Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Aralık '17

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
173
 

Evren Israr Etmez

Dalgalı denizde mi yoksa durgun denizde mi seyahati tercih edersin? Ben “zor”u severim mi diyorsun? Anlaştık, “zor” senindir.

Zor olanı yapmak önemlidir, kolayı herkes yapar mı diyorsun? Ben de diyorum ki herkesin yapabildiği şeyler önemsiz midir? Önem, zor, kolay tam olarak neye göre belirleniyor, üzerinde düşündün mü? Düşünmene gerek yok mu, nasılsa kültürüne yerleşmiş mi kavramlar? Anlaştık, “önem” senindir.

Doğruların ve yanlışların, iyilerin ve kötülerin var değil mi? Biri seni eleştirdiğinde “ama herkes yapıyor”, övdüğünde ise “bunu başkası yapamaz” diyor musun? Duruma göre “herkesten biri” duruma göre “herkesten farklı” olmak sana iyi mi hissettiriyor? Tamamdır, ne zaman, nasıl istersen olabilirsin. Buna sen karar vereceksin.

Elbette “iyi niyetli”sin, elbette “kimse seni anlamıyor”, elbette “bir an kendine hakim olamadın” ve elbette daha bir sürü şey. Anlaştık, “haklılık” senindir.

Hayır bunları ben söylemiyorum, evren söylüyor. Sen neye inanıyorsan, neyi doğru kabul ediyorsan, neyi çirkin, neyi kötü buluyorsan yaşamını tüm bu “sen”e göre şekillendiriyor. Yani sen ne isen yaşamın o oluyor. Nasıl oluyor da “ben ne isem yaşamım o oluyor, doğmayı ben mi seçiyorum, hangi şartlarda yaşamaya mecbur olacağıma ben mi karar veriyorum?”

“Gel sana izah edeyim” diyorum. “Öff” diyorsun. “Yok bilinçaltıymış, yok efendim olumlamaymış, sevgi kelebeğiymiş öff” diyorsun. “Denizi sakinleştirmenin” ve yaşamını olabilecek en iyi duruma getirebilmenin yollarını keşfetmeye kendini kapatıyorsun. Burun kıvırıyorsun, “eeh” diyorsun. “Bu kadar uğraşacaksam ne anlamı var” diyorsun. Hem zoru başarmayı önemsiyorsun hem de kişisel gelişimin sihir, büyü gibi bir etki yaratmasını bekliyorsun, “uğraşamam ben, nefes almayı bilmiyor muyum ben, hıh kendi kendine gülümsemek de neymiş, hıh öff, amaann!” Anlaştık, tamam, nasıl diyorsan öyle olsun; “bir şey yapmama seçimi” senindir.

Sihirli bir yöntem yoksa kulak verme zahmetine katlanmıyorsun, her gün bilinçaltını sen fark etmeden zehirleyen onlarca programı izliyor, medyayı takip ediyorsun ama her gün beş on dakikayı bunları fark etmeni sağlayacak bilgiye ayıramıyorsun. Kim bilir belki de sorunların elinden giderse boşluğa düşmekten korkuyorsundur; hani sigarayı bırakamayanlar der ya “bırakınca ne yaparım ben, elim boş mu kalacak?” Bu kulak vermeme, ciddiye almama halinle kendince bir ilgi görüyor da olabilirsin. Tamam, benim için sadece senin seçimlerin önemli, asla ısrar etmem.

Çok sıkışırsan, “hep para tuzağı bunlar” diyor ve sana insan olarak kendini, kendi gücünü keşfetmeni öğreten yola girmemenin kalıplaşmış bahanelerinden birine daha sarılıyorsun. Kendi gücünden korkuyorsun diyeceğim ama ne olduğunu henüz bilmiyorsun ki. Bilsen korkmak şöyle dursun, kişisel gelişim yoluna girmemek için direttiğin her güne ziyan gözüyle bakacaksın. Yerden yere vurduğun kişisel gelişimcilerin parasız da yaşayabilmesi mümkün olan insan üstü varlıklar olması gerektiğine inanıyor, derviş gibi olmalarını istiyorsun. Bilginin evrensel olduğunu, parayla satılamayacağını söylüyorsun ama özel ders alırken bile düşük ücretli hocalara bilgisiz gözüyle bakıyorsun, paralı okullarda okuyabiliyor, ucuz etin yahnisini diline doluyorsun. Farkında mısın?

“İki porsiyon kebap yesem, birkaç içki içsem sorun morun kalmaz, paramı daha işe yarar bir şeye vermiş olurum” diyorsun. Afiyet olsun, “sen öyle yap” senindir.

Onaylanmazsan çıldırıyorsun, “ben kebapla sorunumu çözerim, başkası neden bir takım yollara giriyor, ne gerek var” diyerek yaptığında bir yanlış olmadığının teyidini bekliyorsun. Anlaştık, “şüphelerin” senindir.

Beni biraz dinlesen, ağzından çıkan her öfke dolu kelimenin, yüreğinde tuttuğun kızgınlığın bir gün seni ve sevdiklerini vuracağını anlayacaksın. İzin vermiyorsun ki.

Amacın bağcıyı dövmek değil üzüm yemek olsaydı, bir kağıdın bile uygun açıyla kullanıldığında kesici alete dönüşebileceğini, bir bıçağın ekmek kesmek için de insana zarar vermek için de kullanılabildiğini, neyin hangi amaçla kullanılacağını belirleyen şeyin niyet olduğunu bildiğin halde, bilmiyormuş gibi davranmazdın. Sapla samanı ayırmak istesen, sömürmenin sadece insana özel bir araç olduğunu, bunun işin ya da konunun kendisiyle ilgisi olmadığını görmezden gelmezdin. Belki de kişisel gelişimi sap-saman ayırmadan kötüleyenlerin sömürüsüne aldanıyorsun, ne dersin? Olamaz mı?

Çünkü kişisel gelişim…pardon “bu ürünü satın al gençleşeceksin, iyileşeceksin, seni ancak benim nefesim kurtarır” dememişim, “kişisel” demişim. Gerçek gelişim benim, onun, şunun sana bir bilgiyi süsleyerek ya da zorlayarak, korkutarak ya da satarak vermesiyle değil, senin “yola” girmeye hazır olup karar vermenle başlar. Kişisel gelişimci sana ancak yolları gösterebilir, orada yalnız olacaksın ama senin gibi milyonlarcasının deneyimlerinin ışığında ilerleyeceksin. Ödülü ise paha biçilmezdir; bence filmin sonunu söylemek kadar itici olur bunu açıklamak. Çünkü o yol senin yolun ve alacağın ödül sana özel. Hayatından şikayetlerin varsa, mutlular sana batıyorsa, tekrar eden sorunlarından bıktıysan, nefret söylemleri olmadan iletişim kuramıyor ve hep zararlı çıkıyorsan, iş yaşamında tökezliyorsan ve artık bunların hepsinden bıktıysan, denediğin çözümler işe yaramadıysa kesin olan tek şey var; kendi gücünden yeterince haberdar değilsin. Ve iyi haber; bunu öğrenebilirsin.

Unutma, ısrar yok. Sorunlarınla vedalaşmayı göze almadan farkındalık yoluna giremezsin, evet para tuzaklarına da düşersin. Acele etme. Her kafadan çıkan sese kulak verme, kullandıkları kelimelere dikkat et. Konuyu dönüp dolaşıp kendilerinin çözebileceğini söyleyip başkalarını kötüleyerek müşteri kazanmaya çalışanlara yem olma. Peki nasıl ayırt edeceksin?

İşe kendine inanmakla başla, dünyada söylenmiş ve söylenecek ne varsa insanların; senin benim gibi insanların söylediğini ve söyleyeceğini unutma. Farkındalık kişisel gücünü keşfetmenin temelidir, “tamam kendi gücüme inandım, sabah uyandım ama bir şey değişmedi” dersen evren şöyle der: “Anlaştık dostum, canın nasıl isterse.”

Sakın evrenin sana kızdığını ya da ağzının payını verdiğini düşünme, o bunlarla ilgilenmez. O hepimizi hatta konuyu oraya buraya çekiştirip değersizleştirmek için mesai harcayanları dahi aynı miktarda önemser. Sen ne olmayı seçtiysen, evren o seçimi baş tacı eder. Bu seçiminin hayatında tezahür ettireceği ne varsa sen yaşayacaksın, sevdiklerin buna ortak ya da şahit olacak. Etkileri belki başka kıtadaki akrabana uzanacak. Bilemezsin. Fal bakmıyorsun, kehanette bulunmuyor, sihir yapmıyorsun. Kendi gücünün farkına varma yoluna giriyorsun ve bu gücü hayatını iyileştirmek, yönetmek, güzelleştirmek için kullanmayı seçebilirsin.

İlk adımlar cesaret gerektirir, kendini tanıma yolu kişisel gelişimin yanında bu gelişmenin sorumluluğunu almayı da gerektirir. Gücünün bilincine vardığında, yanlışları sadece başkalarının yapmış olmasının komik derecede imkansız olduğunu göreceksin. Bu gerçek önce inanılmaz gelebilir. Geçecek.

Yaşamın neresinde olursak olalım, kendimiz için atacağımız kararlı adımlarla biraz daha bolluk, biraz daha keyif, biraz daha sevgi, biraz daha şifa, sukünet ve dengeyi yakalamak bize bağlı. Aşırı beklentiler ya da aşırı umutsuzluk, her şeyin aşırısı gibi zararlıdır. İkisini de satanlar çoktur, prim vermeyip kendi içine yönelen, bunun için kimseden onay beklemeyen insan için yol her zaman oradadır, ne zaman isterse, vazgeçip dursa da yıllar sonra yeniden başlasa da yol oradadır.

“Ne yapmalıyım, kimin sözüne güvenmeliyim?” çelişkisi de her süslü kelime edene inanmak kadar hüsran getirir. Sessizce araştırmalı, teknolojinin enfes nimetlerinden sonuna kadar faydalanmalısın. İzlenebilecek bazı temel başlangıçlar, okunabilecek yayınlar, dinlenebilecek öğretmenler konusunda ipuçlarını takip etmeni öneririm. Herkesin yaşam deneyimi özeldir, biri herhangi bir şeyi denemiş ve istediği sonucu alamamışsa senin de başaramayacağın genellemesine gitmeden, sadece çıkaracağın derslere odaklanırsan gelişimine bir ilmek daha atmış olursun.

Farkındalık yolunda sana ışık olacak ne varsa karşına çıkması dileğimle.

 

Ebrulice bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
Toplam blog
: 51
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 192
Kayıt tarihi
: 15.12.17
 
 

Evrensel enerjiler ve kişisel gelişim. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster