​ Eczacı bayandan ikinci el temiz bir yazı / Dilbilim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ocak '08

 
Kategori
Dilbilim
 

Eczacı bayandan ikinci el temiz bir yazı

Eczacı bayandan ikinci el temiz bir yazı
 

Baygın bakışlı bir çim bayan..:))


Dil devrimi ile sözlüğümüze girdiyse de, ilk yıllarda; “Baylar bayanlar / Merdivenden kayanlar” tekerlemesi dışında kendine kullanım alanı bulamayan BAYAN sözcüğünden bahsetmek istiyorum.

Benim çocukluğumda, pazarcı ve dolmuşçu esnafı, kadınlara, bütün doğallık ve sahicilikleri ile, “anne, abla, hanım abla” gibi sıfatlarla seslenirdi. Sonra kırsal kesimin, kentte konuşlanması arttıkça, tuhaf, acayip bir ara kültür oluştu. Köylülükle bağlantılarını kesmiş ama bir türlü kentli olamamış bu insanlar, bildikleri sahici sözcük ve terimleri kaba bulup; “çay dökmek, geçmiş olsun dilemek, kaşığı tabağın yanına bırakmak” gibi, sonradan uydurulmuş, manasız, sevimsiz, sahte sözcükler ve değimler kullanmaya başlayarak, güya daha kibar, daha kentli olduklarını sandılar.

İşte pazarcı ve dolmuşçu kardeşlerimizin, anne, abla, hanım gibi sözcüklerden BAĞYAN’a geçişleri de bu süreç içindedir. Aynı süreç içinde apartman kapıcılarının, insanları kimliksizleştirip; “Ayşe teyzeler, Ahmet abiler, Gülşen hanımlar” yerine, “3 Numaralar, 8 Numaralar” gibi sıfatlar taktıkları gibi, pazarcılar da kadınlar da cinsiyetsizleştirilip BAYANlaştırdılar.

Yine de, uzun süre bu ara kültürün ağzı olmaktan ileri gitmeyen BAYAN kelimesi, internetin icadıyla altın çağını yaşamaya başladı. İnternet ortamı, illegal sayılabilecek kadın erkek ilişkileri açısından son derece enteresan, uygun ve bereketli bir ortamdı.

Pek çok kadın ve erkek karşı cinsten bir arkadaş bulmak peşindeydi ama özellikle kadınlar bunu itiraf etmek yerine, saygın kılıflar bulmaktan yana oldular. İşte en hatun kişinin bile kendini; “30 yaşında bir bayanım” şeklinde tanımladığı, o iç kıyıcı cümle, tam da bu zamanda hâsıl oldu. Kadıncağızın niyeti aslında bir erkek arkadaş bulmaktı, ama bunu mertçe söyleyecek cesareti yoktu. Bayan gibi cinsiyetsiz ve saygın (!) bir kelimenin ardında gizlenmiş, masum arkadaşlıklar peşindeymiş pozlarında, o istemezken(!) kendisini baştan çıkaracak, günahı üzerine alacak, yani istemediği bu durumu bir zahmet yan cebine koyuverecek erkek aranıyordu.

Erkeklerin kendileri söz konusu olduğunda pek bir sorun yok gibiydi. Ne de olsa kadınlar onların ellerinin kiriydi ve illegal ilişkiler onların saygınlığını azaltmaz, hatta aksine arttırırdı.

Ama bir erkek-kadın ilişkisinin iki tarafı vardı ve işin kadın tarafı, “saygınlığım Allah saygınlığım” diye tutturduğundan, duruma saygın bir kılıf uydurmak gerekiyordu.

İşte “Saygın bayanlarla seviyeli(!) ilişkiler…” şeklindebaşlayan abuk cümlenin vücut bulması da tam bu zamana rastlar. Aranan aslında etiyle kemiğiyle bir kadındır ama beyefendinin kıt kelime dağarcığındaki kadın sözcüğü, sadece ve sadece cinsiyet ifade etmektedir ve bu şekliyle kadın demek pek şık durmayacaktır. Üstelik görmemezlikten gelinecek asıl niyet, ayan beyan ortaya çıkacaktır. Bayan denilerek, kadın (güya) cinsiyetsiz, ve steril bir hale getirilecek ki; saygınlık atfedilebilsin…

İşte bu zamandan itibaren de bu ikiyüzlü, yılışık, vıcık vıcık saygınlık(!), sahte kibarlık ve samimiyetsizlik kokan sözcük, köşe yazarlarından, televizyon spikerlerine kadar, bütün ağızlara dalga dalda yayılır oldu.

…

Yüzü bıçak yarası dolu adama bakamayız... Bakarsak muhakkak yaralarına dikkat ettiğimizi fark eder ve buna belki alınabilir diye düşünürüz... Başka yerlere bakmayı, abartılı bir şekilde yokmuş gibi davranmaya çalışırız... Ancak karşı tarafı incitmemek için yaptığımız bütün bu kibarlıklarımız yaraların fazlasıyla farkında olduğumuzu ve de aslında hiç de kabul edemediğimizi gösterir...

Ne oldu da birden
KADIN lafı kaba saba ve utanılır bir kelime oldu? Kırk yıllık 'Ev kadını' lafı nasıl oldu da 'ev bayanı'na dönüştü?

…

Bayan lafı tam da utandığımız, bir türlü kabullenemediğimiz bir durumdan kaçmak için güya aşırı kibarlıktan yarattığımız ama bunu yaparken de utandığımız, kabul etmek istemediğimiz 'şeyi' her defasında hem kendimize hem de karşımızdakine hatırlattığımız bir kelimedir...

…

Bayan lafını kullanmak ise yazının başında verdiğim ”yaralı yüze bakmazsam onu yok saymış olurum, yaralı yüzün kendiside kendini iyi hisseder hem” düşüncesinin başka bir versiyonudur…

…

Bir
kadına cinselliğini hatırlatacak 'kadın' kelimesini kullanmazsam tam da istediğim gibi onu aseksüel düşünür -kadının kendisi de daha iyi hisseder.

Yok saymaya çalıştığın şey ha bire hatırladığın şeydir...

… diyor bir yazısında Mutlu Tömbekici.

Ben de internet sitelerinden birindeki bir forum sayfasına, BAYAN teriminin altına şöyle yazmışım bir tarihte;

-Ne köylü ne kentli olabilmiş bir ara kültüre ait, sanki aslında kadın demek istermiş dee, öyle dese ayıp olurmuş iki yüzlülüğü içinde, hanımefendilik beyefendilik kavramlarını da kavrayamadığından dağarcığında böyle bir kelimesi de bulunmayanların kullanmaya başlayıp, virüs gibi tüm topluma bulaştırdığı, duyduğumda tüylerimi diken diken eden kelime yazmışım

Hemen itirazlar yükselmiş. Sitenin üyelerinden bir hanım;

bir resepsiyona davetlisiniz...ve ceketinizi alacaklar...görevli arkadaş yanındaki elemana sesleniyor:
'kadının ceketini alın'....mı demeli?
'hanımefendinin veya bayanın ceketini alın' mı demeli?
bana bayan veya hanımefendi deyin
rica edeyim... kadın fazla kaba... :))

…demiş

Cevaben;

Bir resepsiyona davetliyseniz ve ceketinizi alacaklarsa;
Nasıl bir
erkek için BAYIN ceketini alalım ya da ERKEĞİN ceketini alalım denmiyorsa
kadın için de KADININ ceketini alalım ya da BAYANIN ceketini alalım denmez.. Beyefendiler beyefendiliği, hanımefendiler hanımefendiliği hak etmez mi oldular ki.. Beyefendinin ya da hanım efendinin ceketini alalım denilemiyor...

…demişim

Hanımefendi beyefendiyi geçtim, inanın karı kelimesi bile bana bayan kadar itici gelmiyor. Evet kaba ama en azından sahici hiç olmazsa. Sahte bir iç kıyıcılığı yok. Bin yıllardan süzülüp gelmiş karı-koca ikilisini de hiç kaba bulmuyorum ayrıca. Çok resmi ortamlarda EŞİM derim de, mesela yakın arkadaş ve dostlarım arasında daima en sahici, en samimi haliyle KOCAMdır sevgili hayat arkadaşım. KARIsı olmak içimi ısıtır..:)) Bayanı olacağıma bayılanı olayım..:))

Benim bu sözcükten içim bayıldıkça, o da inadına daha çok yayılıyor sanki. Film seslendirmelerinden, hastasından bayan diye söz eden doktorlara kadar içimi kıya kıya yayılıyor. Geçenlerde bir yerde okudum. Bir genç hanım anneannesinden söz ederken;

-ninem de çok çilekeş bir bayandı… yazmış. Vallahi dudağım uçukladı okuyunca, dumura uğradım resmen…:)) Yakında, “ne osmanlı kadındı yerine, ne osmanlı bayandı" denirse hiç şaşırmayacağız herhalde. Ya da bu gidişle bayan-doğum doktorlarına rastlar olacağız.

Orkide Ünsür’den bir alıntıyla bitireyim;

…

Hiçbir şey için olmasa bile, en azından şu örneklemelerin hatırına vazgeçmeli o kelimeden: 'Küçük Bayan', 'Ve Allah Bayan'ı Yarattı', 'Bayan Kokusu' gibi filmleri izlediğinizi, 'Bayanın fendi bayı yendi', 'Bayan bayanın kurdudur' gibi deyimleri kullandığınızı, Bukowski'nin 'Kasabanın En Güzel Bayanı' kitabını okuduğunuzu, 'Dünya Bayanlar Günü'nü kutladığınızı, giden sevgiliye Tanju Okan'ın 'Bayanım' şarkısı eşliğinde ağladığınızı, meyhanede 'Aşk gibi, sevda gibi huysuz ve tatlı bayan' eşliğinde efkârlanıp rakılarınızı içtiğinizi düşünün. Hayır, hayır daha fazla dayanamayacağım... Reddediyorum.
…

Blognot: Bir de bayan sürücüler konusu var ki; tümüyle ayrı bir blog konusu. Olur da çalışkanlığım tutarsa evlere şenlik bu terimden de bir blog çıkar…

Ödevnot 1: 3919 a yangın yazıp gönderin ki; yapacağınız sadece 6YTL bir bağışla yangın söndüren uçaklar alınsın. Ormanlarımız kül olmasın...
Ödevnot 2: Kurban bayramı yeni geçti ama siz yine de keseceğiniz her kurbanın derisi için THK dan başkasına güvenmeyin...

 
Toplam blog
: 54
: 1158
Kayıt tarihi
: 22.06.07
 
 

7 Ocak 1960... Hayatın öğrettiği herşeyi okumak ve yazmak için buradayım.....