- Kategori
- Eğitim
Eğitim ama niçin?

alıntıdır
Her insanın yaşam değerleri ve hedefleri vardır. Ya da en azından olmalıdır.
Vatanımı seviyorum. Ona göz dikenlerin gözünü oyarım.
Milletimi seviyorum. Onlar uğruna canım feda olsun.
Namusuma asla laf ettirmem.
Benimsediğim fikirleri sonuna kadar savunurum… Bunlar ve benzerleri bizim değerlerimizdir.
İyi bir okul bitireyim.
İyi bir işim olsun ve iyi paralar kazanayım.
Bir yuva kurayım. Çocuklarım olsun. Evim, arabam, yeterince param olsun…
Bunlar ve benzerleri de hedefleri olabilir.
Yaşam değerlerinize sahip çıkar ve hedeflerinize de ulaşırsanız mutlu olursunuz.
Mutlu olunca da başarılı sayılırsınız.
OKUL BAŞARISI+İŞ BAŞARISI+EVLİLİK BAŞARISI=YAŞAM BAŞARISI diye formüle edebiliriz.
Yukarıdakilerden bir tanesinde başarısız olursanız, dolaylı olarak yaşamda da başarılı olmuş sayılmazsınız.
İşte eğitimin amacı insanları yaşam başarısına ulaştırmak olmalıdır. Peki günümüzde eğitimin böyle bir işlevi var mı? Ne yazık ki evet demek zor.
Okullarımızın başarı ölçütü sınav kazanmak.
‘En iyi öğrenci en iyi okulu kazanan öğrencidir.’
‘En iyi öğretmen, en iyi okulu kazandıran öğretmendir.’
‘En iyi okul sınavlarda en çok kazandıran okuldur.’
Bu yanlıştır. Böyle düşünmek ve böyle uygulamakla eğitimin asıl amacı göz ardı edilmektedir.
Eğitimin asıl amacı bilgiyi gerektiği yerde ve zamanında kullanabilen, düşünce gücü gelişmiş, duygu dünyası olgunlaşmış, sosyal becerileri gelişmiş, sorunları çözebilme yeteneği gelişmiş insanlar, yetiştirmektir.
Böyle insanlar yetiştirmek için ana babalara okullara ve medyaya düşen görevler vardır.
Çoğu anne baba bu konuda bilgili değiller. Bu nedenle de çelişkiler yaşıyorlar.
Yapacakları: Bu konuda uzman kişilerden yardım alabilir, ilgili kitapları okuyabilirler.
Okulların birine başvurarak kendilerine yardımcı olmalarını isteyebilirler.
Medyanın yanlışları çok. Her olaydan bir haber yapmak uğruna, aslını astarını araştırmadan eğitim konusunda ve eğitimi yaralayacak haberler yapıyorlar. Suçlananlar suçlandığı ile kalıyor. Öğrenciler klasik söylemiyle yarış atı olmaları yönünde adeta teşvik ediliyor.
Asıl okulların yapacağı çok şey vardır. Bir kere okul idarecileri ve öğretmenler sözde eğitimi bırakıp öze dönmelidirler.
Öyle müdür odalarını, öğretmenler odalarını en iyi mefruşatla döşemekle, duvarları boyayıp süslemekle, bilgisayarları odalara toplayıp kapıları kilitlemekle bu iş olmaz.
Okullar tek kulvarda yarışmaktan vazgeçmelidir. Öğrenciler bir üst okulların sınavlarına hazırlanırken onların duygusal zekalarının eğitimine de önem verilmelidir.
Duygusal zekâ eğitimin amaçları:
Öğrencilerin, duygularının farkında olmasını sağlar. Empati yapmayı öğretir.
İletişim kurma becerisini geliştirir. Grup çalışması yapabilme yeteneği sağlar.
Yanlışını kabul edebilmesini sağlar. Sevgiyi ve duyguyu öğretir. Sorumluluk duygusu kazandırır. Sorunları çözme becerisi kazandırır. Yapılan araştırmalarda bizim toplumumuzda akademik zeka eksikliği saptanmamıştır. Ancak duygusal zekada çok önemli eksiklikler olduğu görülmüştür.
Böyle olduğunu şu örneklerden anlıyoruz ;
Bizde hiç kimse suçunu kabul etmiyor.
Özür dileme anlayışı yerleşmemiş.
Yanlışlardan ders çıkarılmıyor.
Okullar şunları yapabilirler;
Okullarına, olmazsa Milli Eğitim yöneticilerinin yardımıyla yerleşim yerlerine sağlık birimleri kurabilirler.
Rehberlik ve psikolojik danışmanlıklar kurulabilir, var olanlara da işlerlik kazandırılabilir.
Velilerle iş birliği içine girebilirler. Seminerler konferanslar düzenleyerek onları çocuk eğitimi konusunda bilgilendirebilirler.
Sevgili yönetici ve öğretmen kardeşlerimiz eğer; sadece sınav odaklı başarı üzerinde duruyor, duygusal zeka eğitimi yapmıyor, çeşitli velilerle iş birliği yapıp onları çocuk eğitimi üzerinde bilgilendirmiyorsanız, siz eğitimin asıl amacına yönelik eğitim yapmıyorsunuz. Sizin yaptığınız sadece eğitim adı altında makyaj yapmaktır. Bu da ilk zorlukta sapır sapır dökülecektir.