- Kategori
- Edebiyat
Edebiyat kıraathanesi

Her bakımdan Türk Edebiyatının merkezi sayılan İstanbul'da yazar kafeleri ya da moda deyimle " yazarcafeler" vardır. Kitap sahibi olsun olmasın, eli kalem tutanların devam ettiği, karşılıklı oturup " lafladığı" yani görüş alışverişinde bulunduğu mekanlardır bunlar. Herhalde çok elit bir tabakaya hizmet ettikleri için mi nedir, çok az kişinin bildiği bu mekanlara Sultanahmet'te yeni bir yer daha eklendi: Edebiyat Kıraathanesi..
Türk Edebiyatı Vakfı binasının giriş katında bulunan kıraathane geçenlerde Başbakan Erdoğan'ın da bulunduğu bir törenle hizmete açıldı. Yolum sık sık Sultanahmet'e düştüğü için " Gidip bakalım, nasıl bir yer? " diyerek içeri adımımı attım.
İlk bakışta "Acaba yanlışlıkla lüks bir pastaneye mi geldim? " diyorsunuz ama içerdeki salonlara geçtiğinizde hoş bir manzara çıkıyor karşınıza. Otantik tarzda, eski Türk konakları şeklinde döşenip, tefriş edilmiş salonlarda şöyle demli bir çay içip, birşeyler okumanın zevkine diyecek yok doğrusu.
Ancak çayın fiyatı belirlenirken " Mekanın adıyla müsemma " edebiyatçılar değil daha çok turistler düşünülmüş. Çünkü ülkemizde edebiyat daha ziyade amatörce yapılan bir uğraştır. Yazarların çok çok azı emeklerinin karşılığını yani " telif hakkı " alabilir. Hele yazdıklarıyla geçineneler, para kazananlar yüz kişide bir elin parmaklarını bulmaz.
Böyle bir edebiyat ortamında içiniz çekse bile içtiğiniz çayın parasını düşünürken, pastanedeki diğer lezzetleri aklınıza bile getiremezsiniz.
Yine de cebinizde bir bardak çaya ayıracak paranız varsa " Edebiyatın bu nezih ortamını " şöyle bir solumanızı salık veririz.