​ Eğitimimizin geldiği nokta / Eğitim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Şubat '15

 
Kategori
Eğitim
 

Eğitimimizin geldiği nokta

Eğitimimizin geldiği nokta
 

egitim.hurriyet.com.tr


Milli Eğitim Bakanı Avcı: “Eğitimimiz yazboz tahtasına döndü.” demiş…
 
Eğitimde elbette durmak olmaz. Koşullara ve duruma göre elbette bazı şeyleri çağa ve  dünyanın gidişatına uymak, uydurmak için değiştirmek, geliştirmek gerekir. Eğer siz gerekli değişiklikleri, yenilikleri yapmazsanız; o zaman tarih karşısında suçlu duruma düşersiniz.
 
Ama doğrusu öyle değilmiş ; yapılan değişiklikleri tarihin gidişine değil, tersine uydurmak şartmış ve gidişat bu yönde olmalıymış…
 
Yani yapılan işler neler?
 
Eğitime Osmanlıca ve Arapça’yı boğazına kadar sokmak.
 
Medrese ve Külliye’yi canlandıracağız. Bütün üniversitelere kocaman camiler yapıp; bilimi dinin emrine sokmak..
 
Tüm toplumun eğitimine, ihtiyaçlarına yetemeyen Milli Eğitime Özel okullardan yardım aramak... Son umut bu..!
 
Bu fakir millet, nasıl bu Özel Okulculuğu sürdürecektir; ona para bulacaktır; onun çarkını çevirmeye çalışacaktır… Bunu Pennsilvania’nın mollası bile beceremedi. Gücü yetmedi..
 
Eğitimimizde ciddi sorunlar var:
 
Kızlarımızı okutamıyoruz.
 
Nitelikli bir eğitime sahip değiliz.
 
İnsanlarımıza kitap okumasını öğretemiyoruz.
 
Milli Eğitim Bakanı Avcı: “Eğitimimiz yazboz tahtasına döndü.” Demiş…
 
Elbette döner. Eğitimde gerçek sorunların üzerine gitmiyorsunuz ki ; ikincil sorunlara, ancak yozlaştırıp yaklaşıyorsunuz…
 
Bu memleketin köyden, kasabadan gelen çocukları okuyamıyorlar. Eskiden yatılı okullar vardı; yatılı askeri liseler vardı… Şimdi verdiğiniz üç beş kuruş bursla, hangi üniversitede , kim okuyabilir?
 
Taşranın okulları da gençleri tam anlamıyla hazırlayabilse. Bütün acemi öğretmenleri oraya gönderirsiniz. Ondan sonra, gençler üniversiteyi kazanamıyor diye , çekiştirirsiniz…
 
Ne yapsın gençler, sobalı, buz gibi okullarda; titremekten başka.. Nasıl öğretmen ders anlatsın, çocuklar nasıl anlasınlar…
 
Niçin bütün köy okullarının tümü kaloriferli değil. Çok mu zor?
 
Nişantaşı’nda filan öğrencileri sobalı okullarda okut da ne oluyor görelim,bakalım.. Mümkün mü? Ama Tunceli’nin bilmem ne köyündeki çocukların elde ayakta yok, bir de sınıfta titremeleri onlara çok normal geliyor.
 
Bir de şu Fatih Projesine kafayı taktılar…
 
Yani çocukların eline birer tablet verecekler (Anlaşılan ders kitaplarını basmak artık çok pahalıya maloluyor) ona da kendi yazdıkları kitapları yükleyecekler ve her şey hallolacak . Bekleyin. Öyle kolay o işten kurtulamazsınız. 
 
Eğitim öyle uydurmasyon projelerle yürümez. Eğitim para , zaman ve sabır demektir. Ama her şeyden önce gerçek kaliteye önem vermek gerekir. Özellikle de öğretmen niteliğine . Şu Eğitim Fakültelerinin başına İlahiyat’tan nakil hocalar  atamanız şart mı? Bu neye çare olur? Bu işler duayla yürümez. Gerçek önlemleri almazsanız; 20 yıl, 25 yıl sonra eğitim sisteminden çıkacak insanlar size dua etmezler.
 
Eğitim mutlaka , bugün sisteme giren insanların ve bu toplumun gerçek ihtiyaçlarına yanıt vermelidir. Yanıt vermiyorsa, o uydurmasyon bir eğitimdir… Kaldır at. Neye yarar?
 
Milli Eğitimin kafası rahat değil ki… Milli Eğitim Bakanı’nın kafası rahat değil ki! Karışanı, görüşeni o kadar çok bir Bakanlık ki… Allah Bakana sabır versin… Sabır versin de… Biraz devlet de para versin. Çünkü bu işler parayla dönüyor.
 
Hala kadrolarda açıklar var… Bir türlü dolmadı.
 
Yüksek lisanslı; Doktoralı eğitimci sayısı son derece az. Bu “Niteliksizliğin” en büyük göstergesi .
 
Üniverseteye erişen, okuyan ve mezun olan öğrencilerimizin, yetişkinlerimizin sayısı hala çok az…
 
Kaliteli insanımız az. 
 
Nüfusumuz olmuş 78 milyon. İstanbul’un nüfusu 15 milyon (Yunanistan’dan fazla..) Bu kadar insan eğitim talep eder. 
 
Bir müjdeli haberimiz var. Özel okullardaki öğrenci sayısı artmış :  765 bin 635 ulaşmış. Ne güzel değil mi? Devlet bu kadar öğrenciyi sırtından atmış…
 
Bu arada İmam-Hatip okullarının sayısı 11 yılda 7 kat artarak  474 bine çıkmış…Yakında galiba normal (düz) lise diye bir şey kalmayacak…
 
Türkiye’de , Türkiye'de 60 bin 165 okulda toplam 25 milyon 429 bin 670 öğrenci eğitim görüyor, 880 bin 317 öğretmen de hizmet veriyor (2012 rakamları)
 
Okul öncesi eğitimdeki okul sayısı, geçen seneye göre bin 19 artışla 28 bin 625 olarak belirlendi. Öğrenci sayısı ise bu sene 53 bin 738. (Ne kadar az..!)
 
Eğitimde hem sayısal iyileştirmelere ihtiyacımız var. Hem de nitelik açısından. Ama gerçek ihtiyaçlara gözünü kapamış bir toplum  adeta , sistemi öteki dünyaya hazırlamak için kurguluyor .
 
Oysa eğitim insanı adam eder. Ama ona verilmesi gereken bilgileri ve becerileri verirseniz. Vermeseniz, işte ortalarda gezer durur, her yerde iş arar bulamaz… Bu onun kaderi değildir. Bu ona bu toplumun biçtiği değerdir. 
 
Çocuklarımıza ve gençlerimize yazık oluyor.
 
 
Toplam blog
: 2579
: 848
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..