Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mart '07

 
Kategori
Sivil Toplum
 

Eski defterler (2)

Belki eski defterler karıştırıyorum ama AB konusunda bu gün geldiğimiz noktaya, nerelerden geldiğimiz anlatmak için bir de 21 Aralık 2004 tarihindeki yazımı aynen, hiç değiştirmeden aşağı alıyorum. O günden bu günleri görmek için kâhin olmaya ihtiyaç yoktu…

X X X

İSTİŞARE ve MUTABAKAT...

Türkiye, AB çatısı altına girmek için 17 Aralık 2004 tarihinde açıklanan karar gereği, Avrupalılar ile 3 Ekim 2004 tarihinde görüşmelere başlayacaktır. Eğer, o tarihe kadar her hangi bir anormal gelişme olmazsa...

Son varılan mutabakat, Türkiye açısından olumlu mu?

İstediğimizi aldığımız ne yazık ki söylenemez. Ancak, ortada da alınmış bir şey var. Yani 3 Ekim 2004 tarihinde, önünde uzun bir zaman olan müzakerelere başlayacağız.

Peki; Türkiye, bu uzun zamana yayılan müzakereler sonunda AB üyesi olacak mı?

Onu, elbette zaman gösterecektir.

Size, ATV televizyonunda yayınlanan bir kısa filimden söz edeceğim.

Şöyle...

Avrupa Parlamentosu toplantı halinde. Parlamento Başkanı, Kürsüye Mustafa Kemal Atatürk’ü davet ediyor ve ATATÜRK, kürsüden Avrupalı parlamenterlere hitap ediyor, Türkiye’nin hedefini ve gelecekte olması gerekenleri anlatıyor.

İzlemediyseniz, mutlaka izleyin.

“Onuncu Yıl Nutku”ndan alınan bu konuşma, dikkate değer ve bütün siyasilerimize ve tüm Avrupa’ya ders olacak nitelikte.

Yani ATATÜRK, yıllar önce bu günü görüp, bu günü anlatmıştır.

Öyleyse...

Öyleyse yapılacak işin ne olduğunu uzun uzun düşünmeye gerek yoktur. ATATÜRK bu günleri göstermiş ve yolu çizmiştir. Şimdi bizim yapacağımız, o yoldan emin adımlarla ilerlemektir.

Bu yolda uygulamanın nasıl olacağı elbette çok önemli ama ana tema şu:

Birincisi; 17 Aralık 2004 tarihinde AB ile varılan mutabakatın ve AB ile ilgili olumlu ve olumsuz tüm bilgilerin MİLLET ile paylaşılması ve bunun millete iyi anlatılması gereklidir.

İkincisi; her kesimin mutlaka fikri alınmalıdır. Hatta bir komisyon kurulup, isteyen tüm vatandaşların, bu konu üzerindeki fikrini açık açık yazması istenmelidir.

MİLLET, bu çağrıya uyup, aklına geleni bu komisyona yazılı olarak bildirmelidir ve bundan da kaçmamalı, görev saymalıdır.

Böylelikle, tüm teknik çalışmalar bir tarafa, MİLLET bilgilenmiş olacağı gibi, KATKIDA da bulunmuş olacak, ilerde olabilecek sıkıntılara bu günden hazırlıklı olacağından ve alınacak kararlara ortak olacağından şikâyet de etmeyecektir.

Yetkililer de, ciddi olarak gelen tüm fikirleri DEĞERLENDİRME yolunda samimi ve dürüst olacaklar. Böylelikle, üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir zorluk kalmayacak ve KIVANÇTA ve TASADA hep birlikte MİLLETÇE ortak bir karar vermiş olacağız. Bununla da tüm AVRUPA milletlerine ve Dünyaya büyük bir ders vermiş olacağız.

Ayrıca, bu meseleyi hiçbir siyasi parti iç siyaset malzemesi yapmaya kalkışmayacağı gibi, iktidar partileri de, bu konuda tek yanlı ve ketum davranmayacak. Ben yaptım oldu, demeyecek...

Bakınız bir hikâye ile sonlandırayım yazımı.

Bir uçak fabrikasında, uçağın kanat bölümündeki bir sorunu, tüm mühendisler bir türlü çözememişler. Yaptıkları her kanat, dayanmıyor ve kırılıyor.

Bakmışlar ki olacak gibi değil, fabrikanın ilan tahtasına bir bildiri asmışlar “. Konusunda sıkıntımız var. İsteyen herkes, fikrini yazılı olarak hazırlayıp, aşağıdaki kutuya atsın...”

Bir süre sonra fabrika yetkilileri kutuyu açmış ve içindeki önerileri tek tek değerlendirmeye başlamışlar. Bir öneri dikkatlerini çekmiş. Öneriyi yazan “ Uçağın kanatlarına delik açın...” diyor.

Yetkililer şaşırmışlar. “Biz sağlamlaştırmaya çalışıyoruz, adam delik açıyor. Kim bu adam?”

Araştırmışlar, adam fabrikanın temizlik işçisi. Çağırmışlar ve sormuşlar:

“ Neden delik açın diye önerdin?”

Adam cevap vermiş: “Vallaha ben anlamam ama tuvalet kâğıtlarını koparırken hiçbir zaman delikli yerlerinden koptuğunu görmedim. Her halde delik olmanın sağlamlaşma yönünde bir etkisi var zahir...”

Sonunda mühendisler bu yönde çalışma yapmışlar ve adamın bu fikri doğrultusunda çözüme ulaşmışlar...

Yani demem o ki; hiç kimsenin fikrini yabana atmayın. Dinlemek ve katılımı sağlamak, başarı için en doğru yoldur.

(21 ARALIK 2004)

Yenileme tarihi: 28 MART 2007

 
Toplam blog
: 1104
: 918
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..