- Kategori
- Anılar
Efor
03.05.2010 İstanbul zamanı durdurmanın bir yolu olsaydı keşke. Evimin loş ışıkları arasında sonsuz saadetimi devam ettirebilmenin ve hasretlik korkusunun verdiği dayanılmaz yalnızlık korkusunu dizginlemenin bir yolu olsaydı keşke. Dayanılmaz bir acı bu. Daha gitmeme bir hafta var ama şimdiden gitmiş kadar acı duyuyorum. Tanrım bir mucize olsa… Burada kalsam bir üç hafta daha… Yarın sabah uyansam ve geldiğim ilk sabahta uyansam. İçimde gidecek olmanın hüznü yerine yeni gelmenin heyecanı duyulsa. Şu gözyaşlarım dökülmese… Gözlerim dolmasa. Tanrım nasıl bir cehenneme yollanıyorum. Yalnızlık zor geliyor. Aile gürültüsünden, sevgilinin koynundan, dostlukların kahkahalarından uzakta olmak istemiyorum. Bu üçüncü dönüşüm. Sevgisizlik zor geliyor. Ne tür bir zavallılığın ortasında olduğumun da bir tasviri mümkün mü doğrusu bundan da şüpheliyim. Endişeler içinde yaşamaktan yoruldum artık. Serseriliğimin, bıçkınlığımın, vurdumduymaz halimin tek nedeni bu… 23 yaşında bir erkek olmanın, zengin bir erkek olamamanın beklentilerden kaynaklı baskısı, 23 yıldır her geçen gün daha da ağırlaşan endişelerimin/ mutsuzluğumun asıl kaynağını oluşturuyor. Zaman geçiyor ve ben sahte mutluluklar arasında sağlam karakterli rolünü yapmaya, gerçekten sağlam durmaya bir hayli efor harcıyorum. Yoruluyorum. Mutsuzum.