Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ekim '07

 
Kategori
İlişkiler
 

Erkeklerin elindeki-dilindeki kadın

Erkek ya da kadınlar çapkınlık yaptıkları yüzlerine vurulduğu ya da biriyle ilişkisi olduğunu söyleyen biri çıktığında, ya hiç kabul etmez, ya da karşı saldırıya geçerler.

Kanunlara göre suçun ispat edilmediği ya da itiraf etmediğin sürece hep zanlısındır, suçlu değil.

Bu nedenle insanlar devamlı inkar yolunu seçerler. Kimileri ‘varsa bir bildiğin anlat’ der, kimileri ‘gözünle gördün mü?’ diyerek kesin delil ister.

Hatta gözle görülse bile ‘O, ben değildim, benzetmişsin’ diyerek’ pişkinlik yapanlar bile var.

İnkar yoluna sapanlar, ya da yakalandıklarında eve bile uğramadan göze görünmez olanlar da.

Kadınlardır genelde, yakaladığında öldürülen. Büyük oranda sonuç ‘dan dan dan’….

Böyle yani… Bazen kadınlar da yapmıyor değil bu ‘dan dan!’ işini.. İnsanın o zaman ki hal-i ruhiyesine bağlı bu olaylar…

Benim asıl üzerinde durmak istediğim kimin kimin koynunda sabahlamış, kim kimi götürmüş, ya da kim çıtır severmiş değil. Bana ne kim ne yaparsa yapsın, herkes kendi şeyinden asılır…

Bu yüzden de gazetecilik mesleğinde magazin muhabirliğini hiç sevmedim, sevmiyorum da. Çünkü arkadaşlar, kimin eli kimin cebinde, araştırıp, bulup toplumu bu konularda aydınlatmak zorundalar... Yani zor iş.. Gizli saklı, karanlıkta iğneyle kuyu kazmak gibi bir şey bu.. Ama görev görevdir.. Geçim derdi..

Ayrıca Türk milleti bu konularda çok meraklıdır. Artislerimiz, şarkıcılarımız, sosyetik güzeller, playboylar bir yana, neredeyse mahallenin muhtarının, sucusunun, sütçüsünün, tamircisinin bile neler karıştırdığını merak eder ve bunun için de fısıltı gazetesi kullanılır.

“Kız Hatçe duydun mu? Muhtarın kızı sütçüyle basılmış.”

Ya da, kahvede iskambil masasında bir muhabbet;

“Lan İbraaam, haberin var mı, sizin üst kattaki oğlan, eve gelen temizlikçi kadını iyi etmiş.”

Bu sırada masada oturanlardan biri namus bekçisi kesilir, konuşmaya kızar;

“Utanmıyor musunuz kardeşim, el alemin karısına, kızına laf etmeye. Gördünüz mü gözünüzle.. Yoksa orada mıydınız?”

Konuşma sürer gider…

Cinsellik, yaşamımızın büyük bölümünü işgal ediyor, konuşmalar, çalışmalar, yayınlar, yazmalar, okumalar hep cinsellik üzerine. Kadınların bacakları, göğüsleri, kalçaları süslüyor gazetelerin birinci sayfalarını.

“Başlık okutturur, fotoğraf sattırır” diye bir söz vardır gazetecilikte. Demek ki kadın teması, satmak için, para kazanmak için.

Ve bunu bir adım ileriye götürüp, kadının fotoğrafını değil, aslını satanlar var. Sanki kadın, karpuz, kavun, manavdaki domates.

Satılan kadınlara or…u, fa…şe, ka.tak, hayat kadını, telekız, nataşa gibi adlar da takılmış.

Hepsi aşağılayıcı nitelikte. Bu nedenle hal ve hareketi beğenilmeyen kadınlara da hemen bu sıfatlardan biri yapıştırılır.

Ya kadınları satanlara ne denir? D..bük, pez….k, beyaz kadın taciri, kerhaneci…

Cinsellik hem istenilen, arzu edilen, hem de dile dolanan kötü bir şey olmuş.

Kadın uğruna ölünen, sevilen, peşinden koşulan namus kriteri eş, sevgili, ve de satılan, gerekirse de öldürülen bir mal olmuş.

Öyle bir ikilem, öyle bir ruh kargaşası, öyle bir çıkmaz sokak ki.. Erkeklerin beyinlerinin her kıvrımı bu ak ve kara düşüncelerle dolmuş.

Kadını şekilden şekile sokan, onu kullanan, sırtından geçinen, parasını yiyen, vücudunu satan erkekler. Ve bunları yapıp ‘erkeğim’ diye geçinenler.

Bir de buna çanak tutan kadınlar…

Erkekliğe bak…

Kadınlığa bak…

Birbirlerini nasıl yerden yere vuruyorlar.

‘Canım sevgilim’, ‘canım karıcığım’ denen de kadın, tele kız da, ‘aslan kocam’ denen de erkek, kadını satan da…

Namus insanın neresindedir bilen var mı?

Tecavüz sadece cinsel organdan cinsel organa mı oluyor?

Bir de beyinlere bakmak lazım. Her gün milyonlarca kişi birbirinin gözünden, kulağından girip beynine tecavüz ediyor.

Farkında olan var mı acaba?

 
Toplam blog
: 121
: 1472
Kayıt tarihi
: 23.08.07
 
 

Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü mezunuyum. 28 yıllık g..