Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Mayıs '13

 
Kategori
Teknoloji
 

Elektromanyetik alanlar ve canlılara zararları

Elektromanyetik alanlar ve canlılara zararları
 

İyonlaştırıcı radyasyon atomik faaliyetle oluşur ama elektromanyetik de etkilidir.


Bundan birkaç ay önce, “Öteki tarafa geçmenin yolları” başlıklı yazımda da aynı konuyu ele almıştım. Ama adından dolayı sanırım pek dikkat çekmedi. Dikkatinizi çekmek için bu sefer sinyali biraz daha kuvvetlendiriyorum. Belki dikkat çekmeyi başarırım…

En büyük meselelerimizden biri olan manyetik alanlar konusu, o kadar çok yazılmış, çizilmiş ve söylenmiştir ki; birisi çıkıp da, bütün bunların üzerine yeni bir şey söylüyorum derse, yalandır!

Evet, elektromanyetik alanlar 20. ve 21. yüzyıl insanı için, hayatın her anını sarmış durumda. Baz istasyondan mikro dalga fırına, tüplü televizyondan modeme, buzdolabından cep telefonuna kadar her yerde bu manyetik alan meselesi ile karşı karşıyayız.

Karşı apartmanın çatısına, (operatörün yarım akıllı mühendislerinin aklınca kamufle ettiği) baca görüntüsünde kurduğu baz istasyonlardan tutun da şehir merkezinde, şehrin en yüksek yapısından iki kat yüksek anteni ile adeta teknoloji putu gibi duran telekom antenlerine kadar her yer anten dolu.

Peki hepsi bu kadar mı?

Laptopunuzun kablosuz menüsüne girin, ağ listesini görüntüleyin, o listede gördüğünüz aygıtların hepsi birer baz istasyondur. En az, elinizin altındaki laptopun alıcı devresini etkileyecek kadar gücü vardır. Bu verici, önünüzdeki laptopa (dolayısıyla sizin beyninize) sinyal göndermektedir! Şimdi bu vericiyi tespit edip yarattığı riskten kendinizi kurtarmak için bağırıp çağırmanızı bekleyen kimse yok. Sizden beklenen, sadece telefon operatörlerinin baz istasyonları ile savaşmanız. Niye savaşıyorsunuz? Hiiç, birileri savaş diyor savaşıyorsunuz işte… (Çünkü ne kadar kötü uygulama varsa hep hesabını sordunuz, bunun da soracaksınız… Böylesine toplumsal tavır koymasanız işler bu kadar iyi gider mi! Her şeyi bu dirayetli duruşunuza borluyuz!)

Peki, o kablosuz ağlar menüsünde gördüğünüz aygıtlar ile niye uğraşmıyorsunuz? Bir düşünün.

15 yaşının üzerinde olup da elektromanyetik alan ile ilgili fizik dersi görmeyen neredeyse yoktur. Orta 3- fen bilgi dersi ya da lise 1 – fizik dersinde anlatılır. Hani şu klasik tekerleme vardır ya; “uzaklığın karesiyle ters orantılı” diye geçer…

İşte, bu ters orantılı meselesinin tersliklerinden biri de uzaklıktır! Nasıl mı?

İki tane verici düşünün biri hemen önünüzde diğeri ise onun uzaklığının on katı mesafede olsun. Fizik der ki; bunların yayınlarının size etkisi karşılaştırıldığında önde duran 100 kat daha güçlü hissedilir!

Vay, vay, vay! Bu ne demek?

Yani, karşı apartmanın çatısındaki baz istasyon ile uğraşmadan önce; pantolon cebinizdeyken üreme organınıza 10 cm, ceket iç cebinizdeyken kalbinize 6-7 cm, konuşurken beyninize 2-3 cm mesafede olan şeyin derdine düşün.

Tabii, son belirttiğim, cep telefonunuzun beninize 2-3 cm olması için kafanız kalın olmayacak. Ayrıca, çocuklarda bu mesafe 1 cm ya da 8-9 mm mesafesine düşüyor.

Ha, bir de şu laptopunuz var ya, o da, tıpkı çocuğunuzun beynine zarar veren 3G telefon gibi bir manyetik alan üreticisidir!

Alo, alo, alo… Sesim geliyor mu?

Benden söylemesi!

* * *

Her alo deyişinizde bunları dikkate almanız, kanserin sizi yakalamayacağı anlamına gelmez.

Hormonla dolu tavuklardan yapılmış döner, nitrat ve anti bakteriyeller ile dolu salam, sucuk, sosisli ya da lahmacun diye iç yağı ile kavrulmuş, havuç rendesi yerken bunu bir daha düşünün…

Hep sevgi ile kalın.

Murat SEVGİ

http://twitter.com/muratsevgi

 
Toplam blog
: 370
: 1092
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

1969 doğumlu. Tasarımcı, endüstriyel otomasyon sistemleri için yazılım geliştiriyor. Yüksek öğren..