- Kategori
- İlişkiler
Saçının tellerine gönlümü taktı kader
Gerçek, gerçek gibi anlatılmaz kimi zaman.
Deryalar mürekkep, ormanlar kalem olsa yazılmaz.
İşte bu sebeple, gerçeği örtülü biçimde anlatabilmenin, yazabilmenin yolu masaldır bazen.
Bazen şiir...
En başta söylenmesi gereken en sona saklandığındaysa, şarkılardır duygularımıza tercüman.
Kıyısından girelim:
“Çok zor itiraf etmek
Bu aşkı bertaraf etmek.
Bıraktığın gibi değilim
Üstelik bir kızım var, evliyim.”
Hay canının bülbülünü yediğim gerçekler!
**
Her şeyi açık açık konuşacağız...
An gelir,
Bir Melih Kibar bestesidir, anlatılmak istenen.
Çiğdem Talu güftesidir, Erol Evgin’in sesinde:
“Hani bir yağmur yağar da bazen
Hani gök gürler ya arkasından
Hani şimşekler çakar peşinden
İşte öyle bir şey...”
Doğruya eğri demeyeceğiz: İşte öyle bir şey...
**
Örtülü biçimde yazmasını bilen insanın kalemini tutamazsınız.
Konya’da Mevlana dergahında çileye giren, fakat çilesini tamamlamadan İstanbul’a dönen “Hüsnü Aşk”ın yazarı Şeyh Galip, “Siyah saç gurbet akşamına benzer” demiş... Selâhaddin İnal’ın rast makamındaki şarkısında ise Tarık Hatusil güfteyi örtülemeyi yeğlemiş:
“Saçının tellerine gönlümü taktı kader
Önce elimden tuttu sonra bıraktı kader.”
**
Son Söz
“Hatice’yi bırak neticeye bak” diyor herkes. Hatice’yi soran yok.
Soralım:
- Gerçeği gerçek gibi söylemeyişimiz nedendir?
- Ya da söyleyemeyişimiz?