Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Nisan '09

 
Kategori
Kültür - Sanat
 

Eski şiir ve devrim yazısı üzerine...

Eski şiir ve devrim yazısı üzerine...
 

Öncelikle bir devrimin devirdiği devirden tüm benliğiyle ayrı olup olmaması gerektiğini tartışalım, daha sonra da devrimin koskoca bir devri devirmesine yol açan etkenlerin neler olduğuna dikkat ederek devrimin gerekliliğini ve boyutlarını mercek altına alalım..

Osmanlı zamanında bir deyim vardır, kadim olana aykırı iş yapılmaması söylenir. Kadim olan nedir sorusuna verilen cevap ise; "kadim olan odur ki, ondan öncesi bilinmez" şeklindedir. Bu örnekten de görüleceği gibi Osmanlı zamanında yeniliklere açık bir tutum olmadığı söylenebilir. Her zaman denenmiş olan ve süregelen oluşumların sürdürülmesi amacı taşınırdı. Türk milleti de böyle bir oluşumun tohumlarından filizlenen bir millet olduğu için herhangi bir yeniliğe ilk başta radikallik olarak bakılması ve dışlanılması doğal olarak görülmelidir. Fakat olaylara şiir, dolayısıyla dil ve dil’in kullanımı açısından bakarsak, aynı öngörünün süregelmesi veya başka bir deyişle hala hazırda varolan öngörünün şiir ve dilin kullanımı üzerinde de etkisini aynı şekilde göstermesi olanaksız görülmektedir. Bunun öncelikli sebebi dilin devamlı gelişen ve değişen bir olgu olmasıdır. İnsanların yaşayış biçimi ve yarattıkları sosyal statüler çeşitlendikçe, dil olgusu da değişime uğramaktadır. Sonuçta dilin şiir içinde kullanımı belirli bir ahenk katılarak yapıldığından şiirin zihnimize yansıttığı sesli anlatımın, devamlı bir değişim halindeki, insanların duyu mekanizmaları ve beğeni kriterleri açısından her geçen gün bir önceki günden daha farklı karşılanacağı aşikardır. Bu önüne geçilmez değişim günümüzde Baki’lerin, Fuzuli’lerin eskisi kadar okunmamasına yol açmıştır. Tabii bu şiirlerin eski Türkçe ile yazılmış olmaları da bu duruma en büyük etkenlerden biridir, fakat sırf bu sebeple koskoca bir döneme damgasını vurmuş şairlerin ikinci plana atılması kabul edilemez.

Tabii burada yeni edebiyatın eski edebiyattan tamamen kopuk olup olmadığı da tartışılabilir. Bence edebiyat alanındaki hiçbir devrim devirdiği devirden tamamen kopuk değildir. Çünkü edebi alanda yaratıcılığı ortaya çıkaran ve bir ürün yaratılmasına yol açan olgu etkileşimdir. Bu etkileşim insan ile olan etkileşim ve doğa ile olan etkileşim olarak genellenebilir. Bahsettiğim her iki olgu da geçmişinden kendisini tamamen soyutlamaya gücü yetmeyen olgulardır. İnsan da, doğa da ne kadar değişirse değişsin her zaman benliklerinin bir yerlerinde geçmişlerinden izler taşırlar. Dolayısıyla edebi alandaki bir devrimin oluşturduğu yeni "tür"’ün bir önceki devirden tamamen ayrı olması imkansızdır.

Sonuç olarak eski şiirin de bizim içimizden çıktığını ve yeni şiirin çıkış noktası olduğunu unutmamakla beraber, geçmişe özlem duymak yerine gelecekte geçmişte yapılanlardan daha iyi eserler çıkarmaya uğraşmalı ve bu yöndeki çalışmaların önünü açmalıyız düşüncesindeyim...(1999'da yazdığım bir yazı)

 
Toplam blog
: 89
: 618
Kayıt tarihi
: 16.12.06
 
 

İlk kitabımı, 'Pal Sokağı Çocukları'nı okuduğumdan beri yazıyorum. Yazmak beni o çocuklar gibi öz..