- Kategori
- Futbol
Eskiye dönüş

Türk futbolu nereye gidiyor?
Hey sizler!
Hey sizler! Sağcılar‚ solcular‚ futbolcular. Her şeyi bilenler‚ bilmeyenler‚ başoyuncular‚ figüranlar. İki cümleyi bir araya getiremeyenler. Koşanlar‚ yürüyenler‚ aksayanlar. Her pozisyonda haramı hak sayanlar‚ adaleti yok sayanlar. Kargadan başka kuş‚ paradan başka düş bilmeyenler.
***
Hey sizler! Ekran başında her pozisyona bulaşanlar. Dille doyuma ulaşanlar. Abazanlar‚ kalpazanlar‚ konuştukça azanlar. Akraba evliliğinden yorumcu doğanlar‚ adaleti bir kaşık suda boğanlar. Yalanın antenleri‚ yönetici bültenleri. Kapitaller‚ italikler‚ dik başlılar‚ eğikler. Tilkiler‚ domuzlar‚ geyikler.
***
Hey sizler! Parayı verenin düdüğünü çalanlar. Futbolcunun ekmeğini‚ kulüplerin emeğini çalanlar. Kirli eller‚ temiz eller‚ müptezeller. Çoğalanlar‚ azalanlar‚ kontrolünü kaybettikçe kazananlar. Yanlar‚ başlar‚ ortalar. Cinayetleriyle birikenler‚ gözlerine gözlük‚ yüreklerine vicdan gerekenler.
***
Hey sizler! Hakem eskileri‚ futbolcu hurdaları‚ yazanlar‚ çizenler. Çamurlu ayakkabılarıyla‚ çiçekleri ezenler. Yöneticilerin koltuk altında gezenler. Küçücük ekranı‚ kocaman gerdanıyla kaplayanlar. İftiracılar‚ itirafçılar. Salaklar‚ asalaklar. Sızıp kusanlar‚ kızıp konuşmayanlar.
***
Hey sizler! Avanta yedikçe semirenler‚ şerefi‚ haysiyeti kemirenler. Başkanlardan maaşçılar‚ sallabaşçılar. Gözlerini yumup ağzını açanlar‚ konuşurken tükürük saçanlar. Acemiler‚ kartlar‚ pankartlarla teşhir edilenler. Önsözler‚ dansözler‚ bikini uzmanları. Ekranda sözü geçen hergeleler‚ karanlık gölgeler‚ kurtarılmış bölgeler.
***
Hey sizler! Naklen yayıncılar‚ bantçılar‚ rantçılar. Borçlular‚ alacaklılar‚ kafadanbacaklılar. Egoistler‚ teröristler‚ kapitalistler. Pozisyona bu kadar yakın olup‚ adaletin bu kadar uzağında kalanlar. Doğuştan sinirlerini aldıranlar‚ kan dökülürken şerefe kadeh kaldıranlar.
***
Hey sizler! Diktatörler‚ krallar‚ soytarılar‚ paçozlar. Şahlar‚ padişahlar‚ hamam oğlanları. Çeteler‚ sahte reçeteler‚ sümüklü peçeteler. Altına kaçırdıkları cümlelerin üzerinde tepinenler. Leşler‚ kalleşler‚ sözde kardeşler. Hapçılar‚ standapçılar‚ güldüren adamlar‚ öldüren adamlar.
***
Hey sizler! Tanıklar‚ sanıklar‚ her taşın altından çıkan uyanıklar. Kuru canlar‚ şişko canlar‚ solucanlar. Bakanlar‚ bakmayanlar. Özneniz‚ fiiliniz‚ cümleniz. Şöhretinizi ve apoletinizi gururla göğsünüze takınız. Yakıp yıktınız futbol alemini... Kıçınıza kına yakınız!
Hakkı Yalçın
***
Yukarıdaki satırlar Hakkı Yalçın'a ait.
Şimdi bu satırların ışığında bazı noktaları seslice düşünelim.
Türk futbolunda son yıllarda artan atılımın yanında müthiş bir "rant ekonomisi" de oluşmakta aynı zamanda.
Rahmetli Hasan Doğan'ın TFF Başkanı olmasından sonra başlayan süreçte, birçok konuda yeni atılımlar yaşandı, yeni bir takım hamleler yapılmaya çalışıldı. Futboldaki kaos ortamının dışına çıkılmaya çalışıldı birkaç zaman.
Ancak Hasan Doğan'ın zamansız vefatı sonrasında bir anlık boşluk oldu Türk futbolunda doğal olarak. Daha sonraki süreçte Mahmut Özgener başkanlığındaki federasyon, Hasan Doğan'ın yarım bıraktığı işleri devam ettirmekte kararlıydı. Uygulamalar bunu gösteriyordu.
2008-09 sezonu başladığında özellikle Süper Ligde yeni bir çok hakemin görev alacağını gördük, kadro çekirdekte aynı ancak yeni birçok isim de vardı.
Ve sonrasında her zaman olduğu gibi hakem hataları sezona damgasını vurmaya başladı.
1 Ekim 2005 te oynanan Konyaspor-Fenerbahçe maçı, sezonun henüz 7. haftasındaydı ve o dönemde TFF Başkanı Levent Bıçakçı idi. Henüz yeniydi Mahmut Özgener gibi, heyecanlıydı, canlıydı.
Ligin 7. haftası, eleştirmek için, baskı altına almak için, yıpratmak için bulunmaz bir nimetti adeta "birileri" için.
Trabzon'da oynanan Türkiye-Gürcistan milli maçında açılan pankart içeriğinin, Konyaspor-Fenerbahçe maçından sonra oluşturulan "suni gündemin" o sezon sonuna kadar devam ettiğini gördük. Hatırlanacağı gibi Nobre-Serdar Tatlı olayları, Özgüç Türkalp vak'ası, başkanlar nezdinde yenilen "papermoon yemekleri" o sezonun akıllarda kalan ilk hatıraları.
Şimdi yeni bir sezondayız, daha doğrusu sezonun ortasına geldiğimiz şu günlerde Türk futbolunun gündemi bir hayli yoğun.
Bursaspor-Trabzonspor maçında "ofsayt olan" golle mağlup duruma düşen ve maçı kaybeden Trabzonspor, 3 hafta önce Kayserispor maçında çizgi üzerindeki topa da gol diye sevinmişti. Gerçi o gün aleyhlerine son derece komik bir penaltı da verilmişti, ayrı konu. Ancak Bursaspor maçı sonrası estirilen hava, Kayserispor maçı sonrasında asla tercih edilmemişti.
Bursaspor maçı sonrasında ise Başkan Sadri Şener açıkça TFF'nu hedef göstermişti taraftarına. İstanbul'da Federasyon binasına yürüyen Trabzonspor taraftarı, 3 gün sonra ise Trabzonspor-Eskişehirspor maçını yönetecek Fırat Aydınus'u "havaalanında karşılamıştı" ve bu ülkede bir tek kişi bile sormadı ki "kardeşim siz ne yapıyorsunuz? bu adamlar sizin maçınızı yönetecek?" Veya maçın hakemleri kendi aflarını da istemediler, bu ortamda maç yönetildi sonuç ortada.
Hakeza Konyaspor-Fenerbahçe maçında Önder Turacı'nın attığı gol sonrası estirilen hava, tıpkı 2005 teki havanın aynısı.
2008-09 sezonunun 5. haftasında İstanbul'da oynanan Galatasaray-Konyaspor maçının ilk 2 golü incelendiğinde, ofsayt ve ofsayt+faul olduğu görülecektir. Ancak ertesi gün "Yabancı Aslan parçaladı" "Üçü bir arada, şeker tadında" "ASY'de gol yağmuru" manşetlerini atanlar, aynı sezonun 16. haftasındaki Konyaspor-Fenerbahçe maçı sonrasında ise "No-El" "Önder Turacı'dan tartışmalı gol" "Tartışmalı lider" başlıklarıyla çıktılar Türk okurunun karşısına.
Yine GS-BJK maçında yaşananlar ve hakem Cüneyt Çakır'ın maçtaki uygulamaları da son haftanın bir başka dikkat çekici noktası.
Maçtan 1 gece önce Etiler'de bir yemekte bir araya gelen eski başkan Haluk Ulusoy ve 30 a yakın kişi, "hasret giderdiklerini" söylüyorlardı kameralara. Ve bir sonraki gün GS-BJK maçında tribünlerde yerlerini alıyorlardı.
Cüneyt Çakır'ın maç içerisindeki kararları sonrasında Yıldırım Demirören'in TFF Başkanı ve MHK Başkanı'na verdiği tepkiler, 2 gündür medyanın gündeminde ve birçok "sözü" söylediği iddia ediliyor.
Bütün bu sözlerden ziyade Haluk Ulusoy'un olduğu bir ortamda Mahmut Özgener'e ultimatom vermesi dikkat çekici konu.
Maçtan sonra sahaya inen BJK yöneticilerinin hakemin üzerine yürümeleri de BJK Başkanının öfkesini dindirmemiş olacak ki kameralara "az bile yaptılar" beyanatını veriyor.
Geçen hafta Trabzonspor Başkanı Sadri Şener, bu hafta BJK Başkanı Yıldırım Demirören ve yönetimi PFDK'ya sevkedildi.
Şimdi TFF ve PFDK'nın kucağında saatli bir bomba var, mutlaka patlayacak. Patlamamasına imkan yok çünkü. Ancak PFDK'nın alacağı karar, bu patlamanın şiddetini ayarlayacak sadece. Ve de imha gücünü.
Yıldırım Demirören'in Cüneyt Çakır için "düdüğünü assın" Oğuz Sarvan için ise "görevini bıraksın" sözleri TFF Başkanı Mahmut Özgener'i oldukça baskı altına alacak gibi. Çünkü Oğuz Sarvan'dan sonra MHK Başkanlığı için düşünülecek isimlerden Sabri Çelik ve Muhittin Boşat'ın da Haluk Ulusoy'un haftasonunda verdiği yemekte olduğu konusunda iddialar var. Ve bu iki isim, üstelik te Mahmut Özgener'in faal gözlemcileriyken hem de.
Oğuz Sarvan'ı görevden azletse bir dert, etmese başka bir dert Mahmut Özgener'in. Aynı zamanda hemşehrisi de olan Oğuz Sarvan'ın görevden alınması demek, bundan sonraki her hakem hatasında dönemin MHK Başkanı'nın kellesinin istenmesi demek. Görevden almasa, 2005 yılında Levent Bıçakçı federasyonunun başına gelenlerin bir benzeri bu sezon sahnelenmeye başlandı. Mahmut Özgener, bütün bu gelişmeleri takip ediyor ve yorumlayacak kadar da olaylara vakıf birisi.
2005 te de Trabzon'da yürüyüş vardı, bugün de var.
2005 te de yenen yemekler vardı Papermoon'da, şimdi de var.
2005 te de hakem hataları ve bu hataların arkasından sürekli olarak hedef şaşırtma vardı, şimdi de var.
Kısacası yine birileri gizliden gizliye bazı olayları organize ediyor, tetikliyor adeta. Yaşananlar onu gösteriyor.
Türk futbolunun önümüzdeki yıl yaşayacağı yayın ihalesi, Dünya Kupası 2010 finalleri gibi son derece önemli olayları yaşayacağı düşünüldüğünde aslında şaşırmamak gerekiyor bu pastanın görünümü ve paylaşımı adına.
Peki bütün bu yaşananlara değer mi Türk futbolunun dibine dinamit koymak veya yeniden kaos ortamına sürüklemek?
Yazımızın başına o yüzden Hakkı Yalçın üstadın son derece anlamlı satırlarını aldık.
Ve o büyük ustanın satırlarıyla son verelim.
"Hey sizler, müptezeller. Yakıp yıktınız futbol alemini..."