- Kategori
- Bayramlar
Eskişehir'de bayram

Eskişehir’e İstanbul’dan gelirseniz şehir girişinde bir şey göremezsiniz, Ankara’dan da öyle. Ama şehrin güney tarafından gelirseniz orada bir tabela karşılar sizi. “Kültür ve sanat kenti Eskişehir’e hoş geldiniz” yazar o tabelada.
Düşünüyorum da ciddi bir kültür sanat kenti oldu Eskişehir. Haller gençlik merkezi, Tepebaşı sahnesinde Gogol’un Paltosu oynuyor. Kazım Taşkent sahnesinde Haldun Dormen’in yönettiği “Kaç baba kaç” sahneleniyor.
Yıllar önce İzmir, Çeşme Açıkhava tiyatrosunda seyretmiştim kaç baba kaçı. O zamanlar Haldun Dormen başroldeydi. Şimdi yönetmen.
Şehir operasında ayrı bir program var. Mozart konseri. Aklımda yanlış kalmamışsa 36. senfoni.
Yunus Emre Kültür merkezinde ne var? O aklımda çıkmış. Tabii Yunus Emre Kültür merkeziyle ilgili geçmişten gelen bir dargınlığımız var. Buna rağmen Harold Pinter’in “Git gel Dolap”ını seyretmiştim en son orada. Zaten birkaç sene sonra da Pinter, Nobel edebiyat ödülünü almıştı. Orhan Pamuk’tan bir sene evvel falan.
Gelelim Yunus Emre Kültür merkeziyle ilgili dargınlığımıza. Eskişehir’in ilk kültür sanat merkeziydi. O zamanlar Eskişehir’de yerleşik tiyatrolar yoktu. İstanbul Ankara’dan turneye gelirdi değişik tiyatrolar. Neyse açılış günü heyecanla gittik yerimizi aldık. Alt salon zaten dolu, balkondan almıştık biletlerimizi. Hiç unutmam dördüncü sıra. Oyun başladı. Yıldız Kenter’li Berna Laçin’li “Olimpiyat gülleri” Oynuyor. Oynuyor oynamasına da biz göremiyoruz. Koltuklarda problem var. Güler misin ağlar mısın? Radyo tiyatrosu gibi. Kızmıştık Ondan sonra uzun bir müddet Yunus emre kültür merkezine uğramadım. Ta ki Harold Pinter’in “Git gel dolabına kadar. Barışmamız böyle olmuştu Yunus Emre kültür merkeziyle. Ama nedense Kazım Taşkent ve Tepebaşı sahnesini daha çok severim.
Şehir operası da fevkalade. Şimdilerde tek sorun bilet. Günler öncesinden bilet almazsınız hiçbirinde yer bulamıyorsunuz.
Adam sende bayram ziyaretinden fırsat bulabilirsem belki Stıeg Larsson’un “Ateşle Oynayan Kız”ını okurum. Gerçi “Ejderha dövmeli Kız” beni sarmamıştı ama… Ne yapayım bir türlü ısınamadım Lisbeth Sallander’e.
Oysaki İsveç polisiyeleri ne kadar hoş olurdu. Onlarında tadı kaçıyor.
Efendim yarın bayram. Hava günlük güneşlik. Sizin tadınız kaçmasın. Daha nice bayramlara bayramınız kutlu olsun.