- Kategori
- Blog yazarları tartışıyor!
Ekmeleddin İslamoğlu'nu "bugünün modası(!) diyerek Cumhurbaşkanı adayı göstermek doğru mudur?

Deniz Baykal'ın deyişi ile ikisi de "günün modasına" uygun Köşk adayları...Hangisini beğenirseniz..
CHP, "GÜNÜN MODASI"NI MI TAKİP ETMELİ YOKSA KENDİNE YAKIŞANI MI?
Günün modası" tabiri, bana ait değildir... Bu tabir, Deniz Baykal'ın HABERTÜRK'e verdiği özel röportajda, CHP'nin, Ekmeleddin İhsanoğlu'nu "çatı adayı" olarak göstermesiyle ilgili olarak kullandığı bir tabirdir...
Baykal, aynı röportajda, bir de şunu söylüyor; "Cumhurbaşkanlığı adayı kurnazlıkla seçilmez, siyasetle seçili! Seçilmez, bu bir mücadeledir"
Yani mealen diyor ki, Kılıçdaroğlu "mücadele" yerine "kurnazlığı" seçti...
Kılıçdaroğlu, "nütedeyyin" ve "muhafazakar" insanlara, adeta, "bakın işte, tam sizin istediğiniz bir Cumhurbaşkanı" diyerek göz kırptı...
Tamam da, toplumun bu kesimi insanlarının istediği Cumhurbaşkanı zaten var. O olamasa bile, nuhtemelen onun yerine gelecek Başbakan da aynı nitelikleri taşıyan bir kişi değil mi?
Bana göre, Kılıçdaroğlu'nun bu kurnazlığı sonucunda kaybedeceği oylar, kazanacağı oylardan çok fazla olacak...
Şu anda, Kılıçdaroğlu'nun "nafile turları"nda, görüştüğü; Sivil Toplum Kuruluşları, Demokratik Kitle Örgütleri, diğer siyasi partiler, dernekler, işçi sendikaları, iş ve sermaye çevreleri, sanat çevreleri kendilerini "aldatılmış" hissetmiyorlar mı acaba?
Ayrıca;
Atatürk'ün partisi CHP ve CHP'ye gönülden bağlı olan milletvekilleri...
Atatürkçü Düşünce Dernekleri...
Atatürkçü Gençlik kolları..
Atatürkçü basın ve medya
Özetle, Kılıçdaroğlu, "günün modası"nı takip edeyim derken, hem kendine hem de CHP'ye hiç yakışmayan bir elbiseyi seçmiş...
Bu konuda yazdığım bir başka blog'da, Kılıçdaroğlu bu nitelikte bir Cumhurbaşkanı adayı tercih etmekle, partisinin yani CHP'nin, "siyasi ve sosyal çizgisi"nin dışına çıktığını ve bir anlamda kendisini inkar "inkar etmiştir" ifadesini kullanmıştım.
Bu saptamamda da haklı çıktığımı düşünüyorum. Çünkü Kılıçdaroğlu, Haziran ayı içinde Diyarbakır'da, Dicle Toplumsal Araştırma Merkezi'nde yaptığı bir konuşmada, "Bizi hala 30'ların, 40'ların partisi olarak görmeyin" demiştir...(1)
Bunun anlamı, Genel Başkanı'nın ağzından, CHP'nin "geçmişini inkar etmesi" anlamına gelmiyor mu?
Köklü ve tarihi bir siyasi partiyi, Cumhurbaşkanlığı için "o olmasın da bu olsun" diyerek çizgisinden kaydırmaya değer mi?
CHP, kendi içinden, Kılıçdaroğlu'nun deyişi ile, Cumhurbaşkanlığı için "bozkırın tezenesi" bir aday çıkaramadı da "ithal bir adaya" mı mecbur kaldı?
cdenizakent
------------------------ :
(1) Bu haber, birçok medyada çıktı ama, ben yine de kaynak olarak "Milliyet.com.tr"yi göstereyim...Güncelleme: 21 Haziran 2014
NOT : Blog yönetiminden ricam, bloğumda koyu ve italik harflerle vurguladığım yerleri aynen çıkmasıdır...Teşekkürler.