- Kategori
- Aşk - Evlilik
Evlenmek ya da evlenmemek…

“İşte bütün mesele,” diyeceğimiz geliyor işin başında. Bazıları için hayatlarının sorusu. Bütün ömürlerini bu soruyu sorarak geçirirler… Bir de bakarlar ki, artık bu soruyu soracak çağı da geçirmişler, sonra sevinirler…
Gençliğin en önemli sorusu… İşte okul bitti, elin bir iş tutuyor… Evden de durmadan bastırırlar … Koskoca adam oldun “Hadi , artık evlensene…”
İyi, güzel de … Adayımız, “Üzümün çöpü var…Armutun sapı var…” diye türkü söyleyip gezer… Bir türlü beğenmez , kimisinde , ekonomik durum farklılığı; kimisinde kültür farklılığı; kimisinde de ,efendim, boy farklılığı işleri alt üst eder…
Boy bos tamamdır… Kız, evet, demeden önce, “Şöyle çıkıp, bir tanışalım …” der … Oğlanın bir konuşmasını işitir… Daha ilk randevuda oğlanı terso forse eder… Oğlan ne olduğunu anlamadan, refüze edilmiş olur. .. Kız oğlanın konuşma biçimini sevmemiştir… “Kıro” demiştir…
Daha neler neler… Ne karmaşık sebepler… Günler geçip gider… Yıllar işler…
Aslında, en iyi eş bulma yeri , Üniversite ve Yüksek Öğretim kurumlardır… Orada geleceğin, müdürleri, şefleri, Ceo’ları ve akıllı adamları , önderleri bulunur… Ama kızlar orada da ahbap olurlar da, çoğunun aklına onlardan birini yakalamak gelmez. Oysa, bu gibi okullarda kişinin seçme şansı ne kadar yüksektir… Yüksek sınıfları saymayın, alt sınıflara durmadan yeni adaylar gelir kaydolur… Okula başlarken, hepsi de çok şıktır; erkekler kravat filan takarlar… Kızlar da ne giyeceklerini şaşırırlar… Ondan sonra bir zaman geçer, aşık olacaklarına, bir bakarsın ki, ahbap olmuşlar, diğer işleri unutmuşlar… Bazısı hele kardeş gibi olurlar… neden sonra bazılarının aklına evlenmek gelir ama çoğu kez geç kalmışlardır… Çünkü aday ya başkası tarafından kapılmıştır… Yada artık o kadar yüz göz olmuşlardır ki, (Belki de kardeşten öte..) ondan sonra evlilik akıllarına gelmez… Böyledir yüksek okul havası…
Oysa sayısal olarak da bakılsa, şans olarak da bakılsa, okuyan insanların en iyi eş bulacakları yer üniversitelerdir. Üniversitelerin, gayri resmi işlevlerinden biri de “Eş Bulma” işlevidir… Bazı anneler, babalar , okula giderken tembihlerler : “Oğlum –kızım- her neyse.. yakışıklı,güzel bir eş adayı bulursan, askıntı ol, hemen kapmaya bak.(Yoksa kaptırırsın…Unutma…) Onlar da bilirler ki, bütün akıllı adamlar oradan çıkacaktır. Başlangıçta, belki basit birer katip olacaklardır ama… İstikbalin , zenginleri, kat sahipleri, akıllı adamları oradadır… Onun için gençler ayık olmak zorundadır. Çünkü:
Bir kez mezuniyet cübbesi giyilip, kep de havaya atılınca… Artık her şey bitecektir… Herkes kendi yoluna gidecektir… Artık hayatta, okuldaki takımdan , bir kişiyi bile bulabilmen zordur… Çünkü yollar hızla birbirinden ayrılır… Herkes görev icabı memleketin dört bir yanına dağılırlar… Gerçi telefon numaraları, adresler alınıp verilir de… Bir ararsın, o yakışıklı arkadaşının artık bir çocuğu vardır… Tebrik edersin, adresini defterden silersin… Böyle böyle , adaylar hızla azalır….
Çevrene baktığında, kör, topal , geri zekalı, engelli bir sürü aday vardır da… Senin gönlün onlardan yana değildir… Okuldaki … “Ayşe..” yi unutamazsın… Ama geçmiş ola… O nerede , sen neredesin…
Ne derler, şans topu önünde bir hoplar, iki hoplar ondan sonra ebedi olarak uçar gider. Artık hiçbir zaman onu yakalayamazsın…
Çünkü insanların eşref saatleri vardır… O saate rastlarsanız, aşık olabilirsiniz, sevebilirsiniz de (ama sonradan pişman olabilirsiniz de…) O saat geçince; o gün geçince .. artık her şey çok geçtir… Ondan sonra , sağda solda otlamaya başlarsınız… Yani artık günlük aşklar, günlük sevdalar dönemi başlar….
Yoksa bir insan 35-40 ından sonra nasıl eş bulur ?
Bir anda … dank eder başınıza … Evet, resmen “EVDE KALDIM..” dersiniz. Bir tek umut vardır, eşi ölmüş, yada ayrılmış bir dul aday bulmak… Onlar da kolay lokma değildirler… Her şeyi derin derin ölçer biçerler… İkna edinceye kadar göbeğiniz çatlar…
Hadi bakalım… biraz acele edin gençler… Yoksa ömür boyu yalnız kalmak var.. Yada yaşlanan ananıza, babanıza ölünceye kadar bakmak var…
Hadi çıkın sokağa; okuldan bir arkadaşınızı arayın, onu yemeğe götürün, eski anılarınızı tazeleyin… O kadar da burun kırın etmeyin… Bakın, beden sağlığı yerinde mi; akıl sağlığı yerinde mi (içki sigara içiyor mu… İçiyorsa vazgeçin…!) Hayat yalnız geçmez… Birisini bulun be…
Ben mi bulacağım? Yoksa anneniz ,babanız mı? Onların da bulduğunu beğenmiyorsunuz… ne olacak sizin haliniz..?
Niye? Evlenmesem de olur…mu … diyorsunuz… Ama penceremin dışındaki birbirine aşık bir çift güvercinime bakıyorum… Birbirlerine nasıl sokuluyorlar… Karda kışta dayanışmak var… Bir elin nesi var ; İki elin sesi var… HADİ… telefonuza sarılın… hadi dışarı çıkın… Arayın bir arkadaşınızı… Olmaz böyle…