Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Haziran '16

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
843
 

Efsaneciler ekonomide de çuvallıyorlar

Efsaneciler ekonomide de çuvallıyorlar
 

Efsaneciler Ekonomide de çuvallıyorlar. Dr. Ali Topçubaşı


Komşularla sıfır sorun yaratacağız açıklamalarına karşın, Cumhuriyet tarihinde ilk defa  Rusya, İsrail, Suriye, Irak, Mısır, Libya başta olmak üzere tüm ülkelerle sorunlar yumağına gömülmemiz yetmediği gibi, Batıdan hukuk düzeyinin, İnsan hakları, Demokrasi, Basın özgürlüklerinin yok düzeyine indirilmesinin yanı sıra, islamcı terör örgütü olarak bilinen başta işıd olmak üzere yeterli mesafe konmaması nedeniyle kopma noktasına yaklaştığımız anlaşılmaktadır. Ülkemizin Afganistan, Pakistan, Irak, Suriye gibi her gün bombaların patladığı ülkelere dönmemizi engelleyen Ulu önderin laik, demokratik sisteme saldıran, hesaplaşmaya giren, ulusal bayramları güvenlik bahanesi ile yasaklarken,  zafer olarak kutlamamıza karşın sonradan tamamen Irak topraklarının kaybının başlangıcı olan  kut ül amare yı öne çıkarmak, yani ilk devreyi 1=0 önde kapatırken ikinci devresinde  8=0 geriye düşmemizi göz ardı etmek, 19 Mayısı küçümserken bunun İstanbul' un da yeni baştan topraklarımıza katmanın haklı gururunu  yerine getirmek yerine hepimiz saygı duyduğu halde İstanbul'un fethini öne çıkarmanın sonuçlarının faturasını her gün daha ağır yaşamaya devam ediyoruz.

En çok övündükleri ekonomide de sorunlar dağ gibi önümüze serilmeye başlanmıştır. İktidara geldiklerinde Cumhuriyet tarihi boyunca 129,6 milyar dolar olan borcu 3 kattan daha fazla arttırarak 2015 sonunda 398 milyar dolara çıkardıkları anlaşılmaktadır.Son 50 yıldır yaklaşık ortalama olarak yüzde 5 büyüyen Türk ekonomisini yeterli büyümeyi sağlayamadığı yönünde eleştirenler, son 5 yıldır ortalama yüzde 4’ün altında kalan büyüme için efsane üretemedikleri anlaşılmaktadır.  Hatta 2008 yılında toplam milli gelirimiz 730,3 milyar dolar olurken, 2015 yılında azalarak 718 milyar dolar, 2106 yılında ise 700 milyar doların bile altına inme riskini taşıdığı belirginleşmektedir.

Borç yükümüzün hızlı artışına karşılık büyümenin düşük kalması dikkat çekmektedir. Dünya ekonomisinde de kriz var bahanesinin geçerli olmadığı da anlaşılmaktadır. Dünya ekonomisinde yüzde 1,1 olan payımızın 2015 yılında yüzde 1’inde altında kalması, sorunun bizden kaynaklandığını göstermektedir. Hindistan’ daki büyümenin yüzde 7,5 u, Çin’deki büyümenin yüzde 6,8’i, Rabia işareti ile gündeme gelen Mısır’ daki büyümenin bile yüzde 4’lerde gezindiğini düşünürsek, ekonomimiz için  olumlu düşünmemizi engellemektedir. Zaten ihracatımızın geçen yılda başlayan düşüşünün sürdüğü anlaşılmaktadır. Oysa 2015 yılında olduğu gibi 2016 yılında da Dünya dış ticaretinin yüzde 5’e yakın artışı beklenmektedir. Dünya dış ticareti artarken bizdeki azalma eğiliminin sürmesi de ekonomik tablomuz daki karamsarlığı hiçbir mazereti hafifletmeyeceği yönünde olmaktadır.

Ayrıca, gelişmesini tamamlamış ekonomilerdeki büyümeyi kendi ekonomimizdeki büyüme ile karşılaştırmamız gerekmektedir. ABD’ nin 2016 yılı için beklenen yüzde 1,8 büyümesi, bu ülkenin  17,6 trilyon olan milli gelirine 316,8 milyar doların eklenmesi anlamına gelmektedir. Ülkemizdeki iyimser tahminle yüzde 4 lük büyümede bile 718 milyar dolarlık milli gelirimize ancak 28,7 milyar doların eklenmesi anlamını taşımaktadır. Yani ABD için eklenen 316,8 milyar doların bizdeki büyüme karşılığı,  ekonomimizin yıllık olarak yüzde 44 büyümesi anlamını taşımaktadır. Yani, şu anki büyümenin 11 katını gerçekleştirmemiz gerektirdiğini açıklamaktadır. Bunun da imkansız olduğu açıktır. Almanya’ nın da bu yıl beklenen yüzde 1,5 büyümesinin anlamı, yaklaşık 4 trilyon dolarlık milli gelirlerine 60 milyar dolar eklenmesi anlamına gelmektedir. Bununda ekonomimizdeki karşılığının yaklaşık yüzde 8’in üzerinde büyüme sağlamamız gerektirdiğini anlatmaktadır.

2023 yılında Dünya’ nın 10 büyük ekonomisi olacağımız savı, 16. Büyük olan ekonomimizin 19. Sıraya indirip ilk 20’ nin dışına indirme sinyalini kuvvetli verirken, 500 milyar dolar olarak hedeflenen ihracatımızın da yarısına bile ulaşamayacağımızı şimdiden göstermektedir. Son 50 yılda ortalama yıllık yüzde 5’lik büyümeye burun kıvıranlar, borçlanma ekonomisine rağmen ortalamanın çok aşağısında kaldıklarını nasıl açıklayacaklarını soracak muhalefetin de olacağını hesaba katacaklardır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 76
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 628
Kayıt tarihi
: 07.06.11
 
 

Ekonomi doktorası yaptım. İyi derecede İngilizce, orta derecede Almanca biliyorum. Ülkemizde kdv ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster