Ekonomik kriz hayatımızı nasıl etkiledi (1) / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mart '09

 
Kategori
Siyaset
 

Ekonomik kriz hayatımızı nasıl etkiledi (1)

Ekonomik kriz hayatımızı nasıl etkiledi (1)
 

Kriz çarşı, pazarda esnafa kepenk kapattırıyor iddiası boş değil..


Tüm dünya, gri bir tablonun içinde, ekonomik krizle boğuşuyor. Okuyoruz, izliyoruz, görüyoruz… ABD’de başlayıp, kıtaları aşan, Avrupa’yı hatta Uzak Doğu’yu bile dalga dalga yayılan, bir kor ateş ile kasıp kavuran bir kriz esintisi bu. Türkiye’de bu kriz musibetinden nasibini aldı. Çok fena bir şekilde, reel ekonomimiz can çekişiyor. Hem mali piyasalar, hem reel piyasalar kan ağlıyor. Üretim tamamen durmuş durumda, her gün kapanan fabrikalara, iş yerlerine yenileri ekleniyor. Caddelerde, sokaklarda, çarşılarda, dükkânların camlarına yapıştırılan “devren kiralık” ya da “satılık” ilanlarındaki artış sayı ile ifade edilecek gibi değil. Sabah bir umutla gelip, akşam umutsuzluk ve karamsarlıkla dükkanını, mağazasını kapatıp, evine asık suratla giden insanların sayısı o kadar çok ki ? Israrla sancılı bir dayanma moduna girmiş olanlar bile, kapıya ne zaman kilit vuracaklarını ya da camlarına “devren satılık” ilanı yapıştıracaklarını bilmiyorlar. Ama “yakındır” diyorlar. Çünkü birilerinin “hamdolsun iyi durumdayız” ya da “elhamdülillah kriz teğet geçecek” söylemlerine karşın, bu krizi iliklerine kadar hissediyorlar. Dükkânlarını siftahsız kapatmaları, akşam eve ekmek, yemeklik malzeme götürememenin acısını hissetmelerinden, ne kadar da krizle karşı karşıya olduklarının göstergesi değil mi?

Bunu söyleyerek “bilip bilmeden ekonomi uzmanlığı” yapıyor diyenler çıkacaktır. Ama krizin tarifini yapmak için Marx ya da Engels’ tanımak, “Das Capital “ okumak gerekmiyor. Biraz çarşı Pazar dolaşarak, toplu taşıma araçları ile bir yerden bir yere seyahat etmek yeterli oluyor. İnsanların suratlarındaki mutsuzluk ve çaresizlik ifadelerini görmek için ne psikolog, ne de sosyolog olmak gerekiyor. Çıkın dışarı, atın kendinizi sokaklara, çarşıya pazara, göreceksiniz. Alışveriş merkezlerine hele bir gidin, dükkânların önünden geçin, içeriye girin. Sanki alışveriş yapacakmışsınız gibi, içeridekilerin suratlarında nasıl bir umut ışığı yanıyor göreceksiniz. Hele bir de bir dertleşin bakalım, ne inciler dökülecek ağızlarından. Neler haykıracaklar? Aslında birçoğunu karşınıza oturtup dertleşmeseniz bile, genelinin sessiz çığlıklarını işitiveriyorsunuz. Duyuyor, hissediyorsunuz.

Alışveriş yapanların sayısında bile ciddi bir azalma olmuş. Dolaşanların çoğu da kuru kalabalık. Esnaf bunun da farkında. Vatandaşın kafasındakileri öğrenmek için, takılın bir kaçının arkasına. Bakın bakalım, neler alıyor, neler seçiyor. Neler onlara pahalı geliyor. Esnaf ne yapsın! Satış yapamayınca, dükkân kirası, vergiler, elektrik, telefon vs. kriz dinlemiyor. Kirayı ödemezsen, ev sahibi, dükkân sahibi ertesi gün hemen kapıda beliriveriyor, Tedaş ödenmeyince elektriği kesiveriyor, kredi kartları ödenmeyince bankalar hemen icra takibi başlatıyor.

Örnekler o kadar çok ki? Saymakla bitmez. Bu çarşı pazarın durumu. Bir de hükümetle muhalefet arasında polemik konusu olan şu işsizlik meselesi var tabiki. Daha düne kadar işsizlik oranı %5–7 civarında diyenler, bugün %13’leri telaffuz ediyorlar. Ama Türkiye istatistik kurumu ve İşkur bu oranın %20’ler civarında olduğunu geçenlerde açıkladılar. Ama Başbakan “ işsizlik ABD’de işsizlik oranı % 8, 7, Türkiye’de %13, 6’dır” diyor. Doğru olabilir. Ama Abd nüfusunun 300 milyon civarında olduğunu kabul edersek eğer, işsizlik sayısının 26 milyon civarında olması gibi bir aritmetik sonucu çıkarken, 72 milyonluk Türkiye’de resmi rakamlara göre işsizlik oranını Başbakan’ın dediği gibi kabul edersek de, işsiz olanların sayısının 10 milyon civarına yaklaştığı sonucuna varabiliriz. Ama bu rakamların daha da üstünde olduğu gerçeğini iktidar partisi ve Başbakan kabul etmiyor. Gizli işsizlik bu ülkede zaten hep vardı. Bunu üzerine kayıtlı işsizler de eklenince rakam artıyor elbette. Ama bu rakam da ne kadar gerçekçi acaba? İşkur’un rakamları temel bir istatistik gibi görünebilir. Buna en temel matematik çözümünü şöyle hesaplayabilirsiniz. Türkiye’deki temel işsiz sayısını baz alın, kapanan iş yerlerindeki insanları buna ekleyin (bunların çoğu sigortalı olduğu için kesin rakamlar alınabilir), üstüne Türkiye’deki sigortasız olarak çalışanların en az % 25’ini ekleyin, üstüne bugüne kadar bir iş yerinde çalışmamış ama işsiz sayılabilecek ev kadınlarını ekleyin. Bakın sonuç ne çıkacak. Ama ev kadınları bu ülkede işsizlik oranını artırıyor diye bu hesaba katmak doğru olmaz değil mi? Öyle demiyor mu bir bakan. Ev kadınları krizi körükleyen unsur haline gelmiş meğerse.. Ama evlerde tencereler nasıl kaynayacak, çoluk çocuk nasıl doyurulacak, o çocuklar okula nasıl gönderilecek, kiralar nasıl ödenecek, elektrik, su, doğalgaz faturaları nasıl ödenecek, bu bakanın umurunda mı acaba? Geliri olmayanlar, sırf çocukların karnını doyurabilmek için varsa, kredi kartlarıyla alışveriş yapıp, tencere kaynatmaya çalışıyorlar. Sonrası malum !..

Ama kriz mriz bahane. Yok, aslında öyle bir şey. Aslında krizden kapanan iş yerleri, fabrikalar da yok. Kredi kartı mağdurları da dürüst değiller. Ceplerinde para olduğu halde kartla alışveriş yapıyorlar. Başbakan’a göre iş yerlerini kapattığı haberi yapanlar da yalan söylüyorlar. Ama Türkiye İstatistik Kurumu'ndan (TÜİK) yapılan açıklamaya göre, 2008 Mart ayında 2007'nin aynı ayına göre kurulan şirket ve kooperatif sayısının yüzde 9, 4 azalarak 5 bin 353'den 4 bin 850'ye düştüğü, mart ayında yeni kurulan 4 bin 850 şirketin bin 790'ının İstanbul, 578'inin Ankara, 314'ünün İzmir ve 2 bin 168'inin diğer illerde bulunduğunu belirtiliyor.

Bunu farklı bir dille de söylemek mümkün. Talep daralması işletmeleri kriz yıllarından beter vurdu. Ekonomik durumun en önemli göstergelerinden birisi olan işyerlerinin kapanma oranı, son 25 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Bu yılın Ocak-Mayıs döneminde, açılan her 100 işyerine karşılık 54 işyeri kapanırken, açılan her 100 ticari küçük işyerine karşılık 148 işyeri kapandı. Şirket ve kooperatiflerin dışında kalan küçük işletmelerde, Ocak-Mayıs döneminde 22 bin 670 işyeri açılırken, 21 bin 335 işyeri kapandı. Ticari işletmelerde kapanma oranı yüzde 94 seviyesine çıktı.

Kriz hayatımızı nasıl mı etkiledi ? Görünen köy klavuz istemez.. İşte fotoğraf..

 
Toplam blog
: 671
: 2572
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..