- Kategori
- Dostluk
Eski arkadaşlar...

1984 Ankara Üni. Ziraat Fak.
Dün akşam ısrarla çalan telefona koştum. Numarayı tanımıyordum. Açtım, açtığım andan itibaren de şaşkınlık, heyecan ve sevinç duyguları karmaşasında konuşmaya başladım. Arayan üniversite yıllarından bir arkadaşımdı. Tam 20 yıldır hiç görmediğim bir arkadaş. Bir kaç dakikada 20 yılın özetini geçtik birbirimize. Evlendin mi? Çocuk? Kiminle evlendin? Mutlu musun? soruları. Nerede çalışıyorsun? Ailen nasıl? Ve bu süre içinde ailesini kaybetmiş, evlenmiş, 10 yaşında bir çocuğu olduğunu öğrendim. O an o kadar çok şeyi aynı anda düşünebiliyor ki insan...Bir yandan geçmişte yaşananlar, bir yandan şu an nasıl görünüyor merakı. Mutlaka görüşelim temennileriyle telefonu kapattık. Mutluydum.
Belki geçen süre içinde yaşamışlıklarımız bizi çok değiştirmişti. Belki şimdi hiç anlaşamayan iki insan olabilirdik. Ama ben gençlik yıllarının saf duyguları ile birbirimizi sevdiğimizi bildiğim için asla böyle olacağına inanmıyordum. Geçmişte yaşananları hatırlamakta kötü olan hafızamda canlanan anılar, o kadar azki. Arkadaşımı görsem de konuşsak diye düşündüm. Belki o benden daha çok şey hatırlıyordur. Üniversiteye başladığımda yurt çıkmadığı için ortada kalmıştım. O zaman Ankara'da ailesiyle yaşıyordu Yücel. Ben ailemle konuştum, yurt bulana kadar bizimle kal diye ısrar ediyordu.
Ben bunun olmayacağını biliyordum ama onun çırpınışlarını bugün bile yüreğimi ısıtan bir sevgiyle hatırlıyorum. Sonra onun gayretleri ile bir yurt bulmuştuk. Bir ara benim en yakın arkadaşıma aşık olmuştu. Birahanelere gider, bira içer, sohbet ederdik. Masa altından hesap ödediğimi de hatırlıyorum. Ailemden uzakta olduğum için her zaman bende daha fazla para bulunurdu. Sonra YÖK kurbanı olarak iki arkadaşım da okuldan atıldı. İki yıl kadar okula dönemediler. O sürede ben mezun oldum ve Ankara'dan ayrıldım. Kopuş böyle başladı. O zamanlar cep telefonunun olmaması, ev telefonlarının ailelere ait olduğu için kaybedilmesi, ya da değişmesi sonucu birbirimizi arayamadık. Aynı yaştayız. 23-24 yıl önce çocukça sevinçleri olan, çok neşeli, gözleri gülen bir çocuktu. Şimdi onu 41 yaşında bir adam olarak düşünmekte nasıl zorlanıyorum. Acaba o da benim için aynı şeyleri mi hissediyor? Artık pembe konvers giymeyen, 43 kg olmayan beni gördüğünde ne tepki verecek? Sabırsızlıkla bekliyorum görüşmeyi. İşlerden zaman bulunca mutlaka bir şekilde görüşeceğiz. Anlatacak ne çok şey var...Son yıllarda edindiğim arkadaşlardan farklı olarak, yüreğime yayılan sıcak sevginin nedenini konuşacağız. Eski arkadaşlar unuttuğunuzu düşündüğünüz zamanlar da bile unutulmuyorlar demek ki. O yıllarda Ankara'nın kirli havası, soğuğu, karı içinde gülümseyen bir çift göz bakıyor bana...
Belki geçen süre içinde yaşamışlıklarımız bizi çok değiştirmişti. Belki şimdi hiç anlaşamayan iki insan olabilirdik. Ama ben gençlik yıllarının saf duyguları ile birbirimizi sevdiğimizi bildiğim için asla böyle olacağına inanmıyordum. Geçmişte yaşananları hatırlamakta kötü olan hafızamda canlanan anılar, o kadar azki. Arkadaşımı görsem de konuşsak diye düşündüm. Belki o benden daha çok şey hatırlıyordur. Üniversiteye başladığımda yurt çıkmadığı için ortada kalmıştım. O zaman Ankara'da ailesiyle yaşıyordu Yücel. Ben ailemle konuştum, yurt bulana kadar bizimle kal diye ısrar ediyordu.
Ben bunun olmayacağını biliyordum ama onun çırpınışlarını bugün bile yüreğimi ısıtan bir sevgiyle hatırlıyorum. Sonra onun gayretleri ile bir yurt bulmuştuk. Bir ara benim en yakın arkadaşıma aşık olmuştu. Birahanelere gider, bira içer, sohbet ederdik. Masa altından hesap ödediğimi de hatırlıyorum. Ailemden uzakta olduğum için her zaman bende daha fazla para bulunurdu. Sonra YÖK kurbanı olarak iki arkadaşım da okuldan atıldı. İki yıl kadar okula dönemediler. O sürede ben mezun oldum ve Ankara'dan ayrıldım. Kopuş böyle başladı. O zamanlar cep telefonunun olmaması, ev telefonlarının ailelere ait olduğu için kaybedilmesi, ya da değişmesi sonucu birbirimizi arayamadık. Aynı yaştayız. 23-24 yıl önce çocukça sevinçleri olan, çok neşeli, gözleri gülen bir çocuktu. Şimdi onu 41 yaşında bir adam olarak düşünmekte nasıl zorlanıyorum. Acaba o da benim için aynı şeyleri mi hissediyor? Artık pembe konvers giymeyen, 43 kg olmayan beni gördüğünde ne tepki verecek? Sabırsızlıkla bekliyorum görüşmeyi. İşlerden zaman bulunca mutlaka bir şekilde görüşeceğiz. Anlatacak ne çok şey var...Son yıllarda edindiğim arkadaşlardan farklı olarak, yüreğime yayılan sıcak sevginin nedenini konuşacağız. Eski arkadaşlar unuttuğunuzu düşündüğünüz zamanlar da bile unutulmuyorlar demek ki. O yıllarda Ankara'nın kirli havası, soğuğu, karı içinde gülümseyen bir çift göz bakıyor bana...