​ Evde öğretmen olamamak / Eğitim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Aralık '07

 
Kategori
Eğitim
 

Evde öğretmen olamamak

Evde öğretmen olamamak
 

Oğlumla


Sınıfta 38 çocuk sözlerinizi dinler, dediklerinizi yapar. Hatta aileleri istediklerini yaptırmak için bile sizi kullanır. Çünkü öğretmen ne derse doğrudur, çocuklar öğretmenlerini severler, öğretmen istiyorsa yapmak gerekir diye düşünürler. Sınıf yönetimi konusunda hiç sorun yaşamadım şimdiye kadar. Ödevlerini yapmayan tek tük öğrenci de kıpkırmızı olur utancından, eksi aldığı için üzülür.

Gelgelelim eve. Oğlumla dersler konusunda bir türlü anlaşamıyoruz. Hatta öyle ki benle çalışmamak için adeta kaçıyor. Aynı sınıfı okuttuğum için, ne zaman ki kitaplarımdan yararlanacak veya babası ile işin içinden çıkamadılar, işte o zaman bana geliyor. Sorumluluğunu bilen bir çocuk, ödevlerini aksatmaz. Fakat 4. sınıfa kadar önemsenmeyen sınavların artık önemli olduğunu hala anlamış değil. Sınavlara hazırlanmak istemiyor. Ben biliyorum havasında, bildiklerini tekrar etmiyor. (Bu arada bu yönüyle bana benzediğini de itiraf edeyim).

Benim öğrenciler de öyle. Defalarca anlatıyorum, bu yıldan itibaren notlarınız, mezuniyet notunuzu etkileyecek diye, kimin umrunda? Haksız da değiller elbet. Daha 9-10 yaşında, bir tarafları hep oyunda çocuk bunlar. Benim mevcut sistemde gördüğüm zorlukları bu yaşta fark etmelerine imkan yok. Derslerden, ödevlerden, testlerden bunalmak yerine, sosyal faaliyetlerle zenginleştirilmiş bir programda severek çalışmak onlar için daha iyi değil mi? Sanki öğretiyorsunuz da ne oluyor? Bu yıl öğrettiğiniz bilgileri önümüzdeki yıl hatırlamıyorlar bile. Mesela "hacim", "kütle"...Siz yetişkinlerden kaç taneniz hacimle kütle arasındaki farkı tam olarak biliyorsunuz? Ya da bir karışımı ayırma yöntemlerini hatırlayanınız var mı?
Çocuklara her yerde araştırıp bulabileceği bilgileri vermek anlamsız geliyor bana. Temel konular hap şeklinde, dallandırıp budaklamadan verilmeli, çocuk zamanının çoğunu kendini ifade edebileceği, birey olarak farkına varabileceği, toplum içinde yaşamanın kurallarını öğrenebileceği, daha çok geziye katılabileceği, sinema ve tiyatro izleyebileceği, istediği spor dalını yapabileceği bir eğitim almalı. Bizim gibi okumuş anne-babalar bile çocuklarını yılda kaç kez tiyatroya götürüyorlar ki, değil benim çalıştığım varoşlarda...Okul çocuklara bu imkanları sağlayan, kültür sanat öngörüsünü geliştiren bir eğitim yuvası olmalı. Düşünemeyen, düşüncesini söyleyemeyen, haklarını savunamayan, karar veremeyen bireyler yetiştirmek değilki amaç. Bu kadar çok bilgi yükleyip gönderdiğimiz çocukların, OECD ülkeleri arasındaki sınavda aldığı sonuçları gördük. Fikir yürütemediği için çok basit soruları bile cevaplayamamışlar.

Bu arada konuyu iyice dağıtmışım. Evde diyorum, evde öğretmen olamamak, anne olmak. Bir anne aynı zamanda öğretmen olamıyor. Arada bir babasının "Annen de öğretmen oğlum" dediğini duyuyorum. Mum dibini aydınlatmazmış ya, herhalde bizimki de böyle bir şey...Ama zaman zaman suçluluk duyuyorum. Öğrencilerime harcadığım emek ve zamanı çocuğuma harcayamamanın verdiği suçluluk duygusu bu...

 
Toplam blog
: 111
: 5210
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

1997 yılında öğretmenliğe başlamış bir mühendisim. Bir oğlum var. Çocukları ve yaşamı seviyorum. ..