- Kategori
- Anılar
Eşek'li olduğunu unutmamak

Bugün sizinle paylaşmak istediğim öykü, babamla aramızda geçen bir öyküdür.
Yaşamımda o günden sonra çok şey değiti. Tabi ki olumlu yönde.
Yıl 1981, 12 eylül 1980 ihtilali birçok insan gibi benimde üzerimden buldozer gibi geçti.
12 eylül olduğunda ben Gazi-Ankobirlik (Gaziantep köy kalkındırma kooperatifleri birliği) genel müdürü olarak görev yapmaktayım. Bir gün gece vakti çalındı kapım. Açtım, karşımda üç sivil polis, merdivenlerde ellerinde kaleşinkoflu adamlar.
Şaşırmadım, bekliyordum.
-Karakola kadar bizimle geleceksiniz dediler.
-Hayırdır dedim.
-İfadene başvuracağız dediler.
Giyinip geliyorum dedim, benimle içeri girdiler.
Kızlarım Evrim 6 Elif 4 Evren 1 yaşında.
Polislere bakışları hala içimde kanayan bir yara.
Gittim polislerle gidiş o gidiş.
3, 5 ay içerde işkence (Olanları anlatarak ne sizleri üzmek, nede tekrar yaşamak istemem)
3, 5 ay sonun da pardon denerek bıraktılar.
Bırakmayı bıraktılarda, her an arkamda bir polis beni takip ediyor duygusu ile aylarca uyuyamama ve uykudan kabuslarla uyanma.
Görevimden istifa ettim ve Gaziantep artık bana dar gelmeye başlamıştı. Eşim öğretmen olduğu içinde tayin beklemem gerekiyordu. Gölgesinden korkarak ta yaşanmıyor ki.
Ankara'ya geldim ve eşimin taini de Ankara'ya çıktı. Çankaya Yıldız'da sobalı bir ev tuttuk. Eşimin maaşı üç çocuklu bir aileye ne kadar yeterse oyle idare ediyoruz. Gel gör ki serda köylülük var onuruma dokunuyor hanım parası ile geçinmek. Gazi-Anko birlik te pazarlama müdürü olan arkadaşım Atilla ile bir büro kurduk, Ataç sokakta.
Mükellef yok, masalarımızın üzeri bom boş, tabi parada yok. Atilla'nın babasu Süleyman amca (Allah rahmet eylesin) destekliyor.
Kısaca anlayacağınız burnumu sıksanız canım çıkacak.
Bu ahvalde yaşam devam ederken anam ve babam ziyaretimize geldi. (her yıl olduğu gibi)
Birgün yine moralim bozuk (her zamanki gibi) Eve geldim babam salonda koltukta oturuyor.
Kızım Evrim geldi bana birşeyler söylemek istedi çocuğu azarladım, dinlemedim.
Babam koltukta -Suç eşeklinin diye mırıldandı.
Bıraz sonra eşim geldi birşeyler diyecekti ki onu da azarladım ve gitti.
Babam yüksek sesle -Suç eşeklinin dedi.
Baba kime diyorsun dediğimde; -Sana diyorum eşek oğlu eşek gel otur şuraya dedi ve başladı nasihata.
"-Bak oğlum, deminden beri seni izliyorum. Torunumu azarladın, o yetmedi gelinimi azarladın. Ne hakkın var onları üzmeye Sen Eşekli olduğunun farkında değilsin. Bak oğlum, benim 7 oğlum var her yıl her oğlumu ziyaret ederim.
Hiç bir kardeşiyin evinde bir haftadan fazla kalmam. Sende en az 20 gün 30 gün kalıyordum. Sende adam değilmişşin. senin evine s....yım. Yarın biletimi al ben köyüme döneceğim.
Ulan sen nasıl adamsın Eşin öğretmen, çocukların gül gibi sorunları yok. Nedir senin bu afran tafran. Sen atlılara özendin ama arkandan gelen yayayı görmedin, onun arkasından gelen gözü görmeyen elinden biri tutmuş geleni görmedin. Onun arkasında Gözü görmeyen dizi tutmayan birinin sırtında geleni görmedin. Onun ardında gözü görmeyen, dizi tutmayan sahipsiz b..nun üstünde kalan adamı görmedin. Sen atlılara özendin. Oysa atlıları arabalıların, onlarıda uçaklıların gececeğini bilmiyorsun. Sen EŞEKLİ olduğunu unutmuşsan sen adam olmazsın"
Dedi demesinede benimde ne halt ettiğimi çok güzel anlattı.
Babamla tekrar barıştık. Yine uzun kaldı.
Bana da o günden sonra eşekli olduğumu unutmamak kaldı.
Göle düşmüssen paniğe kapılman ölümünü çabuklaştırır. Oysa yağmur yağarken ıslandım diye paniğe gerek yok.
Kriz seni de vurmuş sa Kara Fatma'ları, Nene Hatunları, dedelerini unutma.
Hayat herşeye rağmen yaşamaya değer.
Beterin beteri var.
Bayramınız kutlu, yaşamınız mutlu olsun.