​ Erkek hemşirem ve ben... / Sağlıklı Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Aralık '07

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
 

Erkek hemşirem ve ben...

Erkek hemşirem ve ben...
 

Saat sabahın beşi. Gece nöbetine kaldıran koğuş çavuşu gibi uyandırdı şiddetli bir ağrı beni. Kalktım, salona gittim. Ağrı gittikçe şiddetlendi. Yıllar öncesinden tecrübeyle ‘’sanırım bu böbrek ağrısı’’ diye kendi teşhisimi kendim koydum.

Fakat ağrı gittikçe şiddetleniyor. Ben maçın son dakikasında numaraya yatan kaleci gibi kıvranıp duruyorum koltukta, kanepede. Ama benim ağrı gerçek. O sırada sarışın kedi geldi mahmur gözlerle. ‘’hayırdır usta?’’ bakışıyla karşıma oturdu. ‘’ne olsun memati !’’ diyecek halim yok , acıdan geberiyorum, cevap vermedim.

Yarım saat sonra bunun belki de bir apandist patlaması olduğunu düşünmeye başladım. Hayatımda daha önce böyle bir ağrı ve sancı ne duymuş ne yaşamışım. Baktım adım atmakta zorlanıyorum kendimi arabaya zor attım.

Sitenin içindeki kliniğe park ettim, içeri girdim. Benim yerime sabah çorbası bekleyen klinik ahalisi ayılıp uyuyan doktoru uyandırana kadar yattığım yerde dokuz doğurdum. Gelen doktor kardeş , söylemesi gereken gereksiz şeyleri söyledi ama tam bir şey söyleyemedi, '' ultrason gerekir'' dedi. Bir ağrı kesici yaptırdım eve gittim.

Öğlene kadar uyudum iğne iyi geldi. Ev halkına durumu anlattım, şaşırarak dinlediler. Eşimle arabaya binip dışarı çıkmıştık ki aynı ağrı daha şiddetli başladı ve bu sefer özel bir hastaneye gittik. Giderken hem terliyor, hem büzülüyor hem de ‘’Allah’’ diye nidalar atıyorum. Eşim, en kibar bayan sürücü haliyle hiçbir trafik usulsüzlüğü yapmadan , emniyet şeritlerine girmeden, İstanbul’a niye geldiği bilinmeyen tuhaf sürücülere kızmadan hastaneye vardı. O vardı da ben vardım mı? o belli değil.

Serum bağlandı, kan örneği alındı, biri geliyor öbürü gidiyor. Bu arada bir erkek görevli, doktor değil ama sürekli bir şeyler yapıyor, serum bağlıyor, durumumu soruyor, gayet güler yüzlü; ''herhalde fatura tuzlu gelecek'' diye düşünüyor insan. Sonra yaka kartından anladım ki bu bir erkek hemşire.

Yıllarca Askeri hastanelerdeki ve devlet hastanelerindeki nemrut kadın hemşireleri gördükten sonra bu güler yüzlü ve işini severek yapan erkek hemşire bize pek sempatik geldi. Ultrasona girince böbrekte bir taşın 25 cm. ilerlediği ve çıkışta çevirmeye yakalandığı! görüldü. Böbreğimde izinsiz şekilde tezgah açan taş , geldiği gibi gidememiş ve takılmış, tüm acı ve nümayiş bu yüzden. Ayrıca bu taş yalnız da değil geride bir kardeşi ya da arkadaşı var, ultrasonda parıl parıl parlıyor.

Ağır bir uyuşturucu iğne ile acımız dindikten sonra ilaçlarımızla çıktık hastaneden. Doktor bana araba kullanma deyince eşim gece karanlığında yönetimi ele aldı. Ve eve dönerken dinmiş acımın mutluluğu ile gülümserken bir kamyon arkadan gelip üstümüze çıktı bizde başka araca vurduk. Kamyon şoförü esmer arkadaş bizi görmediğini söyledi. Biz de bir körün bile yapamayacağı şeyi yapan bu arkadaşa fazla sinirlenmemeye çalıştık. Bu arada soğukta donmamız ve böbreğimin gene azması cabası oldu.

Eve dönerken yağmur yağıyordu, hava çok soğuktu. Ve ne zaman ‘’ canım sıkılıyor’’ desem başıma bir iş geldiği düştü aklıma. O akşamda canım sıkılıyor demiştim.

Siz siz olun sağlığınızın kıymetini bilin ve sakın ‘’ hayat ne sıkıcı’’ demeyin. Neler var şu dünyada neme lazım!

 
Toplam blog
: 187
: 1260
Kayıt tarihi
: 02.10.06
 
 

İyiye ve güzele götürmeliyiz Dünyayı. Sürekli daha çok kazanmak, daha yukarıdan bakmaya çalışmak,..