06 Kasım '07
- Kategori
- Güncel
Emperyalistlerin terör oyunu

1919’dan günümüze ne değişti
PKK terörünün arttığı bugünlerde sizlere bu işin başlangıcı olan 1919 yılından bahsetmek istiyorum.
Kurtuluş savaşı yıllarında, Anadolu’da İngiltere destekli Kürdistan amaçlı ayaklanmalar çıktı. Osmanlı devletini parçalamak isteyen itilaf devletleri, Birinci Dünya Savaşı sonrasında, Arabistan ve Filistin’de kurulacak yönetimler dışında Büyük Ermenistan ile bağımsız yada özerk Kürdistan önerileri ile ortaya çıkmışlardır. Onların bu doğrultudaki propagandalarının da etkisiyle kimi kürt aşiretleri, Osmanlı İmparatorluğu döneminden kalan anlaşmazlıklar içinde bazı örgütler kurmuş ve bağımsız bir Kürdistan için Paris Barış Konferansına başvurmuşlar ve buraya bir heyet göndermişlerdi. İsteklerini de “Kürt halkının istekleri” adını verdiği bir muhtırada toplamış ve bunu bir nota ile barış konferansına sunmuştu. (22 mart 1919)
Bu notada ABD Başkanı Wilson’ nun ilkeleri çerçevesinde bağımsız bir kürt devleti kurulması belirtilmişti. Paris Barış görüşmeleri ve ardından yapılan Londra Konferansı ve San Remo konferansından alınan sonuçlarlar Osmanlı devletinin parçalanması ve aralarında paylaşılması kararlaştırılmıştı. Fakat Kurtuluş Savaşını kaybetmeleri bu planlarını bozmuştu. İngilizler Kurtuluş savaşı sonrasında, Kürtçülük hareketi kışkırtmalarına devam etmekten geri kalmadılar. İngilizlerin Kürtçülük hareketini kışkırtmaları ve bağımsız bir Ermenistan yanında bağımsız bir Kürdistan kurulması girişimleri etkinlik kazanmaya başladı. Bu sayede kışkırtılan Kürtler doğu illerindeki topraklar üzerinde hakları olduğunu ve burada özerk veya bağımsız bir Kürdistan isteğinde bulunmaya başladılar. Bu amaçlar isyan çıkarmaya başladılar sırasıyla Ali batı olayı, Cemil çeto olayı, Milli aşiret isyanı, Koçgiri isyanı ve Şeyh Sait isyanını çıkardılar. Bu isyanlar içerisin de en etkili olanı Şeyh Sait isyanı olmuştur.(13 şubat 1925)
Cumhuriyetin getirdiği yeniliklere ve ilkelere karşı ilk büyük hareket bu ayaklanmayla başlamıştır. Halife sizi bekliyor, şeriat isteriz, mekteplerde dinsizlik öğretiliyor, din elden gidiyor sözleriyle Şeyh Sait başı çekiyordu. Fakat bunun arkasındaki asıl amacın dinin elden gitmesi değil bağımsız bir kürt devletinin kurulması olduğu anlaşılıyor. Çünkü yargılama sonuçlarında ele geçen belgeler ve yakalanan isyancıların üzerinden çıkan yabancı silahlar dışarıdan destek alındığını bu desteğin özelliklede İngiltere tarafında verildiğini belgeleniyordu.
İngilizlerin Kürtleri desteklemesindeki amaç Musul ve kerkük’ün Türk egemenliğinden çıkarılmasıydı. Bunu yapmak içinde öncelikle Kürtleri kullanmak gerekiyordu çünkü Türkiye kendi içinde kürt vatandaşlarıyla anlaşamıyor imajı yaratıp daha sonra Ankara Antlaşmasına taşıyacakları Musul ve kerkük’ ün Irak’a bağlanması ve petrol rafinerilerinin İngiliz şirketlerine bırakılmasıydı. İngilizler bu isteklerini yerine getirdiler ve Musul ve Kerkük gibi iki önemli şehrimiz elimizden çıkmış ve emperyalist güçlerin eline geçmiş oldu.
Bingöl’ün Genç ilçesinde başlayan bu isyanın büyümesinde ve diğer illere sıçramasında en büyük etki şüphesiz o dönemdeki Başbakan Fethi OKYAR’ ın basiretsiz davranışı ve isyana zamanında müdahale edememesinde kaynaklanmasıydı.
Tıpkı şimdiki Başbakanımız Tayyip ERDOĞAN gibi.
Şeyh Sait ve adamları İsmet İNÖNÜ’nün hükümeti devralmasıyla yakalınıp asıldılar.
Bizim bugün yapamadığımızı İsmet İNÖNÜ o zaman yapmıştı.
Geçen bunca zamana karşı emperyalist güçlerin zihniyetinin değişmediği ortada . Bu yüzden gün birlik ve tek vücut olma günü, gelin kimsenin oyununa gelmeden kürt ve türk kardeşliğini bozmadan hareket edelim.
Tabiî ki geçmişte olduğu gibi basiretli, kendine güvenen Türk halkının çıkarlarını ve Türkiye Cumhuriyetinin haysiyetini koruyacak devlet adamlarına da ihtiyacımız var.
“Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”
M.Kemal ATATÜRK