Eskiye Özlem / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ocak '08

 
Kategori
Güncel
 

Eskiye Özlem

Eskiye Özlem
 

Bir yılı daha gerilerde bıraktık. Gençler için sevindirici, benim gibi biraz biraz orta yaşa yaklaşmış (dilim varmıyor bir türlü orta yaş demeye) kişiler için buruk bir tat bırakan yıllar gelip geçiyor. Bu yıl nedense kartpostallar geldi aklıma biraz araştırayım dedim nereden gelmiş, nereye gitmiş bu geçmişin vazgeçilmez kartpostalları.

19. yüzyılın ortalarında Avrupa ve Amerika’da kullanılan ilk kartvizitler, bugünkü kartpostalların atası olarak biliniyor. Çoğunlukla arkadaş ziyaretlerinde ve özel günlerde kullanılan bu kartvizitin yaratıcısı Paris’li portre sanatçısı Andre Disderi’ymiş. Zamanla İmparator III. Napolyon’nun kendi kartı için Disteri’ye poz vermesinin ardından kartvizitler, doğum günlerinde, yortularda yakın çevreye verilmeye başlamış. Victoria Dönemi’nde ise kartvizit albümleri ortaya çıkmış. Amerikan İç Savaşı sırasında büyük bir pazara dönüşen kartvizitlerin boyutları büyüyerek kartpostala dönmüş. Birdenbire benimsenen kartpostallar, büyük bir çılgınlıkla tüm dünyaya yayılmaya başlamış. Dünyayla birlikte Türkiye’de de yaygınlaşan kartpostallar, yıllarca bayramların yeni yıl kutlamalarının vazgeçilmez tebrik mesajlarını taşımış, durmuş.

Okuma yazma işlemini tamamladığım günden, kartpostalların teknolojiyle birlikte yok olmasına kadar en büyük heyecanımdı kartpostal seçmek. Göndereceğim kişinin yapısına göre seçmeye çalışırdım. Ve karşı taraftan gelen kartpostalları ise itina ile saklardım. Onlarda hem görsel bir zevk bulurdum hem de içeriğindeki sevgiyi, özlemi, hatırlanmış olmayı içime çekerdim.Deste deste olan kartpostalları arkadaşlarıma göstermek ayrı bir gurur aracıydı benim için. Aslında emekti kartpostala olan sevgimi açıklayan kelime. Emek vermeden neyi elde edebiliyor ki insanoğlu. Kaldırımlarda kurulan tezgahlar, başına üşüşen insanlar. Neyi alsam, hangisini alsam, kaç tane alsam zarflarını unutmayayım, aman gecikmeden postaya vereyim telaşı değil midir? kartpostalı değerli kılan.

Sonraları teknoloji geliştikçe önce telefon trafiği ile halledilmeye başlandı tebrikler, kutlamalar.Artık kart almak biraz biraz külfet olmaya başlamıştı insanlar için. Bir türlü alamadım, elim varmadı, geciktim bundan sonra gönderilmez neyse telefon ederimler geldi. Yıllar geçtikçe internet girdi hayatımıza. Anında haberleşme varken ne diye kartlarla uğraşacaktık ki. Her şey anında karşında ve elinin altında. Görüntü bile lüks olmaktan çıkmış karşındakini görerek sohbet edebiliyorken kartlarla ne işin olurdu senin. Ve nitekim çocuklarımız postadan kartpostal gelmesinin nasıl bir tat olduğunu öğrenemeden büyüdüler.

Gerçekte internetin faydalarını, kolaylığını inkar etmek nankörlük olur. Ancak benim için sanki duygu eksikliği var gibi bu internet denen canavarda. Mesela internetten bayram ya da yeni yılını kutladığım kişiler (ben dahil) yeterli bulmuyoruz ve telefon ederek tekrar kutluyoruz. Doğru mu? Size de öyle olmuyor mu?

Eveet bu kadar sohbetten sonra internetin bana sunduğu bu imkana teşekkür ediyor ve sizlere bu yazımla birlikte iyi yıl dileklerimi iletiyorum. Hepiniz sağlıcakla kalınız.
 
Toplam blog
: 18
: 1220
Kayıt tarihi
: 08.11.07
 
 

1957 yılının Kasım ayında dünyaya gelmişim. Neşeli, hayatı seven dolayısı ile insanları seven biriyi..