- Kategori
- Sosyoloji
Erzurum Serdarlı Vadisi'nde neler oluyor ya da ''işte HES gerçeği''

Serdarlı Beldesi'nde HES kamulaştırması için tepki var(Kanal25-21.01.2010)
Özellikle son yıllarda Rusya ya da Arap kökenli bazı kuruluşlar için ''içme suyu'' çıkartılması, kimi derelerin ıslahı ya da kimi dereler üzerinde özellikle bazı belediyelere, ''kaçak'' da olsa, sözüm ona halkın bahçe ve tarla sulama ihtiyaçları için bir iki ''gölet'' yaptırılması düşüncesi giderek yaygınlık kazanmaktadır. Bu tür yaklaşımların ardında ''küresel ısınma'' denilen aşırı sanayileşeme ile birlikte, yine sanayi üretimlerine bağlı olarak yaygınlaşan ''çevreye zararlı ürünlerin'' çok ucuz olarak evlerimize kadar girmeye başladığını hepimiz biliyoruz.
Mesleğim gereğince ülkemizin yarıdan çok yerlerini gezip tozduğum için tarım alanları, sanayileşme, dereler, ırmaklar, sanayi siteleri ile Organize Sanayi Bölgeleri yanında doğal hayat, HES konularında kendimce bilgilerim ve görgülerim vardır. İşte bu kapsamda değerli yazar Vahdet Nazif AKSU'nun Erzurum'daki ''Organ Nakli Merkezi'nin Yeni Dönemi'' başlıklı, değişik yaklaşımlar içeren yazısını okuduktan sonra aşağıdaki habere takıldı gözüm:
''İşte HES gerçeği'' başlıklı bu yazı bugünkü PALANDÖKEN Gazetesi‘nde eski deyimle ''sekiz sütunluk bir manşet'' olarak yerini almış. Dilerseniz Erzurum'daki Serdarlı Vadisi çevresinde nelerin dönmekte olduğunu Gazeteci Onur SAĞSÖZ'un anlatımı doğrultusunda birlikte okuyalım:
İşte HES gerçeği
Bakan Akdağ’ın isteği üzerine Atatürk Üniversitesi tarafından hazırlanan 'Serdarlı Vadisi' raporunda HES'lerin yapacağı katliamı gözler önüne serildi.
Akdağ’ın isteği üzerine :
‘Tahribatlara yol açacaktır’ :
Toprakla birlikte bitki örtüsünün, suyla birlikte de balık ve hatta kuşların bile tehlikede olduğunun belirtildiği raporda, "Her ne kadar suyun yüzde 40'ının dereye bırakılması öngörülse de, suyun çok azaldığı yazın sonlarına doğru ve özellikle kuraklığın olduğu yıllarda, suyun tümü bu alana yetmez iken bir de borulara alınması ile vadide önemli ve geri dönüşü mümkün olmayan tahribatlara yol açacağı muhakkaktır" denildi.
(Alıntı Yeri: http://www.palandokengazetesi.net/haber_detay.asp?News=19163)
Bu değerlendirme raporuna göre Serdarlı Vadisi üzerinde her hangi bir HES kurulması mümkün değil. Sanırım doğrusu da bu. Araştırmayı yapmış olan uzmanları bu değerlendirmelerinden dolayı kutlamak gerekir. Biliyoruz ki bu ülkede yıllardan beri çevre, orman, sağlık raporu ile sit alanı gibi bazı değerlendirmeler ''siyasi otoriteler istemiş'' olduğu için ''olumlu'' sonuçlanmıştır.
İşin ilginç yönü Erzurum Milletvekili ve Çocuk Sağlığı uzmanı Prof. Dr. Recep AKDAĞ hangi nedenler ile Serdarlı Vadisi ile ilgilenmektedir? Bir ya da bir kaç Sağlık Ocağı ya da diyelim ki bir Çocuk Sağlığı Merkezi için gerekli olan su ve enerji ihtiyaçları için mi böyle bir araştırma yapılmasını istemiştir? Oysa bu tür işlerin bakanlığı bellidir. O da Çevre ve Orman Bakanlığı'dır son düzenlemelere göre. Bu konuda yine bir Prof. Dr. (olan) Veysel EROĞLU da gecesini gündüzüne katarak çalışmaktadır. Tevfik FİKRET'in bir şiirinde belirtmiş olduğu gibi ''vatan gayyur insanların omuzlarında yükselir''.
Ne ki geçenler bir gazetede yazıldığına göre ilgili bakanlıkça hazırlattırılan kimi ''raporlara göre'' alınan bazı HES kararları ilgili mahkemelerce iptal edilmiş bulunuyor. Erzurum'da ''sulama ve içme suyu amaçlı'' Palandöken Barajı'ndan(1994-2005) sonra Tortum Çayı’na karışan Ödük Çayı üzerinde ve Bağbaşı Köyü yakınlarında kurulması tasarlanan ''enerji amaçlı'' 26.2 MW'lık Tortum HES'i için henüz köklü bir inşaat için harekete geçilmiş değil. Belki ''maketi bile'' hazırdır. Kim bilir kimlerin elinde dolaşıyordur bu maketin fotoğrafları.
Adı konulmuş olan bu HES için küçük çaplı bir hafriyat çalışılmasına başlanılmış on beş gün kadar önce. Ancak DSİ yayın alanından öğrenilebileceği gibi bazı ölçümler çerçevesinde, çok yakında işin üzerine gidilecekken Atatürk Üniversitesi'nin ''çevre değerlendirme raporu'' bu işin olamayacağını, bütün ayrıntıları ile ortaya koymuş bulunuyor. Çünkü çevre şartları göz önüne alınmadan hiç bir teknik iş yapılamaz. Çünkü kurulacak bir baraj gövdesinin arkasında birikecek olan suların basacağı ''toprağın başka amaçlarla kullanıldığı zaman yok olacağı'' ortaya çıkmış.
Bildiğim kadarı ile bütün vadiler gibi Serdarlı Vadisi de çevresi küçük kum ve kayalık tepelerden oluşuyor. Bu da mesleği mühendislik ya da jeologluk olmayan, çevreye duyarlı birinin bile bir çırpıda görebileceği bir gerçek. Anlaşılan o ki eğer ‘’ihaleye çıkılmış ise’’ ki öyle olmalı; on gün kadar önce söz konusu HES’in kurulması için: Pehlivanlı, Bağbaşı ile Serdarlı beldelerinden geçen Ödük Çayı üzerine kurulacak üç HES'e vatandaş tepki gösterdi. İş makinalarının vatandaşların tapulu arazilerine girerek ceviz ağaçlarını kırması ve su arklarını yıkması üzerine vatandaşlar, iş makinalarının önüne yatarak'' tepkilerini göstermekten çekinmemişlerdi.
Ancak bu gelişmeler karşısında Serdarlı Belediye Başkanı Muammer Yiğider’in yapmış olduğu açıklama ‘’devam eden mahkemeye rağmen’’ yaşanılan bazı gerçekleri de ortaya koyuyor: "Şu anda devam eden bir mahkememiz var. Kamulaştırma yapılmadı. Buna rağmen, işçiler halkın tapulu malına girerek zarar veriyor. Halkı Mehmetçikle karşı karşıya getirmesinler" demiş DHA muhabirine.
(Kaynak: Kanal25 TV-21.01.2010)
İlgili haberin sol üstündeki fotoğrafta onların ne kadar tepkili olduklarını göstermesi bakımından çok anlamlı olsa gerek. (Alıntı yeri: http://www.erzurumgazetesi.com.tr/default.asp?page=haber&id=42485)
Bu haberleri okuduktan sonra dedim ki acaba her hangi bir ''Su Havzası'' önce SAĞLIK BAKANLIĞI tarafından mı araştırılıyor? Söz konusu ''ön araştırma'' olumlu çıkar ise çok yakın kabine arkadaşı Çevre ve Orman Bakanı Veysel EROĞLU'na durumu ileterek işbirliklerinin bir nişanesi olarak, ilgili yerde bir an önce bir Hidro-Elektrik Santrali (HES) kurulabilmesi için GEREKLİ İHALE açılabilecektir. Yoksa Sağlık Bakanı'nın nesine gerek bir HES açılması? Bir Sağlık Ocağı ya da Devlet Hastanesi için hem sulama hem de elektrik üretebilecek bir baraja ne diye gerek duyabilir; ben anlayabilmiş değilim. Kendi adına açılmış bir caddesi olsa bile Serdarlı Beldesi’nin Sayın AKDAĞ’a ne kadar yakın olduğunu bilemem. Kaldı ki yetkili Çevre Müdürlükleri ile Sağlık Müdürlükleri ilgili yönetmelikler çerçevesinde aylık ölçümlerini yaparlar, gerekli raporlarını da yollarlar ilgili yerlere.
Bu işin içinde ne olabilir ki Aziz Dadaşlarım; ben anlayabilmiş değilim. Yoksa yaşım gereğince çok mu ''pimpirikli oldum'' kendi kendime. Ben ki beş altı kere uğrak verdiğim Erzurum'u da içinde yaşayan tanış olduğum kişileri de çok severim. Saygıdeğer Aziz Hocam Prof. Dr. Necati ÖNER ise benim için başlı başına bir tarih ve felsefedir. İlk olarak O'nun kişiliğinde 1971'de tanımıştım Erzurumlu nasıl bir insandır. Kısa ve özlü konuşur; bir yol gösterici olarak biz gençlere sevgi ile hitap ederdi.
Bildiğim kadarı ile bir tarih ve medeniyet merkezidir Erzurum. Taşına toprağına, mimarisine hayran kaldığım ender şehirlerimizdendir. İpek Yolu'nun atardamarıdır. El sanatları gelişmiştir. Dadaşlar Diyarı olarak ün salmıştır. Bu kapsamda Nene Hatun'u nasıl unutabiliriz? Osmanlı Devletimizi darmadağın etmek için bütün kentlerimizde karakollar kurmuş olan Batılı yayılmacılara karşı toplanan Erzurum Kongresi millet iradesinin bir şahlanışı değil midir Erzurum‘dan? Taşına toprağına hayran kaldığım ender şehirlerimizdendir. Kısaca inşallah bu teşebbüsatın arkasından başka durumlar çıkmaz. Ne olur derelerinize, çalılıklarınıza, su havzalarınıza, yaban hayvanlarınıza, kaldı ise ormanlarınıza çok iyi bakınız.
Unutmayalım ki ''SU'' olmadan hayat olmaz. Suyun bir yerlerde tutulmak istenmesi de bazı çevre zararlarına yol açtığı gibi kimi kendini bilmezlerin ''her ne pahasına olursa olsun'' yaklaşımı ile bazı imkânlar dâhilinde yakaladıkları ''ihaleler yolu ile'' daha da zengin olmak heveslerinin var olduğunu bilelim. Bu gibi durumları hiç kimseye yakıştırmak istemem. Ne ki yaşadığımız dünyada ''maddi hırs'' doğrudan doğruya ilgili makamları değilse bile onlara yakın olmaya çalışan nice kişilerin tapındığı bir yol olmuştur. Bu uğurda da nice karanlık işlerin döndüğünü, dolaylı olarak ne gibi teşebbüsatın yoluna koyulmaya çalışıldığını elbette Devlet bilir.
Benimkisi yalnızca bir ''evham'' ya da ''olaylara bir de bu yönleri ile bakalım'' demektir. Ancak gelişmeler hiç de zannettiğim gibi olmadığını gösteriyor bazı olayların. Halkın tepkisine ve uzmanların değerlendirmelerine göre bakalım Serdarlı Vadisi köylüleri ne yapacak? Kimileri neden bu kadar ‘’acil bir biçimde’’ su havzalarını kapatmak, akarsuları ve dereleri boğmak istiyor; çevredeki toprağın uygun olmamasına rağmen. İnanın anlayabilmiş değilim.
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri (ki O'nun adını taşıyan ilk belgeselimi çekmek için gitmiştim Erzurum'a 1977'de) der ki:
''Görelim Mevlâm neyler
Neylerse güzel eyler!''