Arabada 5 evde 15 / Müzik / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ekim '07

 
Kategori
Müzik
 

Arabada 5 evde 15

Madem herşeyi açık açık anlat dediniz, ben de bir şey saklamadan anlatacağım. Müzikten bahsedeceğiz bugün. Hani, "Ruhun gıdası" diye tarif edilen...

Hani, Klasik Türk Müziği’nin büyük ustası Hamamizade İsmail Dede Efendi’nin "Öyle bir denizdir ki, ben paçalarımı sıvadım ama hala içine giremedim" dediği müzikten...

Çinli düşünür Konfüçyüs, "Bir ülkenin nasıl yönetildiğini anlamak istiyorsanız, o ülkenin müziğini dinleyin" demiş.

Konfüçyüs’e kulak verip nasıl yönetildiğimizi anlamak için ülkemizdeki her müziği dinlemeyelim ne olur?

Zira bizim ülkemiz mantıklı ve aklı başında her insan için sürekli şaşkınlıklar yaratan bir ülkedir.

İstediğiniz kadar üstünü örtün!

İstediğiniz kadar başınızı başka yöne çevirin!

İstediğiniz kadar kulağınızı tıkayın!

İstediğiniz kadar ters yorumlarla kendinizi kandırın!

Ne derseniz deyin, ne yaparsanız yapın sonuç değişmez: Bizim ülkemiz mantıklı ve aklı başında her insan için sürekli şaşkınlıklar yaratan bir ülkedir.

Hele eline kalem alanın kendini şair, güfteci, her kaval üfleyenin kendini besteci sandıkları müzik hususunda.

İstediğiniz örnek olsun!

Yorumcunun adına söz gelişi "Çorumlu Seyrani" diyelim ve o şarkıları anımsayalım:

* Dübeş attım yek geldi/ Bugün kızlar tek geldi

* Yakalarsam tık tık...

* Kulağımdan öp beni...

* Arabada 5 evde 15...

Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince diğerleri de yanlış gider.

Dilerseniz yorumcunun adına bu kez söz gelişi "Harputlu Hıdır" ya da "Edirnekapılı Ercüment" diyelim ve o şarkılardan bir başkasına kulak verelim. Yalnız dikkat isterim, bu şarkı bir haykırış, bir öpücük, sıcak bir kış, bir demet gül, bir dokunuş (!) :

“Bir ev bir de araba
Bunlar varsa merhaba

Oldu gözlerim doldu

Haydi yavrum davara
Oha oldum kal geldi

Gül beklerken dal geldi

Ne çok sevmiştim seni

Ayrılması zor geldi.”

Atalarımız "ruhun gıdasıdır" diyerek, bir anlamda müziğin ruha etkisini özetlemişler.

Gerçekten müzik birçok ruhsal hastalıkta, hastalarla iletişim konusunda çok yardımcı olmakta, birçok ruhsal hastalığın tedavisine katkıda bulunmakta.

Örnek vermek gerekirse, depresyonda gerilimi azaltmakta, şizofren ve otistik bireylerde iletişimi ve uyarılabilirliği artırmakta.

Şimdi soru şu:

- Hangi müzik ruhun gıdasıdır?

- Edirnekapılı Ercüment’in müziği mi?

- Harputlu Hıdır’ın yaptığı mı?

- Çorumlu Seyrani’nin icra ettiği müzik mi, ruhun gıdası olan müzik?

- Hangisi?

Bana sorarsanız, söz gelişi yorumcuların icra ettikleri zıkkım, ruha gıda olmak şöyle dursun, sinir konservesi eder adamı.

Demem şu ki:

"Müzik öyle bir denizdir ki, ben paçalarımı sıvadım ama hala içine giremedim" diyen Klasik Türk Müziği’nin büyük ustası Hamamizade İsmail Dede Efendi, zamanında "akıl edip" ölmüş de, çoluk çocuğa maskara olduğumuz bugünleri görmemiş, bu zırvaları işitmemiş.

Demem şu ki:

* Yakalarsam tık tık..

* Kulağımdan öp beni..

* Arabada 5 evde 15’e güfte, beste, şarkı ve türkü deniliyorsa, şu halde bu şarkıların gözü kör olsun! Türkülerin de!

Bitirirken eski Başbakanlardan Refik Saydam’ın "A’dan Z’ye herşey bozuk" deyişi geliyor aklıma.

Mantıklı ve aklı başında her insan için sürekli şaşkınlıklar yaratan ülkemizde A’dan Z’ye olmasa bile çok şey bozuk. Hele müzik hususunda.

Lafın kısası şudur:

Oktay Akbal, unutulmaz eserinde "Önce Ekmekler Bozuldu!" demişti,

Ben de diyorum ki, "Önce Ekmekler Bozuldu, sonrasında her şey.."

 
Toplam blog
: 14
: 1012
Kayıt tarihi
: 24.09.07
 
 

Gazeteciyim. “Bu meslekte en çok ne ile övünüyorsun?” diye sorsalar, “Abdi İpekçi Dostluk ve Barı..