​ Eğer bu gün genç bir anne olsaydım / Doğal Hayat / Çevre / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Eylül '08

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
 

Eğer bu gün genç bir anne olsaydım

Eğer bu gün genç bir anne olsaydım
 

...


Gökyüzü masmavi, dereler pırıl pırıldı ışıkların arasında sazanlar oynaşırdı.

Bu gün genç bir anne olsaydım

Sade bir hayat öğretirdim çocuklarıma.

Bize ait olmayan dünya kaynaklarını nasıl dikkatli kullanması gerektiğini…

Küçükken hiçbir şey satın almadığımı, para taşımadığımı, annemin hazırladığı tertemiz gıdalarla beslendiğimi…

Çocukluğumu etkileyen harp sonrası yokluk dönemlerine ait en değerli ilk kitabım anneannemi… Onunla nasıl göğe büyüdüğümü…

Bir pirinç tanesini düşürmeden ayıkladığımız yıkadığımız günleri anlatırdım.

Sokaklarımızdan berrak sular akardı ama ninem bir pirinç tanesinin ne kadar su karşılığında dünyaya geldiğini suyun önemini, banyoda suyu nasıl tasarruflu kullanmam gerektiğini her fırsatta anlatmaktan kendini alamazdı.

Öğretmenlerimiz bir defteri birkaç ders için kullanacak şekilde nasıl bölmemiz gerektiğini. Yerli malı kullanmamızın, ekmeğimizin hayati önemini…O zaman çöpe ekmek atılmazdı. Anneler çocuklarına böldükleri ekmeğin bitirilmesi gerektiğini, tabakta artık bırakılmasının en büyük günah olduğunu anlatırdı. Artık bakıcılara çocuklarını ağlatmamaları ne isterse yapmaları tembih ediliyor. Akşamları çocuğun hiçbir gereksinimi olmayan sürprizlerle evine dönüyor anneler ya da bir alışveriş merkezine götürüyor çocuklarını..

Hala kızarmış ekmeği severim zira bayat ekmeklerimiz ertesi sabah kahvaltısının mis kokulu ödülü olurdu. Tüketemediklerimizi ninemle kuşlara verirdik.

Kullandığımız bardağı bir tabağa kapatır mümkün olduğu kadar çok bardak tabak çıkarmazdık misafir gelmedikçe. Uzun mesafeleri yürür arabaya binmez vapurla gezmeye bayılırdık. Pazara file ile alışverişe çıkardık doğanın dengesini altüst eden, hayatı tehdit eden plastik torbalar yoktu.

Gökyüzü masmavi, dereler pırıl pırıldı içinde sazanlar oynaşırdı.

Kordonda babamın tekne yarışını izlerken yunusların da onlarla yarıştığını görmek beni korkuturdu. Artık yoklar.

Sokaklar tertemizdi yanımızda bulunan uygun bir şeyin içine sıkıştırırdık elimizdeki çöpü sokağa atmazdık bilirdik ki o sokaklar bizim… Komşu teyzeler de bizimdi. Annemiz gibi bizi kollar ilgilenirdi. Hatta anahtarlarımız evimizin kapısı üzerinde dururdu. Gelen kolayca girsin diye.

Akşamları herkes kendi kapısını süpürür mermer merdivenlerini siler, evlerimizin kordona dik açılan deniz kokulu sokakları kahkaha, sevgi sözcükleriyle geceye açılırdı. Artık su yok… fakat kapı önlerini süpürgesiz, arabalarını hortumla yıkayanlar var. Dostlar birbirlerine ikram etmek için yaptıkları kültür zenginliklerini yansıtan yemek, tatlı börekleriyle övünç duyardı. Artık insanlar etiketlerle varlıklarıyla övünüyor. Dostluk bitti. Zaman kalmadı dostlara ayıracak.

Birileri dümensiz teknoloji ile kültürleri bilinçli altüst etti. (Gri adamlar)…Son iki nesil sessiz kaldı kabullendi. Evet… evimizi koruyamadık. Doğası ile verilen değerleri ile. Çöpler doğru dürüst beslenemeyen, eğitilemeyen çocuk bezleriyle dolu. Çevremiz masum sokak çocukları ile….

Büyük gösterişli –sevgisiz evler, bencillik harikası son model arabalar, insan zekasını yerle bir eden gökdelenler, alt katta sürünenler üst katta dans edenler ne yazık ki zor bir dünyaya bırakıyoruz çocuklarımızı.

Eğer bu gün genç bir anne olsaydım

Hiç göze batmayan sade bir hayatın içindeki zenginlikten bahsederdim. Sevgiden…Paylaşmaktan gönül avcısı olmanın dünyanın en büyük erki olduğundan…

Tanrının yedi kat yer altından yedi kat gökyüzüne donattığı mucizelerle dolu dünyanın sadece misafiri iken

Soyguncusu olan insanlara karşı tetikte olmasını söylerdim. En tehlikeli canlı türünün eğitilmemiş, yanlış eğitilmiş insanlar olduğunu öğretirdim.

Dümensiz hayatın içinde masum çocuklarımızı kaybettik, kaybediyoruz. Farkında olanlar güçlü olmalı dayanışma içinde olmalı her ne kadar gecikmiş olsak da .

Belki affeder Tanrı bizi…

1975 teki bir araştırmaya göre, okyanuslarda dolaşan gemiler yılda yaklaşık 3.700.000kg. plastik torbayı denizlere boşaltırlar... Dünya yüzeyi henüz bir plastik çöplüğüne dönmemişse, bunun nedeni denizlerin dibinin çöplük olarak kullanılmasıdır. - U.S. National Academy of Sciences

Işık, plastik torbalarda kimyasal çözümlemelere neden olur.
Zaman içinde daha küçük ancak daha zehirli petro-polimerlere bölünürler... - CNN.com/tecnhology November 16, 2007

San Francisco, Bangladesh, Rwanda, İsrail, Kanada, bir çok Afrika ülkesinde, Singapur ve Taiwanda yasaklanmış ve ilk adımlar atılmıştır.

Çin, kullanımını paralı yapmıştır.

İrlanda vergilendirerek % 90 kullanımı engellemiştir. Bu yolla büyük bir petrol ürünü tasarrufu gerçekleştirilmiştir.

Darısı başımıza…

 
Toplam blog
: 28
: 497
Kayıt tarihi
: 12.05.08
 
 

DOĞA, SANAT, HAYATA DAİR HERŞEY. İzmir de doğdu… Resim sanatçısıdır. Resim sanatçısı Fatma Eye ve 1..