- Kategori
- Gezi - Tatil
Edirne Gezisi

Selimiye Camii
09 Kasım 2014 Pazar sabahı saat 07.30 gibi günübirlik Edirne gezisi için yola koyulduk.
Hava bulutlu ve 18 derece idi. TEM Mahmutbey gişelerinden girdikten sonra 240 km otoban bağlantısı ile Edirne’ye 3,5 saat içinde varabiliyorsunuz. Ancak biz Çorlu çıkışından çıkıp kahvaltı için Çorlu merkezde kısa bir mola veriyoruz.
Çorlu, son yıllarda Trakya bölgesinde en gelişen ilçe ve Trakya’nın sanayi merkezi sayılır. Kahvaltı sonrası şehir merkezinde kısa bir tur atıp E-5 karayolunu tercih edip Kırklareli ilimizin Lüleburgaz ve Babaeski ilçelerini de ziyaret ederek Edirne’ye saat 11.00 civarı varıyoruz.
160.000 Nüfuslu eski Osmanlı başkenti Edirne, Yunanistan ve Bulgaristan sınırına komşudur. Şehir merkezinden Yunanistan sınırı 7, Bulgaristan sınırı ise sadece 17 km uzaklıktadır. Şehir merkezi ve alışveriş merkezlerinde Yunan ve Bulgar turistleri görmek olağandır. Öğrendiğim kadarıyla Bulgar turistler temizlik malzemelerini kendi ülklelerinde çok pahalı olması sebebiyle Edirne’den temin ediyorlarmış.
Edirne’de bizim ilk durağımız her zaman olduğu gibi Mimar Sinan’ın ustalık eseri olan Selimiye Camii ve Külliyesi. Çok büyük bir alana yayılmış Edirne’nin simgesi olan Selimiye Camii ve Külliyesi görülmeye değer bir başyapıt. Külliye içindeki Müze,Camii ve Arasta Çarşısı ziyaret yerlerimiz. Arasta Çarşısında meşhur ezmeci Arslanzade’nin dükkanına uğrayıp Edirne’ye özgü Badem Ezmesini em tadıyoruz hem de İstanbula götürmek üzere alıyoruz.
Selimiye Külliyesi sonrası Çarşıya doğru yönelirken yine bir Mimar Sinan eseri olan Eski Camii karşımıza çıkıyor. Burayı da görmeden geçmek olmaz diyor içi dizaynı çok farklı birmimari anlayış ile inşa edilen Camii görüldükten sonra çarşı içinde kısa bir tur atıp Meşhur Ciğerci Kazım Usta’ya uğruyoruz.
Edirne’ye gelip ciğer yemeden dönmek olmaz. Hele ki bunu Kazım Usta yapıyorsa lezzetine doyum olmuyor. Mercimek çorbası-Tava Ciğer ve bol soğan ile Cacık öğlen yemeği menümüz. Fiyatlar oldukça makul. Tava ciğer porsiyon 12 TL.
Öğlen yemeği sonrası aracımızı park ettiğimiz yere Selimiye Camii yanına gidiyoruz ve otopark ücreti için bize ilk parkettiğimiz anda söylenen ücretten fazlası söylenince ufaktan görevliyi ikaz etmek zorunda kalıyorum. Camii etrafında konuşlanan park görevlileri ile aracınızı parkederken fiyatı mutlaka konfirme edin.! Anladığım kadarıyla insanlardan 2-3 lira fazla almaya alışmış bir halleri var.
Aracımıza binip II. Beyazıt Külliyesi ve içindeki Şifa Müzesini ziyaret ediyoruz. Müzekart geçmiyor giriş ücreti ise 5 TL. Şehir merkezine sadece 2 km uzaklıktaki Külliye ve Şifa Müzesi 2004 yılında Avrupanın en değerli müzesi seçilmiş. Müze Osmanlı döneminde akıl hastalarını su ve müzik ile tedavi eden bir hastane imiş. Bu tarzı ile memleketimizde bir benzeri olmadığı dşünüldüğünde görülmeye değer kılıyor kendini. Yine Külliye etrafında boş arazi çok olmasına rağmen bir otopark furyası var. Biz bunları dikkate almıyor ve Külliye yanındaki ücretli park yerine değil, bir ara sokağa girip aracımızı bırakıp otoparkçı tayfasına paramızı kaptırmıyoruz. Bu müzeyi 2 yıl önce ziyarete geldiğimizde böyle bir otopark furyası yoktu ancak bugün itibari ile Edirne bu konuda oldukça gelişmiş.! Belediye bu konuda yeterince etkin değil anlaşılan veya Belediye bu organizasyona maalesef bilerek müsaade ediyor.
II. Beyazıd Külliyesi ve Şifa Müzesi sonrası rotamız Kırkpınar güreşlerinin yapıldığı Sarayiçi ve Balkan Şehitliği. Şifa Müzesinden devam yolda sadece 2 km ilerisinde yeralan bu mesire alanı içerisinde Balkan Şehitliği, Edirne Sarayı kalıntıları, Adalet Kasrı, Fatih Köprüsü, Kırkpınar Güreş Alanı, Saraya ait Hamam ve Mutfak görülüyor.
Sarayiçi bölgesini ziyaret ettikten sonra Tunca nehri ve köprüsü ile Meriç nehri ve köprüsünü geçerek Karaağaç bölgesine gidiyoruz. Karaağaç, Yunanistan ile sınırımızı belirleyen Meriç nehrinin öte yanında bulunan tek yerleşim yerimiz ve çok şirin bir kasaba.
Eski Rum evleri, Eski Tren Garı ( şimdi Üniversite Binası) ve aynı bahçede sembolik Tren ve Lozan Anıtı ile şirin sokakları görülmeye değer. Karaağaçta bulunan kafeler ve çay bahçeleri oldukça güzel, kasabaya renk katmış. Kasabanın etrafı ise adeta ağaçlar ile örtülmüş. Buralara kadar geldiyseniz tarihimizde önemli bir yere sahip olan bu küçük beldeyi ziyaret etmenizi öneririm. Meriç Köprüsünü geçtikten sonra 3 km uzaklıktadır. Yol üzerinde birçok bisikletli görürseniz şaşırmayın. Bu bölgede fayton ve bisiklet asıl ulaşım aracı olarak kullanılıyor.
Karaağaç gezimiz sonrası Meriç nehri kıyısında Lalezar Restoranı ziyaret edip, Hayrabolu tatlısı ile çay keyfi yapıyoruz. Tesis konumu ve bahçesi ile övgüyü hakediyor. Manzara ise muhteşem.
Akşam 18.30 civarı gezimizi tamamlayıp 60 km uzaklıktaki Kırklareli’ne gidip kısa bir ziyaret sonrası Pınarhisar- Vize-Saray üzerinden 22.30 civarı İstanbula varıyoruz ve günübirlik Edirne turumuzu tamamlamış bulunuyoruz.