​ Evlat kokusunu içime çekerken / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ağustos '12

 
Kategori
Güncel
 

Evlat kokusunu içime çekerken

Evlat kokusunu içime çekerken
 

Resim internetten alıntır.


Oğlumun; biricik, minicik bebeğimin kokusunu ta içime içime çekerken, o şirin cennet bahçesi kokulu yavrumun geleceğini hayal ettim. Sonra bir geleceği var mı acaba diye merak ettim...

Terör yandaşları bugünlerde iyice azmış kudurmuşken, her gün haberlerde gördüğümüz şehit cenazelerini izlemeye dayanamaz oldu bu yürek. Acaba diyorum, cenaze törenlerinde şehit ailelerinin yasını ekranlara yansıtmak doğru mu... Hayatlarının en güzel döneminde şehit olan gencecik askerlerimizin bağrı yanık anaları, yetim kalmış bebeleri, umutları tükenmiş eşleri dövüne dövüne ağlarken, bu anları kameraya almak etik midir sizce?

Üstelik, bu tarz sahnelerin, o alçak PKK'lılar için motivasyon kaynağı olduğu düşünüldüğünde...

O pislikler adeta kanla besleniyorlar. Başkalarının acıları da onlara vitamin gibi geliyor. Vahşet yaratmak yaşam tarzları olmuş, gözü dönmüş hepsinin. Hayvani duyguları (hayatta kalmak için öldür) diğer bütün duygularına ket vurmuş besbelli. Yaptıkları yanlarına kâr kalmayacak elbet; ama giden canların hesabını kimse de veremeyecek. Olan da analara, bebelere, eşlere olacak!

Şahsen, haber bültenlerinde şehit cenazeleri görüntüleri çıktığında kanal değiştirmek zorunda kalıyorum artık. Gerçekten yüreğim dayanmıyor. Boğazın düğümlenmesi, içimin yanması, gözlerin yaşarması falan değil sadece. Anlatılamayacak kadar yoğun şeyler kopuyor her bir hücremde. Anlatabilecek kelime yok!

O hainlerse, bu tarz görüntüleri gördükçe kim bilir ne çok gururlanıyordur, ne kadar da içleri içlerine sığmıyordur! Gerçi gurur, haysiyet, şeref, onur nedir bilirler midir ki?

Yüreği, ciğeri yangın yangın olan analar babalar oğullarının yasını tutarken, çocuklar ümitsiz bir şekilde babalarının arkasından bakarken, eşler ise şehit eşi olmanın gururuyla ağlamamak için kendini zor tutarken acaba kendi görüntülerinin yayınlanmasından hoşnutlar mıdır?

Bu terör olayları ne zaman son bulacak gibi saçma bir soru sormayacağım. Gittikçe daha çok kuduruyorlar. İzmir'de bile yaptılar yapacaklarını. Gerçi bir zamanlar birileri tarafından  "gavur" olarak nitelenmiş olan İzmirliler, kan vermek için hastanelere akın ederek; genci-yaşlısı, sağlıklısı-hastası, hepsi ne kadar gavur "olmadıklarını" gösterdiler. Bu da bey amcama kapak olsun!

Oğlumun geleceği diyordum nerelere geldim. Evet, bir geleceği var mı acaba? Yaşanası bir dünyaya gelmiş olmasını çok isterdim. Sokakta, evde, okulda, çarşıda; her yerde tehlike var, herkesin hayatı pamuk ipliğine bağlı. Acaba onun da asker olacağı, yemin töreninde başı dimdik ant içeceği, gururla vatanını savunup eline teskeresini alıp geleceği günleri görecek miyim?

Canım oğlum, mis gibi kokunu ta ciğerlerime çektim yine... O cennet bahçesi gibi kokun başımı döndürdü yine. Anneliği anlatırlardı bana, anlamaya çalışırdım o hissi, ve anladığımı sanırdım; ama yakınından bile geçememişim. Anne olunca anladım, yüzlerce kelimeyi yan yana getirsek yine anne olmayan birine hissettiremeyiz o duyguyu!

Şehit annelerinin hissettiği acıları da anladığımızı sanıyoruz, fakat anlamamız imkânsız. Allah kimseye evlat acısı yaşatmasın!

Canım bebeğimin kokusu geldi burnuma sanki, gidip bir daha, bir daha içime çekeyim... Mmmmmmm...

 

Özlem ULUGÖL

 
Toplam blog
: 152
: 1957
Kayıt tarihi
: 19.08.06
 
 

Ortada bir problem görüyorsak bu bizim de problemimizdir. Ve eğer 'birisi'nin bu konuda bir şeyle..