlanan yatay koordinasyon yapısı sayesinde, doğru bir kaynak yönetimiyle hızla başarıya ulaşabilir. Bu tarz bir proje, Hindistan'ın gayri merkezi federal yönetim sisteminin örneklediğimiz projelere olan olumlu katkısına benzer bir dinamik yaratabilir. Bu model, başlı başına bir bölgesel kalkınma programı konusu olabilir ve temsil ettiği paradigma dönüşümüyle benzersiz iletişim imkanları sunmaktadır.

Bunun dışında, yine yerel ölçekli uygulamalar arasında, doğrudan belediyelerin hayata geçirebilecekleri, kent bilgi sistemleri, özel eğitim ve sağlık uygulamaları, topluluk merkezli kent forumları, sanal kent meclisleri, kamusal erişim noktaları gibi yerel e-yönetişim projelerine ağırlık vermek ve bu yaklaşımı, genel yerel yönetimler programına sağlıklı bir biçimde entegre etmek bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. Kamuya mal edilecek bu tür bir program, mutlaka bir takım pilot projelerle desteklenmelidir. Bunun için uygun koşullar bulunmaktadır.
Önerilen katılımcı ve kalkınma temelli kamu yönetişim stratejisi, tabandan, yani yurttaş katılımından başlamaya kararlı bir siyasi iradeyi gerektirmektedir. Bu siyasi iradenin, üç öncelikli görevi vardır:

• E-yönetişim modelinin temelini oluşturacak politikaları, sivil toplumun ve iş dünyasının aktörleriyle ortaklaşa üretmek

• E-yönetişimin teknik altyapısını oluşturacak temel girişimlerde bulunarak, bilişim ve iletişim teknolojilerini toplumun tüm kesimleri, özellikle de dijital bölünmeden en fazla etkilenen bölgeleri için erişilebilir kılmak

• Yine sivil toplum ve iş dünyası ile işbirliği içinde, hukuk devletinin temel hak ve özgürlüklerle ilgili ilkelerine uygun bir e-yönetişim hukuksal altyapısı geliştirmek.

Toplum, kendi içinden yükselen seslere karşı her zaman daha duyarlıdır. Üstelik, bırakın "bilgi toplumu" idealini, e-yönetişim gibi henüz çok uzak bir hayal gibi görünen bir modelin, teknolojiye en uzak bölgeler ve kesimler için hayatı daha yaşanabilir kıldığını görmek, kamuoyunun dikkatini kalıcı bir biçimde yönlendirecektir. Katılımcı ve kalkınma temelli bir kamu yönetişim stratejisinin hedeflediği kapsamlı dönüşüm, doğru bir biçimde iletişime dönüştürülürse, pilot projeler hayata geçirildikçe uygulamalardan doğrudan yararlanacak olanların da ötesinde, toplumun tüm kesimleri için elle tutulabilir bir deneyim halini alabilir. Programın bölgesel, yerel ve elle tutulur başarıları, kaçınılmaz olarak tüm toplumda geri döndürülemez bir talep yaratacaktır.

Bu toplum, kul olmaktan daha fazlasını çok uzun bir süredir hak etmektedir ve yalnızca bu süreçte yanında bulacağı siyasi iradeyi geleceğine taşıyacaktır. “
" Her insanın, düşüncelerini özgürce açıklamaya hakkı vardır. Bu hak, düşüncelerinden ötürü rahatsız edilmemek, ülke sınırları söz konusu olmadan bilgi ve düşünceleri, her türlü araç ve yollarla aramak, elde etmek ve yaymak hakkını gerektirir. "(Uluslararası İnsan Hakları Bildirgesi'nin 19. maddesi.)

Kaynak:Özgür UÇKAN "E-DEVLET, E-DEMOKRASİ VE E-YÖNETİŞİM MODELİ: BİR İLKESEL ÖNCELİK OLARAK BİLGİYE ERİŞİM ÖZGÜRLÜĞÜ "

 
Toplam blog
: 444
: 1284
Kayıt tarihi
: 13.09.07
 
 

MB zengin kültürel bir eksen; düşüncelerimizin buluştuğu, tartıştığımız, birbirimizi etkilediğimi..