​ Ev ödevleri / Eğitim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Kasım '07

 
Kategori
Eğitim
 

Ev ödevleri

Ev ödevleri
 

Bir MB yazarımız * çocuğunun ödev yaparken zorlandığını söyleyerek ilgili kişilerden , yardım çağrısında bulunmuş.Ben 20, eşim 30 yıllık eğitimciyiz...Biri üniversite mezunu, diğeri üniversitede okuyan iki kızımız var.Tecrübem ve bilgilerim biraz ışık tutabilirse, çok sevinirim.

Bizim kızlar hiçbir zaman “ödevini yap, ders çalış” dedirtmediler bize.

Sanıyorum, evde bir şeyler okuyup yazan anne, baba görmeleri bunda etken. Veli toplantılarında, velilerimize “çocuğa; ders çalış, kitap oku demeden önce, onunla birlikte okuyup, zaman zaman ödevlerine rehberlik edin ama kendiniz yapmayın” diyorduk.

Ben okuldan gelince; bulaşık, yemek işi ile uğraşırken onlara “sen kitap oku, ben dinliyorum” derdim. İlla masaya birlikte oturmak şart değil.

Aynı mekanda, veya farklı odalarda da olabilir, çocuğunuzla ilgilendiğinizi ona hissettirin...

Ödül vaad ederek de onu motive edebilirsiniz. Şöyle ki; diyelim çocuk top oynamaktan veya televizyon izlemekten hoşlanıyor. Ödevlerini layıkı ile yaparsa –durumuna göre – 1 saat, o sevdiği uğraş için izin vereceğinizi söyliyebilirsiniz.

Benim yapmak isteyip de yapamadığım bir uygulamayı dile getirmek istiyorum: Birlikte; sinema, tiyatro, sportif karşılaşmalar gibi etkinliklere gitmek. Böylece çocukla aramızda dostluk bağı oluşturmak....

İnsan beyni, herkeste aynı şekilde çalışmıyor.Bunu uzmanlardan öğreniyoruz.Zekası sayısala yatkın olanlar, sözelde başarılı olamayabiliyor.Veya tersi oluyor.Bazılarının da her ikisinde de başarılı olduğunu görüyoruz.Ana okulu yaşına gelince, çocuğumuzun zeka seviyesini, rehberlik hizmeti veren rehberlik eğitim merkezlerinde ölçtürebiliriz.

Güzel sanatlar veya sporda başarılı, yetenekli çocuklarımızı yine anaokulu yaşlarında keşfetmeye çalışmalıyız.O doğrultuda; eğitim yaşamlarını yönlendirmeliyiz.

NTV de ki “yorum farkı” programını izliyorum .(E.Kongar- M.Barlas)

Geçen gün M.Barlas ilginç bir konuya değindi.”çocuğun başarısız olduğu dersten, ders aldırmak yerine (o dersi vasat bir seviyeye getirerek )başarılı olduğu alanda takviye etmek, ders aldırmak daha doğrudur.Batıda böyle yapılıyor.” Dedi. Böylece, hem çocuğun yeteneğini ortaya çıkarmış oluruz, hem de çocuğun özgüvenini geliştiririz.Çocuk, sevdiği konuda eğitim görünce diğer derslerine de- idare edecek kadar - bile olsa önem vermeye çabalayacaktır.

Eğitimci de olsak bizler de zaman zaman hata yapabiliyoruz.Ancak böyle; emekli olunca rahat düşünebiliyor, özeleştiri yapmaya fırsat bula biliyoruz.Kendi adıma, bir dolu pişmanlıklar yaşadığımı itiraf edeyim...Bir örnek verecek olursam; çocuklarımın ve öğrencilerimin “inatçılık” gibi çağlarına özgü bir özelliğini anlayışla karşılamam gerekirdi. Oysa; hayat mücadelesi, tecrübesizlik, yorgunluk.. Ne mazeret bulursam, çok da haklı sayılmazdım, gereken anlayışı göstermediğim için.

Yapmam gerekirken yapamadıklarımın arasında bunu da sayarken; siz sayın velilere ve de sevgili meslekdaşlarıma şu öneride bulunmak istiyorum:

Onların inatlarına, inatla karşılık vermeyin.”Yapmayacağım” diyorsa bırakın bir müddet yapmasın.Ama, hissettirmeden gözlemleyin.Saygı sınırını aşmasına izin vermeden, savaştan onun galip çıktığını sanmasına olanak tanıyın.Üzerine giderek daha çok inatçı olmasına ve ebeveyni ya da öğretmeni ile sevgi, saygı bağlarının kopmasına meydan vermeyin.Kısa bir süre sonra kendi doğrunuzu ona tatlılıkla kabul ettirebilirsiniz.

Sabır, sabır, sabır..... Ama sonunda alacağınız meyveye değer bir sabır..

Her şey gönlünüzce olsun. Sevgilerimle....

* Başak_33 ün 16.11.2007 tarihli “Ödevlerde Dikkat” başlıklı yazısı.

Önerilen Bloglar


1) Çoşkun Karabulut “Zorumuza Gidiyor Yeter Artık”

2) Ermert Revsen “Kainatta Yaşam”

3) Başak_33 “Ödevlerde Dikkat”

4) Metin Özkaya “Bloglardaki iğneli fıçılar”

 
Toplam blog
: 307
: 1382
Kayıt tarihi
: 08.08.07
 
 

Emekli Türkçe öğretmeniyim.Şimdi Marmara Üniversitesi bünyesinde bulunan, Atatürk Eğitim Enstitüsü ..