​ Enerji kime lazım? / Ben Bildiriyorum / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Adem Güngör/FETHİYE KÜLTÜR ETKİNLİKLERİ

http://blog.milliyet.com.tr/ademgungor

25 Nisan '11

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
 

Enerji kime lazım?

Enerji kime lazım?
 

Resim: Alıntı


İlçemiz çevresine kurulan ve kurulmak istenenlerle birlikte sayıları 34’e ulaşan HESler yüzünden yaklaşık bir yıldır genel olarak enerji, özel olarak HES üzerine bilgi ediniyoruz. Bu konularda her zaman yolumuzu aydınlatan Yıldız Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümünden Prof. Dr. Beyza Üstün geçenlerde Başbakanlık Avrupa Birliği Genel Sekreterliği tarafından Türkçe dâhil çeşitli dillerde hazırlanmış bir broşüre dikkatimizi çekti. 

(http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=43447 ) “Avrupa’nın geleceğinde anahtar Türkiye” başlığını taşıyan broşür ülkemizin AB’ye neden alınması gerektiğini anlatıyor. Nedenlerden biri de Türkiye’nin Avrupa enerji güvenliği açısından önemi. Bir haritada Orta Asya, Orta Doğu, Rusya, Kuzey Afrika’dan gelen petrol ve doğal gaz hatlarının ülkemiz üstünden Avrupa’ya ulaştığı gösteriliyor ve şöyle deniyor: 

  • “Türkiye, Avrupa, Orta Asya ve Orta Doğu arasında bir enerji koridorudur. Dünya ham petrol ve doğal gaz rezervlerinin % 70’inden fazlası Türkiye’yi çevreleyen Rusya, Hazar ve Orta Doğu bölgelerinde yer almaktadır.
  • AB’nin hâlihazırdaki enerji bağımlılığı oranı % 50’nin üzerindedir ve bu oranın 2030’a kadar %70’e ulaşması beklenmektedir. Bölgesinde halen işleyen ve yapım aşamasında olan büyük ölçekli enerji projelerinin (Bakü-Tiflis-Ceyhan, Nabucco boru hatları vb.) bir parçası olan Türkiye, enerji kaynaklarını çeşitlendirmek suretiyle AB’nin enerji güvenliğini önemli ölçüde güçlendirecektir.
  • Türkiye jeotermalde 5. hidroelektrikte ise 8. en büyük kaynağa sahip ülke olarak yenilenebilir enerji kaynakları bakımından dünyanın en zengin ülkelerinden biridir. Türkiye’nin AB’ye katılımı, AB’nin enerji tüketiminde yenilenebilir kaynakların payının artmasında önemli katkı sağlayacaktır.”

Türkiye’de üretilen elektriğin yaklaşık yüzde 25’inin kayıp ve kaçağa gittiği, bu oranın komşu ülkelerde yüzde 5 ile 8 arasında değiştiği, 2023 yılındaki toplam enerji üretimi içinde HESlerin payının yüzde 5’i bile bulmayacağı gibi sayıları göz önünde tutarsak, elektrik bahanesiyle derelerimizin kullanım hakkının 49 yıllığına şirketlere neden verildiğini şimdi daha iyi anlıyoruz. Gerçekte enerji bizden çok Avrupa’ya lazım. Ve ülkemizin enerji politikalarında belirleyici olan bu gerekçenin yanına birkaç gerekçe de biz ekleyelim: Birincisi küresel sermaye yatırım yapacak alan ararken “AB’ye katılım” gibi bahanelerle ülkemizde paha biçilmez kâr fırsatları sunuluyor. İkincisi elektrik başka yollardan da üretilebilir ama HES bahanesiyle akarsularımız kaynaklarından başlayarak şirketlere teslim ediliyor ve dünyada suyun metalaştırılması kervanına katılınıyor. Üçüncüsü geniş toprakları ele geçirmenin kestirme yolu suyu ele geçirmektir. Böylece küresel tarım tekellerinin HESler aracılığıyla tarım politikalarımızı gelecekte de belirleme olanağı güçlendiriliyor. Dördüncüsü, kimi zaman nükleer ve termik santrallere karşı HESleri, HESlere karşı rüzgâr ve güneş enerjisini savunanlar oluyor. Üstelik bunu “çevrecilik” adına yapıyorlar. Tüketimi körükleyen, şirketlerin kârını arttıran ve doğa parçalarını mülk haline getiren enerji politikalarına toptan karşı çıkmadığımız sürece; birini diğerine yeğleyerek sonucu değiştiremeyiz. Öncelikle şu ya da bu enerji çeşidini değil planlı hayatı savunmalıyız. Bu olmadan “ enerji de lazım” gibi dayanaksız tutumlar almak “çevrecilik” değil; AB’nin, Dünya Bankasının, Birleşmiş Milletlerin, hükümetlerin ve bir şirkete karşı diğerinin peşine takılmak anlamına gelir. Belki “hiç yoktan iyidir” diye birkaç ağacı kurtarıyormuş gibi yaparak vicdanımızı rahatlatırız ama buna karşılık ormanın satışına ortak oluruz. Zaten bu tür şirket ve fon destekli kuruluşların “yeşili korumak için filanca yerden alışveriş yapın, falanca bankanın kartını kullanın” gibi saçma sapan reklâmlar yapması da boşuna değildir. Bunun sonucu falanca şirketin yaptığı HESe karşı çıkarlar, filancanınkini onaylarlar. Evimizi aydınlatmak için gerek duyduğumuz enerjiyle dev alışveriş mağazalarını aydınlatma/ısıtma/soğutma/merdivenlerini yürütme, kısacası kar etmesi için gerekeni bir tutarlar… 

Doğru bir iş yalnızca doğru yöntem ve araçlarla yapılır. AB’ye lazım olan enerji için derelerimizi, vadilerimizi feda etmeye kalkışmanın ülkemizi sömürgeleştirmekten farkı yoktur. Söz konusu broşür bunun itirafıdır. A.Güngö / Fethiye,  

 
Toplam blog
: 320
: 1741
Kayıt tarihi
: 16.04.09
 
 

Muğla Fethiye doğumluyum. Sanat okulu elektrik bölümü mezunuyum. Tarih ve Kültüre çok önem veriyo..