- Kategori
- Güncel
Ergenekon; en büyük dava mı?
"...Ergenekon’un özü göz ardı edilmesin.
Ve meselenin özünü bilerek ya da bilmeyerek gözden kaçırmak için yapılan hukuk devleti çağrıları ise inandırıcılıktan uzak kalmaya mahkûmdur."
Geçenlerde bir yazı yazmıştım, "Hukukun Özü" başlığı ile, o yazı tam da böyle düşünenler için idi.
Hasan Cemal bugünkü (29 Nisan) yazısında, yazısını bitirirken bunun örneğini vermiş.
'Hukukun Özü' başlıklı yazıda, hukuku hukuk yapanın, suçluyu cezalandırmak değil, suçluyu tespit etmek olduğunu söylemiştim. Hukukun kuralları salt kimin suçlu ve kimin suçsuz olduğunu bulmaya yaramaz, aynı zamanda, suçsuza suçlu gibi davranılmasını engeller. Adalet budur. Hukuk da bu ilke üzerinde yükselir. Hukukun özü usül, kural ve yöntemleridir. Demokrasinin özü ile de bu çok bağdaşıktır. Anti-demokratik olarak demokrasi istenebilir mi? Bizim ülkede herşey mümkündür, bu da öyle.
Bir şekilde gerçekten suçlu olan birine, hukuksal usül ve yöntemleri önemsemeden yapılan bir işlem kesinlikle adaletsiz olacaktır. Bu bakış ile, suçluyu bile, adaletli bir şekilde cezalandırmamış olursunuz. Bu durumda yapılan sadece öç almaktır. Hukuk adı altında öç almış olursunuz.
Cemal'in bu bakışı bugün yaygındır ve dahası yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır. Bu Ergenekon diye bir terör örgütünün varlığı iddiası için de geçerlidir.
Kimseden öç almıyorsanız durum şudur: Savcılık, bir iddia makamı olarak, böyle bir örgütün varlığını iddia etmektedir. Buna ilişkin iddianameleri vardır, burada çeşitli bulgular dile getirilmektedir, ancak diğer yandan ülkenin pek çok uzman kişisi tarafından bu soruşturma ve iddianameye yoğun olarak eleştiriler yöneltilmektedir.
Henüz davası görülmediği ve böyle bir örgütün varlığı tespit edilmediğine göre, bu örgüt varmış gibi düşünen insanlar ya öç alıyordur, ya yönlendirilmiştir, ya yönlendirmeye çalışıyordur, ya da ne dediğini bilecek ciddiyete sahip değildir.
Böyle bir örgüt yok mudur diyoruz? Tabiki hayır. Varsa, varlığı ve suçu kanıtlanıyorsa, cezalarını en ala şekilde çekmeliler. Ama, bu askere antipati duyuyoruz diye, Atatürkçülere antipati duyuyoruz diye, ateş olmayan yerden duman çıkarmaya dönüşmemelidir. Bu soruşturma sürecinde yapılanlar o kadar az buz şeyler değildir. Umarız, dava sonucunda masumluğu kanıtlananlar, kendilerine dışarıdan fütursuzca saldıranlara karşı haklarını koruyacak davaları açabilecek gücü bulacaklardır. Hiçbir suç cezasız kalmamalıdır çünkü, adil, huzurlu ve temiz bir toplum için.
Ergenekon örgütü diye konuşulup duruluyor. Kimileri bunu Türkiye'nin en önemli davası olarak göstermeye çalışıyor. Neden?
Hangi Ergenekondan bahsediyorlar? Daha doğrusu hangi suçlardan bahsediyoruz? 50'lerden bu yana, belki CIA ile işbirliği içinde kurulan gizli örgütün işlediği suçlardan mı? Ya da Jitem gibi devletin kurduğu örgütlerin işlediği suçlardan mı? Ya da kontrgerilla denen örgütlerin işlediği suçlardan mı? Yine bir kaç yıl öncesine kadar Ergenekon denince kastedilen başka bir örgütün işlediği suçlardan mı? Suçlar somut, ama bu örgütlerin olduğuna ilişkin söylemlerin hepsi iddia. Hangisini kim yaptı? Bir tane midirler, on tane midirler belli değil. Şu an, Ergenekon örgütü diye ileri sürülen örgütün eski ergenekon ile bağlantısı mı var, yoksa ergenekon denilirken o eski örgüt mü kastediliyor ve bunlarla ilişkisi nasıl kuruluyor? Bütün bunlar belirsizdir.
Faili meçhul o kadar çok olay var ki, bütün bu olaylar üzerine gerçekten kamuoyunu ikna edecek şekilde gidilmedikçe henüz Türkiye'nin en büyük soruşturması yapılmaya başlanmış değildir.
Hukuka uygun, adil, vicdanlı, öç alma duygusu ve hırsı taşımayan o süreçler de gelecektir. Belki bugün suçsuzu suçlu diye göstererek, işlediği suçu başkasına yüklemeye çalışan esas suçlular da ortaya çıkacaktır.
Ve meselenin özünü bilerek ya da bilmeyerek gözden kaçırmak için yapılan hukuk devleti çağrıları ise inandırıcılıktan uzak kalmaya mahkûmdur."
Geçenlerde bir yazı yazmıştım, "Hukukun Özü" başlığı ile, o yazı tam da böyle düşünenler için idi.
Hasan Cemal bugünkü (29 Nisan) yazısında, yazısını bitirirken bunun örneğini vermiş.
'Hukukun Özü' başlıklı yazıda, hukuku hukuk yapanın, suçluyu cezalandırmak değil, suçluyu tespit etmek olduğunu söylemiştim. Hukukun kuralları salt kimin suçlu ve kimin suçsuz olduğunu bulmaya yaramaz, aynı zamanda, suçsuza suçlu gibi davranılmasını engeller. Adalet budur. Hukuk da bu ilke üzerinde yükselir. Hukukun özü usül, kural ve yöntemleridir. Demokrasinin özü ile de bu çok bağdaşıktır. Anti-demokratik olarak demokrasi istenebilir mi? Bizim ülkede herşey mümkündür, bu da öyle.
Bir şekilde gerçekten suçlu olan birine, hukuksal usül ve yöntemleri önemsemeden yapılan bir işlem kesinlikle adaletsiz olacaktır. Bu bakış ile, suçluyu bile, adaletli bir şekilde cezalandırmamış olursunuz. Bu durumda yapılan sadece öç almaktır. Hukuk adı altında öç almış olursunuz.
Cemal'in bu bakışı bugün yaygındır ve dahası yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır. Bu Ergenekon diye bir terör örgütünün varlığı iddiası için de geçerlidir.
Kimseden öç almıyorsanız durum şudur: Savcılık, bir iddia makamı olarak, böyle bir örgütün varlığını iddia etmektedir. Buna ilişkin iddianameleri vardır, burada çeşitli bulgular dile getirilmektedir, ancak diğer yandan ülkenin pek çok uzman kişisi tarafından bu soruşturma ve iddianameye yoğun olarak eleştiriler yöneltilmektedir.
Henüz davası görülmediği ve böyle bir örgütün varlığı tespit edilmediğine göre, bu örgüt varmış gibi düşünen insanlar ya öç alıyordur, ya yönlendirilmiştir, ya yönlendirmeye çalışıyordur, ya da ne dediğini bilecek ciddiyete sahip değildir.
Böyle bir örgüt yok mudur diyoruz? Tabiki hayır. Varsa, varlığı ve suçu kanıtlanıyorsa, cezalarını en ala şekilde çekmeliler. Ama, bu askere antipati duyuyoruz diye, Atatürkçülere antipati duyuyoruz diye, ateş olmayan yerden duman çıkarmaya dönüşmemelidir. Bu soruşturma sürecinde yapılanlar o kadar az buz şeyler değildir. Umarız, dava sonucunda masumluğu kanıtlananlar, kendilerine dışarıdan fütursuzca saldıranlara karşı haklarını koruyacak davaları açabilecek gücü bulacaklardır. Hiçbir suç cezasız kalmamalıdır çünkü, adil, huzurlu ve temiz bir toplum için.
Ergenekon örgütü diye konuşulup duruluyor. Kimileri bunu Türkiye'nin en önemli davası olarak göstermeye çalışıyor. Neden?
Hangi Ergenekondan bahsediyorlar? Daha doğrusu hangi suçlardan bahsediyoruz? 50'lerden bu yana, belki CIA ile işbirliği içinde kurulan gizli örgütün işlediği suçlardan mı? Ya da Jitem gibi devletin kurduğu örgütlerin işlediği suçlardan mı? Ya da kontrgerilla denen örgütlerin işlediği suçlardan mı? Yine bir kaç yıl öncesine kadar Ergenekon denince kastedilen başka bir örgütün işlediği suçlardan mı? Suçlar somut, ama bu örgütlerin olduğuna ilişkin söylemlerin hepsi iddia. Hangisini kim yaptı? Bir tane midirler, on tane midirler belli değil. Şu an, Ergenekon örgütü diye ileri sürülen örgütün eski ergenekon ile bağlantısı mı var, yoksa ergenekon denilirken o eski örgüt mü kastediliyor ve bunlarla ilişkisi nasıl kuruluyor? Bütün bunlar belirsizdir.
Faili meçhul o kadar çok olay var ki, bütün bu olaylar üzerine gerçekten kamuoyunu ikna edecek şekilde gidilmedikçe henüz Türkiye'nin en büyük soruşturması yapılmaya başlanmış değildir.
Hukuka uygun, adil, vicdanlı, öç alma duygusu ve hırsı taşımayan o süreçler de gelecektir. Belki bugün suçsuzu suçlu diye göstererek, işlediği suçu başkasına yüklemeye çalışan esas suçlular da ortaya çıkacaktır.