Estepeta / Anılar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Aralık '09

 
Kategori
Anılar
 

Estepeta

Estepeta
 

9 yaşlarındayım, parktayız. İleride bir grup lise çağında genç kahkahalar atarak çınlatıyorlar parkı. İçlerinden biri, uzakta olduklarından tam olarak anlayamadığım bir kelime söylüyor, diğer gençler bir anda heykel kesiliyor, hiç kıpırdamadan duruyorlar. Kısa bir süre sonra da kıpırdayıp, kahkahayı basıyorlar. Merakımı yenemeyerek babama soruyorum ne yaptıklarını, babam gösterdiğim yöne bir süre bakıyor ve sorumu cevaplıyor; Estepeta oynuyorlar, diyor.

Sonraları aynı oyunu, aynı kahkahalar içinde ne çok oynadım arkadaşlarımla. Ama biz, ' Estepeta ' yerine ' Tıp ' diye bağırıyorduk. İçimizden ebe olan tıp diye bağırınca, o anda ne yapıyorsak yapalım hemen heykel kesiliyorduk, ta ki arkadaşlarımızdan biri kıpırdayana kadar. Bu kıpırdama ise çoğu kez bir kıkırtı yüzünden başlıyordu. Kim kıkırdayıp, kıpırdadıysa o ebe oluyor, aynı sahneler tekrarlanıyordu neşe içinde. Kimi zaman da nasılsa heykel pozisyonumuzu hiç bozmazdık, ebe arkadaşımız ' Boz ' komutu verirdi.

Bütün bunlar yorgun bir günün ardından eve dönerken geçti aklımdan. Sabahın 08.30'unda evden çıkmış; yaklaşık 5 saat başım öne eğik, milimetre boyutlarındaki minyatür deniz dalgalarını boyamış, alış veriş yapmış ve bütün bunlar yüzünden migrene benzer tatsız bir baş ağrısına teslim olmuşken hem de...

Şehrin ana arterinden karşıya geçtiğimde çantamdan cep telefonumu çıkartmış, çok sevdiğim bir arkadaşımı aramak üzereydim ki; siren sesleri kapladı ortalığı. Ardından bütün araçlar öndekinin yoldan çekilmesi için korna çalmaya başladı. Siren sesi, kornalar, mağazaların kapılarından caddeye yayılan müzik, insan uğultuları içinde buldum kendimi bir anda. Neredeydim, neler oluyordu? Neden o âsude bahar ülkesi sadece ' Ölüm ' olarak anılmıştı şiirde? Bu dünyada âsude kalan bir köşe kalmadığı için mi?

Bütün bu olan bitenin içinde, birden ' Estepeta ' diye haykırmak geldi içimden. Haykırayım da her şey donsun, dinlensin, hayat bulsun ve sonra ' Boz ' diyeyim yeniden.

Şehirler yorgun, yollar yorgun, insanlar yorgun, ruhlar yılgın...Evler, odalar bile yorgun belki de...Nasıl dinlenirler bilemem. Şu klâsikleşmiş ' Alıp başımızı dağlara gitmek ' söylemini gerçeğe dönüştürebilsek, dinlendirir mi ki yılgın ruhlarımızı? Yanımıza alacağımız baş, içindeki onlarca çözülmeyi bekleyen sorunla dağın başında rahat bırakır mı ki bizi? Bir mola vermemiz gerekiyorsa, o özlediğimiz dinginliğe kavuşmak için, bu molanın ille de hastalanıp yatağa düşerek mi gerçekleşmesi gerekiyor?

Yemyeşil ağaçlar, serin sular, mavilikler, tatlı esintiler, kiremit çatılı bahçe içinde evler, hadi olsun da sadece karatren sesi duyulan bir yer olsun. Çıkıp yorgun şehirlerin meydanlarına, hep bir ağızdan haykırsak mı ' Estepeta!!! ' diye. Şehir, yollar, insanlar, evler, odalar, en önemlisi ruhlar dinlense...

ESTEPETA hayat!!!

 
Toplam blog
: 261
: 2212
Kayıt tarihi
: 23.07.07
 
 

1954 Antalya doğumlu ve Antalyalı'yım. Ülkemin ve özellikle bu şehrin sevdalısıyım. Sanatın pek çok ..