- Kategori
- Siyaset
Ermenistan Suriye sınırını açıyoruz ama birbirimizle konuşamıyor mektuplaşıyoruz

Türkiye son yıllarda dış politikada “zihniyet devrimi” yaptı.Dış politikamıza “stratejik derinlik” sağlayan bu devrim Dış İşleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu’nun eseri.
Dış politikamız artık “akılcı” hale gelmesinin ötesinde “Batıya karşı aşağılık kompleks, Doğuya karşı kibir” cenderesinden ve “Türkün Türk’ten başka dostu yok herkes bize düşman” önyargısından kurtularak bütün komşularıyla dost olurken bölgesinin güçlü, güvenilir, arabulucu konuma geldi.
Yıllardır kapalı olan Suriye sınır kapıları geçtiğimiz gün açıldı.
Türkiye Ermenistan ile sınırın açılması yolunda tarihi bir adım atarak önce aynı masada oturdular sonra aynı metne imza attılar.
Bin yıl birilikte komşu olmuş, kardeş olmuş, ortak olmuş uzun yılları acıları sevinçleri aynı havayı aynı toprağı paylaşmış aynı ülkenin vatandaşı olmuş Türkler ve Ermeniler, Türkler ve Suriyeliler ırkçılık belasının salgın hale gelmesiyle konuşamaz, aynı masayı bile paylaşamaz hale geldikten yüz yıl sonra yeniden geleceğe umutla bakabilmenin yolunu aramak için bağırlarına taş basıp aklı ön plana çıkarabilmeleri gerçekten tarihi bir adımdır.
Suriye sınırının açılması ve Ermenistan ile imzalanan protokol bu topraklarda yeniden huzur, istikrar ve barışın egemen olacağının ve Türkiye’nin etkinlik alanının Balkanlardan başlayıp, Orta doğuya ve Kafkaslara yeniden uzanacağının işaretidir.
Türkiye yeniden “barış üreten” ülke haline gelmiştir.Umarım bundan sonra içeride ve dışarıda “Adalet üreten” ülke haline de dönüşür.
Tarihi imza sonrası Ermenistan’da muhalefet partileri Ermeni Ulusal Müzesi’nin fotoğrafının iki yanına birer minare ve ortasına bir ay yıldızlı bayrağımızı montajlayıp “Türkler Ulusal Müzeyi Camiye çevirecek!” diye sokağa dökülmüş.Ellerinde pankartlara “Enver ve Talat Paşa için Erivan’da Müze açacaklar!”, “Türkler kızlarımızla evlenecek!” yazmışlar..Enver ve Talat Paşa’nın büyük boy posterlerinin Erivan binalarına asılmış gösteren afişler hazırlamışlar.
Ermeni ırkçıları Ermenistan’da milliyetçi damarı tahrik ederek komşu ülke Türkiye ile ilişkiye girmeyi, sınırı açmayı engellemeye ve dünyadan kopuk kapalı bir toplum olarak yaşamaya devam etmeye çalışıyorlar.
Gazetede bu fotoğrafları görüp haberleri okurken neden ilk olarak aklıma Deniz Baykal ve Devlet Bahçeli geldi bilmiyorum.
Ermenistan Hükümeti kendi ulusalcılarının/ırkçılarının baskısı ve Anayasalarına kadar yazılı kendilerine göre tarihi önyargılarını bir kenara koyabiliyorken “Demokratikleşme” deyince Devlet Bahçeli’nin Deniz Baykal’ın Cumhurbaşkanı ve Başbakan ile aynı masaya bile oturamaması geldi aklıma.
Türkiye Başbakanı dün bize “düşman” olarak belletilen Yunanistan, İran, Rusya, Suriye, Irak, Ermenistan Başbakanları ile aynı masaya oturup ülkelerinin ve dünyanın geleceğini konuşuyor, işbirliği yapıyor ama kendi ülkesinin muhalefet liderleriyle aynı masaya oturup konuşamıyor.
İki büyük muhalefet partisi %49 oy alarak Başbakan olmuş birisiyle Türkiye’nin en önemli sorunu hakkında konuşmaktan bile korkuyorlar.MHP lütfedip randevu bile vermiyorken CHP mektuplaşmalarla zaman geçiriyor.
Irkçılık her yerde her millette aynı refleksi veriyor.Ermeni ulusalcıları/milliyetçileri ne yapıyorsa bizimkiler de aynısını yapıyor aslında.
Ermeni diasporası ile CHP ve MHP’nin benzer tepkileri vermesi ne garip bir benzeşmedir.
Türkiye ve Ermenistan imzayı atarken arkada dikilenler ABD, Rusya; Fransa, İsviçre Dış işleri Bakanları ile Avrupa Birliği Dışişlerinden sorumlu komiseri vardı.Yani Dünya ekonomisinin %70i ve Dünya siyasetinin %100ü…
Dünyanın enerji hatları Türkiye’den geçtiği sürece Türkiye istikrarlı, etkin ve bölgenin sigortası, barış üreten ülkesi olmak zorundadır.
Ermenistan Başbakanı Petrosyan gerçeği görüyor ve yeni dünya dengelerini algılayıp diyor ki ”İmzalamaya mecburuz.”
Keşke Baykal ve Bahçeli de bu resmi görerek Türkiye’nin önemini, yeni dünyayı anlayabilse ve Türkiye’nin geleceğine katkı yapsa..Hoş, kendileri bilir ama, böyle devam ederlerse Türkiye’nin geleceğinde onların yeri yok.