- Kategori
- Eğitim
Eğitim zorlukları

Şimdiki çocukları şanslı görüyorum. Çünkü onların eğitim koşulları çok daha iyi, yinede Şehir ve köyler arasında uçurumlar var. Özellikle Doğu Bölgelerimiz' in köylerinde. Okuyoruz, duyuyoruz. Örf ve Adetlerden dolayı kız çocuklarını okula göndermeyenler var. Hangi çağda yaşıyoruz.
- HZ.MUHAMMET. S.A.V Zamanında bile okumak kutsaldı.Hatta bu konu da Vahi bil geldi
-Türk filmi sanatçılarımızdan Cüneyt Arkın'ı baş rolünü oynadığı (ÖĞRETMEN)Atlı filim cahilliği en iyi anladan eserler arasında.
Bu cahilliğin bitmesi gerekiyor. Ama ne zaman. İşte onu bilmiyorum. Elbette Örf ve Adetlerimize bağlı kalacağız. Ama cahil olarak değil. Öyle insanlarımız var ki, çocoğunu okutabilmek için varını yoğunu satıp, hatta yaşadığı şehri bile değiştiriyorlar. Bize de onları tebrik etmek düşüyor. Onlara da gururlanmak.
Öğretmenlerimizide unutmayalım. Onların hakları ödenemez. Çünkü onlar: Öğrencilerine ulaşabilmek, onlara birşey aşılamak, öğretebilmek için her şeyi göze alıyorlar.
-okulu boyayıyorlar, kışın ısına bilmek için öğrencilerle birlikte odun temin etmeye, çocuklarını okulagöndermeyenleri bile ikna etmeye gidiyorlar...vb
Bu konu da küçük bir anımı anlatayım:
Beğel Köyü İlk Okulundayken kış yaklaşıyordu. Her öğrencinin okula bir eşek yükü odun getirmesi gerekiyordu.
Komşumuz ve ilkokul arkadaşım olan Ercan ile birgün kararlaştırdık. O gün geldiğinde biz diğer arkadaşlar gibi odun kesmek için dağlara ğitmemiştik, hatta yanımıza eşek bile almamıştık. Çünkü yaşlı bir teyzenin köyün yakınında elmalığı vardı. Ortasındada kocaman badem ağacı. Ama ağaç devrilmiş durumdaydı. Ecanların bu elmalığın yanında harmanlığı vardı. Köye yakın olduğu için biz sık sık oraya oynamaya giderdik.
-Ercan payama bak payama (Badem ağacı)
-Ne var ?
-Odun odun! okula götüreceğimiz odunu burdan keseriz.
-Kimseye söyleme, tatilde gelip kesip gidelim.
Bu elmalığa ulaşmak için yol vardı ama biz yolu tercih etmemiştik. Tarlaların arasından direk gitmeyi düşünmüştük.
Tarla sınırına geldiğimizde sınırdaki kesik çalıları bir kenara atıvermiştik. Seviniyorduk badem ağacına doğru yöneldik. Öyle dalmışızki ayaklarımızı kaldıramaz olduk. Çünkü batıyorduk bataklığa dalmışız, birşey anlayamadık. Bataklığa benzemiyordu. Orasıda elmalığın diğer yerleri gibi görülüyordu. "Ebeeee!, Ebeeee!(Babaanne veya Anneanne)"diye bağırmaya başladık. Kimselere duyuramadık. Bir ayağımı zor bela kaldırıyorum yere koyar koymaz yine batıyordu. Çizmelerimizi bırakın çoraplarımız bile çıkmıştı. Bir yandanda ağlıyorduk. Ben Ercan'dan önce kurtulmayı başardım. Hemen bir dal parçası uzatarak Ercan'ıda çıkardım. (Bademin dalıyla) Geriye yalın ayak döndüğümüzü hatırlıyorum ama elimizde baltalar varmıy dı yok muydu onu hatırlamıyorum.
Lise dönemlerimde bile hergün 5-6 km uzaktaki köylerden gelen arkadaşlarım vardı.BAŞARILIYDILAR.
- HZ.MUHAMMET. S.A.V Zamanında bile okumak kutsaldı.Hatta bu konu da Vahi bil geldi
-Türk filmi sanatçılarımızdan Cüneyt Arkın'ı baş rolünü oynadığı (ÖĞRETMEN)Atlı filim cahilliği en iyi anladan eserler arasında.
Bu cahilliğin bitmesi gerekiyor. Ama ne zaman. İşte onu bilmiyorum. Elbette Örf ve Adetlerimize bağlı kalacağız. Ama cahil olarak değil. Öyle insanlarımız var ki, çocoğunu okutabilmek için varını yoğunu satıp, hatta yaşadığı şehri bile değiştiriyorlar. Bize de onları tebrik etmek düşüyor. Onlara da gururlanmak.
Öğretmenlerimizide unutmayalım. Onların hakları ödenemez. Çünkü onlar: Öğrencilerine ulaşabilmek, onlara birşey aşılamak, öğretebilmek için her şeyi göze alıyorlar.
-okulu boyayıyorlar, kışın ısına bilmek için öğrencilerle birlikte odun temin etmeye, çocuklarını okulagöndermeyenleri bile ikna etmeye gidiyorlar...vb
Bu konu da küçük bir anımı anlatayım:
Beğel Köyü İlk Okulundayken kış yaklaşıyordu. Her öğrencinin okula bir eşek yükü odun getirmesi gerekiyordu.
Komşumuz ve ilkokul arkadaşım olan Ercan ile birgün kararlaştırdık. O gün geldiğinde biz diğer arkadaşlar gibi odun kesmek için dağlara ğitmemiştik, hatta yanımıza eşek bile almamıştık. Çünkü yaşlı bir teyzenin köyün yakınında elmalığı vardı. Ortasındada kocaman badem ağacı. Ama ağaç devrilmiş durumdaydı. Ecanların bu elmalığın yanında harmanlığı vardı. Köye yakın olduğu için biz sık sık oraya oynamaya giderdik.
-Ercan payama bak payama (Badem ağacı)
-Ne var ?
-Odun odun! okula götüreceğimiz odunu burdan keseriz.
-Kimseye söyleme, tatilde gelip kesip gidelim.
Bu elmalığa ulaşmak için yol vardı ama biz yolu tercih etmemiştik. Tarlaların arasından direk gitmeyi düşünmüştük.
Tarla sınırına geldiğimizde sınırdaki kesik çalıları bir kenara atıvermiştik. Seviniyorduk badem ağacına doğru yöneldik. Öyle dalmışızki ayaklarımızı kaldıramaz olduk. Çünkü batıyorduk bataklığa dalmışız, birşey anlayamadık. Bataklığa benzemiyordu. Orasıda elmalığın diğer yerleri gibi görülüyordu. "Ebeeee!, Ebeeee!(Babaanne veya Anneanne)"diye bağırmaya başladık. Kimselere duyuramadık. Bir ayağımı zor bela kaldırıyorum yere koyar koymaz yine batıyordu. Çizmelerimizi bırakın çoraplarımız bile çıkmıştı. Bir yandanda ağlıyorduk. Ben Ercan'dan önce kurtulmayı başardım. Hemen bir dal parçası uzatarak Ercan'ıda çıkardım. (Bademin dalıyla) Geriye yalın ayak döndüğümüzü hatırlıyorum ama elimizde baltalar varmıy dı yok muydu onu hatırlamıyorum.
Lise dönemlerimde bile hergün 5-6 km uzaktaki köylerden gelen arkadaşlarım vardı.BAŞARILIYDILAR.