​ Ekonomi tıkırında mı? / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Temmuz '10

 
Kategori
Siyaset
 

Ekonomi tıkırında mı?

Yeni açıklanan son çeyrek büyüme rakamları ile Türkiye’miz Çin’den sonra en çok büyüyen ülke oluverdi bir anda! %11, 7 - Ne güzel değil mi? Sakın küçümsediğimi öngörmeyiniz lütfen ama atılan sevinç çığlıklarının ve yıkama yağlamaların bizi gerçeklerden her zaman ki gibi uzaklaştırdığından dolayı endişeliyim.

Evet, Çin’den sonra en yüksek büyüme bizde ama aynı Çin geçen yıl ki %6, 1’in üzerine bu sene %11, 9 eklemiş. Krizin çıktığı ABD -%1, 6’dan %2, 5 büyümeye geçmiş. Biz ise kayıplarımızı bir nebze olsun karşılamışız ama artıya geçememişiz, hala krizin başladığı seviyelerdeyiz. Büyümenin lokomotifi ise bu sefer nedense ticaret olmuş! Üretim ise maalesef her zamanki gibi sürünmekte…

Ülkemizde 1980’lerden bu yana uygulanmakta olan “alaturka liberalizm” ile “eş-dost kapitalizmi” merkezli iş modeli devam ettirilmeye çalışılmakta ve bu sistemi ayakta tutmak adına alınan “sözde” önlemler ise sokaktaki vatandaşa tabiatıyla “özde” yansımamaktadır.

Özellikle sanayi sektörü 2003 yılından bu yana alıştırıldığı ucuz döviz, ucuz ithalat ve ucuz iş gücüne dayalı tornavida/montaj hattı teknolojisi nedeniyle sürekli olarak büyümemize olan katkısını azaltmaktadır. Şöyle ki TUİK verilerine göre 1999 yılında GSYİH’da İmalat Sanayinin payı %21, 9 iken 2007 yılında bu pay %16, 5’a düşmüştür. Biraz daha detaylı baktığınızda 1999 yılından bu yana imalat sanayinin büyüme hızı milli gelirdeki toplam büyüme oranının hep gerisinde kalmıştır. Yani büyüme üretime dayalı değil ithalata, al-sata dayalı olmuş! Aynen 2010 ilk çeyreğinde olduğu gibi…

Et ithalatına neden başladık sanıyorsunuz? Et Balık Kurumunu “arsa açgözlülüğü” ile bir yana iterseniz ve özelleştirip sonra da kaparsanız, ardından da Süt Endüstrisi kurumunun makinelerini haraç mezat satıp kapısına kilit vurursanız canım otlaklar hayvansız ve insansız kalır da ondan! Oralardaki insanlar da pılısını pırtısını toplar gelir büyük şehirlere iş aramaya başlarlar ya da dağa çıkarlar…

Neden istihdam artmıyor, işsizliğin beli bir türlü kırılamıyor anlaşılıyor mu acaba?

Ucuz döviz ucuz ithalatı arttırıyor bu da içerideki üretimi öldürüyor dolayısı ile işsizliği azdırıyor, bağımlılığı arttırıyor yani yabancıların keyfi yerine geliyor!

Artık bir öz eleştiri yapıp özelleştirme konusunda yapılan hataları, izlenen “alaturka liberalizm” ve “eş-dost kapitalizmi” merkezli iş modelini sorgulamamız gerekmiyor mu? Bu iş modelinin sonucu olan yolsuzlukların halkın cebinden çıkan para olduğunu, halkın çalınan geleceği olduğunu özellikle anlı şanlı Büyük Türk Büyüklerinin anlaması gerekmiyor mu?

Ekonomi tıkırında diyerek, kriz bizi teğet geçiyor diyerek vakit öldüreceğimize dünyadaki tüm gelişmiş ülkelerin yaptığı gibi ekonomide kısa-orta-uzun vadeli planlama, kamu girişimciliği (özellikle Güneydoğu, Doğu ve İç Anadolu bölgelerinde) gibi karma ekonomiye dayalı bir sistemi hep beraber tartışmaya açsak doğru olmaz mı?

Örneğin belli başlı sektörleri Anadolu’nun belli başlı şehirlerine kaydırsak her şeyi İstanbul merkezli yapmasak dan başlasak iyi olmaz mı? Ya da deprem konusunda kış uykusundan uyansak da imar yasalarında değişiklik yaparak “parsel planlamasından ada planlamasına” geçilse bu sayede hem şehirlerimizi hem binalarımızı yenilesek hem de ekonomide yıllarca sürecek bir hareketlilik başlatsak iyi olmaz mı? Yeşil alanları imar değişikliklerinden korusak da şehirlerimiz nefes alsa daha iyi olmaz mı?

Eğitimde her Bakan’ın kendine has zihni sinir projesini uygulamaktan vazgeçsek de çocuklarımızı kobay olmaktan kurtarsak, onları sınav “manyağı” yapmasak da onları hayata hazırlayan analitik düşünmeyi öğreten, devamlı sorgulamayı öğreten bir eğitimden geçirsek daha iyi olmaz mı?

Mesela dershaneleri kapatıp onların okullaşmasını sağlamakla işe başlasak ya da Cumhuriyetin ilk yıllarında şehirlerin en güzel yerlerine inşa edilen okulları “açgözlü” müteahhitlerden, siyasetçilerden korumakla başlasak ve okulların şehir dışına kaçmasını önlesek de çocuklarımız servislerde, yollarda helak olmasa daha iyi olmaz mı?

Olur olur da mesele öncelik meselesi...Bizi yönetenler fabrikalardaki mescitlerin durumu ile meşguller bu aralar, o yüzden biraz beklememiz gerekiyor sanırım...

Siz yine de enseyi karartmayın, ekonomi tıkırında nasıl olsa…

 
Toplam blog
: 115
: 586
Kayıt tarihi
: 29.01.07
 
 

Tarsus Amerikan Lisesi (1984) O.D.T.Ü - İnşaat Müh. (1989) SUNY at Buffalo - Yüksek Lisans (1992) 19..