- Kategori
- İlişkiler
Evli Sindirellalar volume 2 - Saray Kanunları

Sınıfsal kavramların olmadığını sandığımız günümüzde ,prens ve prensesimizin kurduğu mutlu yuvayla birlikte unutulmaya yüz tutmuş bütün kurallar bir anda ortaya çıkıverir.O zamana kadar eller havaya yelkenler fora hayatı yaşayan adamımız bir anda mazbut ,her an Sümerbank pijamalarını giymeye hazır,elinde gazete evli adam statüsüne girmiştir.Feodal yapının derebeyi olan esas adam o zamana kadar bilmediği bir dengeyi kurmaya çalışır.Bilmediği için de feodal yapının temel yapı taşı olan sevgili validesinden akıl almaya başlar.O zamana kadar gençliğin verdiği delilikle annesiyle anlaşamayan şövalyemiz bir bakmışssınız ki annesiyle kopmaz bağlar içine girip müttefik olmuş ittifak yapıyor.Kime karşı, işçi sınıfından gelen zavallı Sinderellaya….Öncelikle asil kan üyeleri tarafından hazırlanan saray kanunları Sinderella’ya sunulur. Saray kanunlarının en önemlisi egemenliğin kayıtsız şartsız feodal yapı içerisindeki üyelere ait olmasıdır.Düşünce özgürlüğünün olup,konuşma hürriyetinin olmadığı bu yapıda fikrini beyan edecek cümleler kurmak yasaktır.Şayet aristokratların duymak istemedikleri bir şey söylediğinde Sinderella’mız giyotini görmese bile çuvala konmuş cariye gibi kendini derin sularda hissedebilir.
Kast sisteminindeki katılık kadar olmasa da sınıfsal ayrım göze görülür derecede hissedilir.Sinderellamız otla böcekle söylediği pembe hülyalı şarkıları bırakarak artık Cem Karaca’dan ‘’işçisin sen işçi kal’’şarkısını söylemeye başlamıştır.Zamanla çok çalışarak burjuva olsada asla bir asil kan olamaz. Bu arada ana kraliçe , eve gelen gelinle birlikte kayınvalidelik tacını takmıştır.O zamana kadar kimbilir ne çileler çekmiş olan validemiz bir anda çektiği tüm ıstırapları unutarak, reenkarnasyona uğrayan eski hayatında kendini Kleopatra sanan sanatçı imajına bürünür.
Bundan sonra Sinderella için de bir ruh göçü başlıyacaktır. Bu ruh göçüne çıkarken Sinderella’nın önünde iki yol vardır.Birinci levhada ‘’Kaderim’’yazar. Şayet o yolu seçerse önüne gele n her engelde bahanesi hazırdır. Kaderimmiş der yola devam eder. Yönetmeyi hakedenler beni yönetiyor diyerek ortaçağ zihniyetinde kalır.Ben beni kaybettim hayatın bana verdiği ikinci benle bu yaşamın yolcusuyum fikri ile yaşar. İkinci levhada ise ‘’Kader sen’sin’’yazar.Bu sefer önüne çıkan engellerde kendi seçimlerine göre bir durum sergiler.İster çamurdan geçer,ister tozdan,ister topraktan…Zaman ondan geçmez iken o zamanın içinden geçer.Sınıfsal çatışmaları bir kenara bırakarak çıktğı bu yolculukta yeni yollar keşfederek metazori gibi gözüken sorumlulukları,kaideleri rüzgarın esintisi gibi kabul eder ,fırtınaya karşı yelken açmaz.Ve herşeyden önemlisi kendini tekrar kazanmak için uğraşmaz çünkü onu kaybetmemiştir.