​ El kadar ama dağ kadar / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Eylül '12

 
Kategori
Deneme
 

El kadar ama dağ kadar

El kadar ama dağ kadar
 

el kadar bayrak


Minareler sonsuz nöbetlerinde esas duruşta beklerken geceyi, ciğerlerimde tüten sigaram saklıyordu hüznümü. Geleceğe dair umutlarımın köreldiği bir andı. Güneş, doğum sancılarında kana buluyordu göklerin rahmini. Yırtılıyordu aklımın duvarları da kimseler duymuyordu.

Herkes uykudaydı. Uykudaydı zaman. Minareler, esas duruşta sanki komut bekliyorlardı Tanrı’dan. Tütünümün dumanı anlaşılmaz bir telaş içinde, kaçışmakta. Tüm çatılar koynunu sere serpe açmış, antenler yem bekleyen yavrular gibi aynı yöne çevirmişler ağızlarını. Yayın Tanrısına itaat eden kullar gibi kıpırtısız, sükût içindeydiler. Balkonlar, pencereler bayraklarla yenilenmiş, bayraklar dağlarıma sürülen kan gibi, yüreğim de dalgalanmakta.

Ülkemin bölünmeyeceğine dair, umutsuzluğa kapıldığım bir andı. Hiç bir cephesi olmayan küçük bir balkonda bayrağımı gördüm. Belki el kadardı ama oradaydı! Ne bir caddeye, ne bir sokağa, ne bir meydana bakıyordu. Herkezler görsün diye de orada değildi. Rüzgâr bile belki zor görürdü orada onu, ama o oradaydı!İçim kabardı. Ağlamak istersin  ağlamayazsın ya, işte gözlerim öylesi bir makamdaydı. Binaların arasında tüm gözlerden ırak, belki sadece bayrağı oraya asanın görebileceği bir yerdeydi. Ama dedim ya, oradaydı...

Şehitlerin ölmeyeceğine olan inancımla, ülkemin bölünmeyeceğine olan inancım zaman içinde bazen  çatışmaya girmekte idi. Ama o tüm gözlerden uzak, el kadar bayrak beni sarstı. Hatırlattı, bayrağımın rengi damarlarımda ki asil kanda mevcut idi.

 
Toplam blog
: 220
: 212
Kayıt tarihi
: 14.08.12
 
 

İşimiz gücümüz  finasalpara, ama sevemedik hiç bir daim kendi malımız gibi bedenini. Neyse bize b..