- Kategori
- Mizah
Ercüment'e Danış!

Ercüment'in çay partisi
Ercüment: Sayın başbakanım önemli bi konu hakkında...
Başbakan: Yine ne var Ercüment?
Ercüment: Efendim ben şey, bize danışcağınız bi konu vardı da, onu arz edecektim.
Başbakan: Yine mi toplandınız? Sizin başka işiniz yok mu Ercüment? Emekli oldunuz habire nedir bu çay partisi? Bi kursa falan yazılsanız da takı falan yapsanız diyorum artık.
Ercüment: Yapıyoruz efendim onu da yapıyoruz. Tespih yapıyoruz biz boncuktan. Sizinkiler için. Hani lazım olur falan diye. E hadi danışmiycak mısınız sizi bekliyorum iki saattir sayın başbakanım.
Başbakan: Adamı zorla danıştırıyosunuz yahu. İyi neyse, söyle bakim, bu ergenekonun sonu nereye varıcek?
Ercüment: Bi dakka sayın başbakanım ben bi bizimkilere danışiyim
Başbakan: Ercüment, sizinkilere soracaksan sana niye danışiim, giderim direk onlara danışırım salak mıyım? Yok illa da sana danışcaksam bizim ne işimiz var burda korkuluk muyuz? Hayret bişi yaaa.
Ercüment: Kızmayın sayın başbakan, daha dün çaylı kekli bi daa’nış toplantısı yaptıydık. Çok güzel geçti. Herkes kek, börek, kurabiye filan getirmiş. Hayri Bey süper bi kek yaptıydı onun tarifini isterseniz arz edeyim. Ama kabarmazsa suçu bize atmayın derim.
Başbakan: La havle vela kuvvet. Kek tarifini sonra bizim kaleme bırakıver. Sonuç ne onu söyle.
Ercüment: Efendim öncelikle Hayrişle İstoş bi öneri yaptılar. Bu öneriye göre sizin bu ergenekonla fazla ilgilenmeniz hataymış. Hatta “ne diye savcıyım diye çıktı ortaya bu adam, bize danışsaydı savcı da avukat da bulurduk” dediler. Bu arada kek hakkaten güzeldi ama tarifi çok gizli. Ayrıca sizin partinin geçen gün yaptığı toplantının hiç yerinde olmadığını söyledi bi kaç kişi. Bence siz bizim keki yiyip partiyi de feshedin.
Başbakan: Şimdi buraya bi laf cuk otururdu ama neyse yakışmaz bize.
Ercüment: Kekimizin faideleri pek çok efendim. Bi kere sağlık açısından kalbe, beyne ve tabii prostata iyi geliceğini buyurdu bazıları bizim gruptan. Çünkü efendim parti insanda böbrek taşı yapıyormuş, bunu da doktor eşi olanlar söyledi. Tabii bunlar tamamen aramızda kalsın.
Bizimkilerden birinin böbrek taşı azmış, parti çalışmaları zamanında. Bizim kekten yemişler, partiyi kapatmışlar, birden bire ağrısı sızısı kalmamış. Ben size bilahare partiyi nası kapatıcağınız hakkında ortaklaşa hazırladığımız tarif teklifini suncağım. Ama çok gizli bakın. Kam-oyunda duyulursa yüzyıldır nesilden nesile aktarılan bu tarifi ercümente danışmanın ne anlamı kalır di mi efendim?
Başbakan: Partiyi diil, parti mevzusunu kapatmıştık sanırım Ercüment. Başka bişi?
Ercüment: Sayın başbakan, son zamanlarda yeni geliştirdiğiniz “dış ülkeleri fırçalama” politikanızın da sağlığınız açısından tamamen sakıncalı olduğuna karar verdik. Bence siz yabancı dışişlerini değil dişlerinizi fırçalasanız daha iyi olur, dişleriniz çürüyebilir, ağzınız kokabilir. İsterseniz bu işi sizin yerinize biz de yapabiliriz. Bizde çok yetenekli, hem de böyle süslü ve sırmalı fırçalar var, istirham ederim. Ayrıca Ham yaparım.
Başbakan: Kılavuzu Ercüment olanın… neyse bi laf daha var ama o da buraya uymaz şimdi. En iyisi ananı da al git Ercüment.
Ercüment: Anamı getirmedim bu sefer başbakanım. Bi de daha börek tarifi vardı? Hem siz demediniz mi "emeklilik yan gelip yatma yeri diil" diye.
Başbakan: Hay dilimi arı soksun o zaman. Susuyorum Ercüment sana ne diyim ben daha.
Ercüment: Bişi demeyin efendim, bize danışmaya devam edin yeter. Gözümüz üstünüzde, size iyi çalışmalar, iyi eğlenceler.