- Kategori
- Eğitim
Eğitimin güncel sorunları 1: Yurt sorunu

showhaber.com
Türkiye’de öğrencilerin yurt sorunu bitmez.
Özellikle köylü olup okumak için büyük kentlere gelmek durumunda olan öğrenciler sudan çıkmış balığa dönmektedirler.
Sınırlı bütçesiyle köyünde kıt kanaat geçinen bir aile büyük kentlerde çocuğunu nasıl okutur.
Hadi diyelim , taşımalı eğitimle filan, zor bela Lise seviyesine kadar çocuğunu getiren aile, Lise ve daha ileri düzey için en yakındaki bir kenti, büyük kentleri düşünmek zorundadır. Okutmasa olmaz; çünkü şimdinin genci uyanıktır, eğitimin kendisine neler getireceğini bilmektedir.
Kente adımını atan öğrenci orada yaşayabilmek için bir savaş vermek durumunda olduğunu anlar. Bunun ilk adımı barınma ve ikincisi iaşedir. Genç ilk önce barınabileceği bir yer bulmak zorundadır; ikincisi yeme içme masraflarını karşılamak durumundadır.
İlk günlerdeki otel , lokanta masrafları çocuk ve ailesi için öylesine umutsuz bir durum yaratır ki , çocuk her şeyi bırakıp köyüne; çiftinin çubuğunun başına dönmeyi düşünebilir. Bu evrede okumaktan, öğrenimden vazgeçmiş çok aile , çok genç vardır. Onlar , ilerde bu zorluk günlerini çok ararlar. Yeniden yeniden bir şans yaratmak isterler ama , kolay mı?
Bu aşamada Devlet Yurtları, Devletin imkanları son derece sınırlıdır; genci adeta nefessiz bırakır. “Yer yok ki…” derler. Bütün akan sular durur.
Gencin, çocuğun kim elinden tutacaktır. Kim ne yapacaktır.
Daha önceden bu durumları planlayan aileler gençler; daha önce kente gelmiş yerleşmiş arkadaşlarının yanında, bir odasında kendi çocuklarının da böyle bir evde kalabilmesi için bütün imkanlarını kullanırlar.
Böyle tek gözlü, veya iki odalı küçücük ahırdan bozma evlerde, fahiş bir ücreti paylaşarak; sabah akşam, bulgur pilavı, bulgur çorbası yiyerek okumaya çalışan binlerce genç vardır. Onların bir bölüğü de bu savaştan zaferle çıkar. Ama bir kısmı dayanamaz.
Devletin yurtları, ne Lise düzeyinde ne Üniversite düzeyinde gençlerin isteklerini, ihtiyacı karşılayamaz. Ondan sonra gençler ortadadır. İmkanlarına göre, nerede barınma imkanı bulabilirlerse, orada yaşamaya çalışırlar…
YÖK Başkanı Çetinsaya’nın söylediğine göre, bugün Türkiye’de 175 Üniversite ve 5 milyon civarında öğrenci var.
Bunlar nerede kalır; barınır?
Devlet , Kredi Yurtlar Kurumu’nun verdiği bilgi şöyle :
KYK Kurumu; halen 81 il, 131 ilçede ve Lefke'de bulunan toplam 314 yurtta 274.344 yatak kapasitesi ile hizmet vermektedir. 2011-2012 öğretim yılında başvuran öğrencilerden, öğretim yılı başı itibarıyla 103.052 öğrenci doğrudan, diğer öğrenciler ise yedeklik sırasına göre yurtlara yerleştirilmiştir. 2012 yılında Yönetim Kurulumuzca öğrencilerimizin ekonomik koşulları da dikkate alınarak aylık yurt yatak ücreti 105 TL olarak belirlenmiştir. Standardı yüksek, özel nitelikli yurtların aylık ücreti ise 114–198 TL arasındadır.(2012;kyk.gov.tr)
Durum böyle ama, bu yurtlar kolay kolay öğrencinin eline geçmez. Onun için öğreci bulabildiği her imkanı kullanır. Öğrencilerle yapılmış ankette, gençlerin arzuları ankete şöyle yansımıştır
Ne çeşit yurtta kalmak istersiniz?
KYK ya da Okul Yurtları-18.1% ; Cemaat Yurtları_ 27.1% ; Atatürkçü Yurtlar- 30.2% ; Özel Yurtlar- 24.6% -Toplam Oy : 199 (wowturkey.com)
5 milyon okumak isteyen genç ; 275 bin yatak… Bu durumda gençlerin işi biraz Allaha biraz da ailelerinin durumuna kalmıştır.
Siz istediğiniz kadar , “Ben çocuğumu okutacağım..!” deyin… Sonraki soru : “Nasıl, neyle?” sorusu gelecektir. Çoğu kez bunun açıklaması yoktur. Devlet gençlerin okumasını ister ama işte o kadar. Bir yerden sonra elinden bırakıverir… Git, ne halin varsa, gör…der. Ondan sonra genç, Koca Kentte, bir gayya kuyusundadır; kurtlar sofrasındadır.
Ya orada boğulmamak için yüzmeyi öğrenecektir. Yada işte… Bu hikayenin sonunu iyi getiremeyenler bilir. Çok acıklıdır. Çok elimdir. Büyük kentten okuyamadan dönmek. Yurt yuva meselesini halledip, kendine bir yer açmak.. Bazıları için ne kadar zordur!
Büyük kentte esnafı , ev sahibi birer kurt olmuş, genci ve ailesini sömürmek için ellerinden geleni yaparlar. İşte, kurt kanunu…
Ondan arta kalanı da Cemaat Okulları toplarlar ve kendisine benzetirler. Önce, türban, arkasından yapılması yerine getirilmesi gereken emirler… Böyle dört yıl, beş yıl geçer mi? Çok zor.
Eskiden bu işler daha kolaydı. Yatılı okullar, Üniversiteler; yüksek okullar vardı. . Genç Okuluna teslim olduktan sonra, gencin barınması sağlanır; yedirilir içirilir; çamaşırları yıkanır; ve yılda bir iki kez de cebine para konurdu. Bu satırların yazarı böyle bir okuldan mezun olmuştur. Ve Devletine minnettardır.
Ama o Devlet ve... çok geride kaldı. Şimdi her şey parayla. Paran yoksa… çek kuyruğunu gitsin. İşte o kadar.