Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Nisan '07

 
Kategori
Sivil Toplum
 

Ekmek davası

Osmanlı devleti yıkıldıktan sonra Cumhuriyet’le birlikte yeni bir devlet ve yeni bir dönem başlamıştır. 80 yıldır Türkiye birçok alanda gelişmesine rağmen maalesef ekmek davası halen çözülememiştir. Ekonomik manada halkın rahatlayamaması beraberinde çeşitli sorunları getirmiştir.

Kavgalar, tartışmalar, yalan söyleme iftira, hırsızlık, kültürel yozlaşma, yardımseverlik duygusunun zayıflaması, bananecilik gibi bir çok soysal sorun iyice artmaya başlamıştır.

Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın düşüncesi yerleşmeye başlamıştır. Peki, bu durumdan herkes şikâyetçi olmasına rağmen neden önüne geçilememektedir.

Ekonomik olarak toplum “dar gelirli, az maaşlı, ürünün para yapmayan çiftçi” gibi daha birçok tanımlamaları ile ekonomik sıkıntı yaşamaktadır.

Asgari ücretle çalışan biri maaşının yarısından fazlasını ev kirasına, gıda, giyecek ve diğer ihtiyaçlarına harcayan bir toplumda sosyal sorunların olmaması mümkün değildir. İstediğiniz kadar dernek kurun, sivil toplum örgütü oluşturun maalesef bunların devam sağlanamayacaktır.

Ülkemiz üzerinde oynanan çeşitli oyunlar oynandığın biliyoruz. Ekonomik anlamda sıkıntıya düşürülen halk ekmek davasını düşünmekten, karnımı nasıl doyuracağım, nasıl evimi geçindireceğim, çocuklarımı nasıl okutacağım çabasında olduğundan yani sadece geçim derdinden dolay toplumun diğer gelişmeleri unutulmaktadır.

Kültürel faaliyetlere katılım az, sinema, müzik, sanat ve zanaatkârlık azalmakta, eskiye özlem fazla, insanların birbirlerinden şikâyetleri artmakta, sevgi saygı, yardımlaşma unutulmakta, tatil yapma lüks gibi görülmekte hafta sonları şehrin kıyısında günübirlik yapılan gitmeler tatil gibi kabul edilmekte, avunulmaktadır.

Hangi birimizin düzgün bir günlük veya aylık, yıllık planları var ki…

Yaz tatilimi bodrum’da geçireceğim, şu ülkeyi gezeceğim, bu derneğe üye olup vatana millete veya yöreme faydalı olacağım, insanlığa yardımcı olacağım diye düşünebiliyoruz. Okuyamayanlara yardım etmeliyim, vatanıma daha çok sahip çıkmalıyım diyebiliyoruz.

İşte maalesef bizi bu hale getirerek düşün(e)meyen, araştırmayan, sorgulamayan, pasif kendi karnı doyurma talaşı içinde olan bir toplum meydana getiriyorlar. Bunda da başarılı olmuşlardır. Ne zamanki ülkemiz ekonomik anlamda rahatlayacak olsa bir kriz baş göstermekte yapılan bütün çalışmalar yıkılmaktadır. Terör faaliyetleri artmaktadır.

O halde sivil toplum örgütlerine ihtiyaç vardır. Sivil toplum örgütleri halkı bilinçlendirmeli hızla dünyada ekonomik anlamda yerimizi almalıyız. Ülkemiz üzerinde oynana oyunlara birlik ve beraberlikle cevap verilmeli hükümetler halkın ekonomik sorununu çözmeli gelişen bir ülke olması için düşünen araştıran çalışan ve çalıştığının karşılığını alan bir toplum ortaya konulmalıdır.

Karnı aç olan insanın iyi vatandaş, dürüst vatandaş, vatanını ve milletini seven biri olmasını düşünmek biraz güçtür. Zorla geçinen çocuğuna simit veya oyuncak alamadığı için intihar edenlerin olduğu günümüzde sosyal birliktelik ekonomik değerlerin yükseltilmesi ile mümkün olacaktır. Ümidimizi kesmeyelim Necip Fazıl’ın “Zindandan Mehmet’e Mektup” adlı şiirinin son kıtasında belirttiği gibi

Mehmed’im, sevinin başlar yüksekte!

Ölsek de sevinin, eve dönsek de!

Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!

Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!

Gün doğmuş, gün batmış, ebet bizimdir!

Yeniden görüşmek dileğiyle sağlıcakla kalın

Mustafa Doğru

 
Toplam blog
: 18
: 1942
Kayıt tarihi
: 23.07.06
 
 

1972 Bursa Büyükorhan Durhasan Köyünde doğdum. İlkokulu köyde Ortaokulu Orhaneli'de liseyi Bursa'da ..