- Kategori
- Haber
Ecevit: bir dönem-bir efsane

Bülent Ecevit, ulusal ve evrensel düzeyde bir devlet adamıydı.
Türkiye' de merkez solu halka mal etti
Kıbrıs' ta Türk halkını soykırımdan esirgeyen karara imza attı.
Köy-kentler gibi gerçekleştiremediği düşleri de vardı, ancak, siyasi yaşamı, çalışma alanına getirdiği reformlarla ve demokratik sol yapılanmayı tasarlayarak ve onu siyaseten özgün bir şekilde örgütleyip, iktidar gücüne taşıyarak sergilediği başarılarla doludur.
CHP kadrolarından yetişmiş ve önce İsmet Paşanın yerine geçerek I.Ecevit devrimini yapmış, sonra da kendi deyimiyle "demokratik sol kültürü" tasarımlayarak II.Ecevit devrimini de gerçekleştirmiştir.
Siyasi açılımlarının bir ayağında bu bir diğer ayağında da kendi deyimiyle, solun,“demokrasiyi değersizleştiren zoraki bir parti içi koalisyonunun” Milliyetçi Cephelerle yanıtlandığı geçmiş dinamiklerden sıyrılmak deneyimi vardır.
Nitekim parti içinde koalisyondansa seçim sonucuna göre karşıt partilerle koalisyona önem vermiştir..
Tabii o yönelimi hakkıdır, tartışmalıdır bir diğer yanda 1980 miladından sonra CHP'nde toparlanılmamasını halen bölünme olarak değerlendirenler de vardır.
Türkiye'nin bölücü terör karşısındaki dinamiklerini okumaktan, dünya solunun, beyaz yakalılara da değer verir olduğunu görmekten, çalışma ilişkilerine yeni biçimleri ve teknoloji devrimini irdelemekten uzak durarak solda poziyon almışlığın yarattığı açmazlardan da yükselen tepkiler, o birleşmeyi, o bütünleşmeyi halk nezdinde açamayan gerçek öğelerdi. Demokratik kurumları ihmal etmek bir büyük kaligrafik (ve algılanma) boşluğu da doğurmuş ve sol, varoşu mistiklere bıraktığı anda zaten kıtlıkta paylaşma sürecine girmiştir.
Yukarıda dediğimiz gibi Ecevit, evrensel bir düşünürdü de. O yetileri ve birikimiyle dünyayı da iyi okumuş; mikro milliyetçilik ile federal bölünmelere karşı, Türkiye'yi, Kemalist milliyetçilik ve inançlara saygılı laiklikten aldığı güçle, yeni dünya tasarımı karşısında, bölünmeden ve ezdirmeden tutabileceğinin öngörüsünü yapmıştır.
Bir yandan komşularla kontrollü ilişkileri geçerli tutmuş, diğer yandan Türkiye'yi “Yugoslavyalaştıracak” denklemden sakınarak, AB sürecini diri tutmaya çalışmıştır.
70'lerde Yunanistan ile aynı sıkletteyken vurmaya çekindiği söylenen Avrupa kapısına, göğsünde Kıbrıs madalyası ile dayanabilecek kertede saygın bir isimi oluşturmuştur.
Ecevit örnek yaşamıyla dürüstlüğü öğütlemiştir. Siyaseti zenginleşme aracı olarak kullanmamaya sonuna kadar özen göstermiştir.
Maddi tahtların değil gönül makamlarının sahibidir.
Bu anlamıyla bir kez daha dileyelim gençlere ve politikacılara örnek oluşturmuş olsun.
Tarih Ecevit'i gerçek bir ulusalcı, evrensel bir düşünür, dürüst bir politikacı, ilkeli bir devlet adamı ve İNSAN olarak anacak.
Anısını içten bir sevgiyle ve saygıyla selamlarız.
Güle güle solun başöğretmeni!
Yaşayacaksın...