- Kategori
- Dünya
Ekonomik kriz ve Çin

Çin başbakanı Wen Jia Bao ve AB Komisyon Başkanı Manual Durao Barroso.
24–25 Ekim tarihlerinde bu yıl Pekin’in evsahipliği yaptığı yedinci Asya-Avrupa Zirvesi başta Çin olmak üzere birçok Asya ve Avrupa liderinin önemli mesajlarını ardında bırakarak son buldu. Özellikle tüm dünyayı etkileyen ve özellikle A.B.D başta olmak üzere dünyanın dev ekonomilerini sarsan ekonomik krizin en önemli konu olarak öne çıktığı zirvede çevre ve ülkelerin güvenliği konuları da ele alındı. Avrupa’nın önde gelen liderleri Çin’den ekonomik krizin çözülmesi için destek istedi. A.B.D’ nin Büyük Buhran’dan bu yana geçirdiği en büyük ekonomik sıkıntının ardından ASEM (Asia-Europe Meeting) ülkeleri ekonomik krizin küresel etkilerini en aza indirmek için Çin’in yardımına ihtiyacı olduklarını bir kez daha açık bir dille ifade ettiler.
Avrupa ve Asya’dan 45 ASEM (Asia-Europe Meeting) üyesinin katılımıyla gerçekleştirilen zirveye katılan konuklar arasında Avrupa Birliği Komisyon Başkanı Jose Manuel Barroso, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Hindistan Başbakanı Manmohan Singh gibi isimler de yer aldı. Liderler zirvede yaptıkları konuşmalarla dünyanın içerisinde bulunduğu zor durumdan kurtulmanın krizi birlikte göğüslemekten geçtiğini vurguladılar. Avrupa Birliği Komisyon Başkanı Jose Manuel Barroso Pekin’de gerçekleştirdiği basın toplantısında iklim değişikliğini de vurguladığı konuşmasında; küresel krizin sebebinin iklim değişikliğine bağlanmaması gerektiğini ülkelerin kriz için ortaklaşa hareket etmelerinin zorunlu olduğunu belirtti.[1] Fransa Cumhrubaşkanı Nicolas Sarkozy ise Asya- Avrupa zirvesini “Helpful- Yararlı” diye tanımladı. Sarkozy dünya liderleri ile iki kıtanın sorunlarını konuştuklarını ve zirvenin Pekin Olimpiyatlarından sonra gerçekleşen bir diğer dev organizasyon olduğunu söyledi. Sarkozy 15 Kasım’da A.B.D’nin başkenti Washington’da gerçekleştirilecek olan G20 zirvesinde Çin ile beraber Hindistan, Endonezya ve Güney Kore’nin büyük rol üstleneceğini sözlerine ekleyerek konuşmasını tamamladı.[2] Avrupa’nın liderleri Çin’i daha fazla yanlarında görmek istedikleri fikrinde görüş birliğine vardılar. Dünyanın yükselen gücü Çin’in elinde bulundurduğu finansal kaynakları krizin çözümü için kullanmasının Çin’in geleceğine çok daha fazla katkı sağlayacağı fikrini Çinli liderlerle paylaştılar.
Zirveye katılan liderlerin ve tüm dünyanın en çok merak ettiği açıklamalar ise Çinli liderlerden geldi. ABD ve AB’nin tek başına durduramayacağını anladığı ekonomik kriz tüm gözleri Çin ve liderlerinin konuşmalarına çevirdi. Çin başkanı Hu Jin Tao (???)[3] yaptığı konuşmasında; Çin’in düzenli ve sağlam bir şekilde kalkınmasının hem kendi ekonomisi için hem de tüm dünya ekonomisi için çok önemli olduğunu belirtti. Hu konuşmasında Çin’in 1, 3 miyar nüfusu olan bir dev olduğunu ve ekonomisinin dünya ile iç içe geçmiş bulunduğunu söyledi. Çin’in öncelikle kendi ekonomisini sağlamlaştırması gerektiğini ve ancak bu sayede daha güçlü bir dünya ekonomisi oluşturulabileceğini sözlerine ekleyen Hu, Çin’in üzerine düşen politikaları yerine getireceği sözünü vererek konuşmasını tamamladı. [4] Çin Başbakanı Wen Jia Bao (???)[5]ise yaptığı konuşmasında “Kendimize güven zorlukları atlatmaktaki en büyük kaynağımızdır. Başta gelişmiş ülkeler olmak üzere tüm ülkeler ekonomik krizi durdurmak ve vatandaşları için güven ortamı sağlamak konusunda bir an önce etkili politikalar üretmek durumundadırlar. Bu krizden alınacak dersler alınmalı ve gelecek için daha sağlam adımlar atılmalıdır. Bütün hükümetler üzerlerine düşen görevleri eksiksiz yapmak zorundadırlar.” Dedi. Ayrıca geçtiğimiz haftalarda Çin’de yaşayan gıda zehirlenmelerine de değinen Wen, bu konuda Çin’in çok daha etkili politikalar üreteceğini ve hem kendi ülkesinde yaşayanların hem de tüm dünya insanlarının sağlıkları için gereken önemi göstereceğini belirtti. Çin’in gıda zehirlenmeleri sonunda zedelenen imajını yeniden düzelteceğini ve daha güvenli bir dünya için Çin’in yeni politikalar üreteceğini vurguladı. Wen iki günlük zirveyi anlamlı ve faydalı diye tanımladı.[6]
Liderler ekonomik krizin yanı sıra iklim değişikliği konusunu da zirvede görüşlerini belirttiler. Liderler United Nations Framework Convention on Climate Change (UNFCCC) (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Meclisi) ve Kyoto Protokolünün iklim değişikliğinde mücadelede ana kıstaslar olduğunu vurguladılar. Gelişmiş ülkelerin bu konuda daha fazla katkılarına ihtiyaçları olduğunu belirten liderler, bu ülkelerin gelişmekte olan ülkelere teknoloji ve finansman desteği sağlamaları gerektiğinde görüş birliğine vardılar. Liderler 2009 senesinde Kopenhag’da düzenlenecek olan İklim Değişikliği Konferansı’nın bu bağlamda çok daha etkili ve çözüm odaklı geçeceğini belirttiler. Kapanış konuşmasını yapan Çin Başbakanı Wen Jia Bao konuşmasında zirvenin birçok ülkeyi bir araya getirdiğini ve çok güzel bir harmoninin oluştuğunu ve çözümlerin hep birlikte bulunacağını vurguladı. Daha çok ülkenin bir araya gelmesi gerektiğini ancak bu sayede daha güçlü bir dünya olacağını sözlerine ekleyen Wen, Çin’in 15 Kasım’da Washington’da ki zirveye katılacağını ve zirvede etkin bir rol üstleneceğini belirtti. Çinli ve diğer liderlerin verdiği ortak hareket mesajı Pekin’de ki zirvenin ana fikrini oluşturdu. Avrupalı liderlerin şimdilik bu açıklamalardan ne kadar tatmin olduğunu bilmek kolay değil. Belki de Çin’den daha fazla finansal destek beklediler ama şimdilik ortaklaşa çalışmak konusunda fikir birliğine vardılar. 15 Kasımda ki zirve şimdiden çok büyük önem kazanmış durumda ve Çin’in oradaki tutumunu da merakla bekliyoruz. Dünyanın dev ekonomilerinin Çin’in dev rezervlerine duyduğu ihtiyaç şimdilik Çin tarafından tam anlamıyla devreye sokulmuş değil. Çin’in dünyayı etkileyen bu ekonomik krize müdahale etmesini bekleyen liderler şimdilik Çin’in sıradaki zirvedeki tutumunu merakla bekliyorlar. 15 Kasım’da ki zirve dünyaya Çin süper gücünü ne kadar önemli olduğunu göstermek için bulunmaz bir fırsat.
Sonuç
Ekonomik kriz dünyadaki dev ekonomileri vurduğu gibi Çin’de bu vurgundan payını aldı. Özellikle dış pazarlardan gelecek taleplerde azalma olacağı için Çin’in ihracatında kriz boyunca bir daralma bekleniyor. Çin’in ekonomik göstergeleri yinede diğer ülkelerin çok daha ilerisinde olduğu için bu krizden Çin diğer devletlere oranla daha az etkilenecek. Çin borsaların etkilenmemesi gibi bir sorun yok ekonomik krizin en çok dalgalandırdığı yerlerden biriside borsalar. Çin’de bundan payını sert düşüşlerle alıyor. Bu düşüşlerin yinede Çin ekonomisine etkisi diğer ülkelerin yaşadığı sıkıntılardan daha az gibi gözüküyor. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Başkanı Sayın Kemal Derviş bu konuda şöyle diyor; “İç tasarrufu olağanüstü yüksek olan bir Çin, rezervleri 2 trilyon doların üzerinde olan bir Çin için en ciddi sorun ihracat piyasasında. Dolayısıyla bir yatırım finansmanı sorunu yok Çin’in. En kötümser tahminler bile Çin’in yüzde 7 hızıyla büyümeye devam edeceğini projekte ediyor. Yüzde 10’dan yüzde 7’ye düşüyor. Ama yüzde 7 de çok ciddi bir büyüme.
Kendi kaynak dengesi güçlü ülkeler daha iyi durumda olacaklar. Bu durumda zayıf olan ülkeler en büyük zorlukları yaşayacaklar. Şu anda bile dış krediye bağlı, iç tasarrufu yüksek olmayan ülkeler çok daha zor durumda.”[7] Sayın Kemal Derviş’te bu tespitinde Çin’in rezervlerinin en önemli kozu olduğunu belirtiyor. Bu yüzden de diğer ülkeler bu rezervlerin bir kısmının ekonomisi darda olan ülkeler için kaynak olarak kullanılmasını istiyor. Çinim elinde bulundurduğu rezerv olabilecek bir sıkıntıda Çin hemen elindeki rezervleri piyasaya sürerek ekonomisini rahatlatacak güveni kendisinde buluyor bu yüzdende ekonomisi diğer zayıf ülkelere oranla daha az sıkışıyor. Yinede yapılan tahminlere göre Çin’in bu yılki 6 aylık büyümesinin 0, 9 azaldığını görüyoruz. Çin’in dünya ile giderek iç içe geçen ekonomisi ne kadar büyük olursa olsun yinede sıkıntı sinyalleri veriyor. Bu yüzden Çin’de diğer ülkelerle beraber hareket etmek durumunda kalıyor. Küreselleşen dünya da zaten artık bireysel hareket etmenin zorlukları da bu noktada ortaya çıkıyor. Çin’de bu krize ortak bir çözüm yolu aramak için diğer ülkelerle ilişkilerini çok sıkı tutuyor. Bu sayede ikili ilişkilerini de daha hızlı geliştiriyor.
Krizin Çin için önemli olan diğer bir noktası ise bu sıkıntılı durumda ekonomik krizi ne kadar göğüsleyecek olması. Çin yer yer batılı insan hakları kuruluşları tarafından sert eleştirilere maruz kalıyor. Şimdi görüyoruz ki aynı Çin şu anki duruşuyla batı dünyasında can simidi konumunu alıyor. Çin ya yardım etmezse korkusu Avrupa’yı oldukça endişelendiriyor. Çin’in yaşanan bu krizi göğüslemesi demek ileriki dönemlerde Çin’in dünya meselelerinde daha fazla söz sahibi olması anlamına geliyor. Bu yüzden Çin bu krizi kendisi için bir fırsat olarak görebilir. Dünyaya yapacağı katkının ileriki dönemlerde Çin’e daha fazla taviz gösterilmesi anlamını taşıyacağı çok açık. A.B.D’ nin dünya sahnesindeki 60 yıllık liderliği de bu son krizle beraber inişe geçtiği bu dönemler Çin için yeni bir çıkış süreci olabilir. Burada görüştüğüm Amerikalılar Çin’in kendilerine verdiği borçları geri ödemenin mümkün olmadığını ve Amerika’nın Çin’e bağımlı hale geldiğini söylüyorlar. Aynı şekilde Çin’de Amerikan pazarına bağlı hale geliyor bunu da göz ardı edemeyiz. Amerikalılar Amerikan ekonomisinin yaptığı birçok savaş masrafının ekonomide oluşan deliğin genişlemesine neden olduğunu savunuyorlar ve Çin’in yükselişini tedirginlikle izliyorlar. Çinli liderler ise her zamanki soğukkanlı duruşlarından taviz vermiyorlar. Yedincisi düzenlenen Asya-Avrupa zirvesinde de Çin’den daha temkinli ve çok ileri çıkmayan açıklamalar geldi. Çinli liderlerin küresel krize yardım edeceklerimi tahmin ediyoruz fakat bu biraz daha uzun vadeli olacak ve Çin’de bu esnada kendi içerisinde ki krizin etkilerini azaltmaya çalışacak. 15 Kasım’da Washington’da düzenlenecek olan zirve Çin için bir dönüm noktası olabilir. Bu zirvede Çin’in ne kadar ağırlığını koyacağını hep birlikte göreceğiz. Şu anda Çin’in kriz için geliştirdiği strateji bekle ve gör stratejisi olarak göze çarpıyor. Önümüzdeki günlerde Çin’in bu soğukkanlılığı sürdüreceğini ve krize diğer ülkelerle birlikte müdahale edeceğini tahmin ediyoruz.
Uğur Rıfat Karlova
National Taiwan Normal Üniversitesi Siyaset Bilimi Yüksek Lisans Öğrencisi
[1] Daha fazla bilgi için bakınız http://news.xinhuanet.com/english/2008-10/25/content_10250642.htm
[2] Daha fazla bilgi için bakınız http://news.xinhuanet.com/english/2008-10/25/content_10250757.htm
[3]???Türkçe okunuşu Hu Cin Tao.
[4] Daha fazla bilgi için bakınız http://news.xinhuanet.com/english/2008-10/24/content_10245831.htm
[5]??? Türkçe okunuşu Vın Cia Bao.
[6] Daha fazla bilgi için bakınız http://news.xinhuanet.com/english/2008-10/25/content_10251510.htm
[7] Sayın Kemal Derviş’in değerlendirmelerinin tümü için bakınız http://www.milliyet.com.tr/Ekonomi/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&Kategori=ekonomi&KategoriID=&ArticleID=1007610&Date=25.10.2008&b=Kriz, %20piyasaciligin%20uc%20noktaya%20varmasindan%20kaynaklandi