- Kategori
- Aşk - Evlilik
Evlilik sığınak mıdır?

Günümüzde, evlilik bir çok erkek için "bunalım" demektir..
Erkek için sevmek kolaydır ve anlık bir olaydır, bağlayıcı olmamasından dolayı da ansızın gelişiverir. Ancak evlilik ise bir karardır ve bağlayıcıdır..
Geçenlerde dünya evine giren bir dostumun kızı, balayı dönüşünün ardından telefonda ağlayıp sızlıyarak annesine şunları söylüyor..
" ya inanmıyorum, işe giderken bana elli lira bıraktı, akşama harcamalarının hesabını soracağını söyledi !.. Geçen akşam da alkol aldıktan sonra durup dururken bana tokat attı"
Bunlar her gün yaşanan hepimizin yakınından uzaktan tanık olduğumuz hadiselerdir; hatta çoğumuz bunları evliliğin tuzu biberi diyerek geçiştiririz..
Yukarıdaki olayda bu kadıncağız, daha evliliğinin ilk haftasında kendisi için bir varlık olmaktan çıkıp, bir nesne gibi görülmeye başlandığının farkında değildir.. Genç ve umut dolu yüreği ilk yarayı almıştır ve sonunun ne olacağını kestirmek çok güçtür..
Ancak bu olaydan yola çıkarak, süreci tahmin edebiliriz; muhtemelen genç kadın şikayetlerine bir süre daha devam edecek, bir müddet sonra konu komşuyu ayağa kaldırmaktan çekinip susmasını öğrenecek.. Koca da bu durumdan yararlanıp kadını kapkaranlık bir kuyunun içine ittikçe itecektir..
Kadın için evlilik, bir sığınak aramaktan ibaret olduğu müddetçe, köle-efendi ilişkisi de sürüp gidecektir. Geleneksel evliliklerin uzun yıllar sürmesinin asıl nedenlerinden biri de bu arayışın bir sonucudur..
Bana göre sosyal ve psikolojik tahlilleri bir kenara bırakırsak, erkeğin şiddete olan meylini, kadının köleleşmesini ya da birtakım dayatmaları tahilden öte şöyle bir gerçeği kabullenmemiz gerektiğine inanıyorum,
Kadın da erkekte herşeyden önce şunu kabullenmelidir; aşkın da evliliğinde içinde, ona kat kat haz veren, "özerk" bir duygu olmadğı müddetçe aldatıcı ve yanıltıcı olmaya mahkumdur..
Kısacası aşk-evlilik adı her ne ise "sahici" olabilmesi için "özgür" olmalı ve böyle yeşermelidir..