Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Aralık '17

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
207
 

Senden Bir Tane Daha Yok

Senden Bir Tane Daha Yok
 

Kendinle barış


Çekingen bir çocuktu. Yaşıtlarına göre daha şişman ve orantısız bedeni, diğer çocukların alayına maruz kalıyordu. Onları uzaktan izlemeyi tercih ediyordu bu yüzden.

Akrabaları ile bir araya geldiklerinde tuhaf bakışları üzerinde hissediyor, diğer çocuklara gösterilen ilginin neden kendisine gösterilmediğini anlamıyordu.  Arada başını okşuyorlar, “aman da büyüyor kızımız maşallah” deyip tekrar sohbete dalıyorlardı. Halasının oğlu her seferinde karşısına geçip sırıtıyor, kardeşinin kulağına bir şey fısıldıyordu ve sonra gülüşüyorlardı.

Her geçen yıl çekingenliği biraz daha artıyordu, girdiği her ortamda gözler kendisine çevriliyor, istenmediğini hissediyordu. Mahalle ya da okul arkadaşları oyunlarına çağırmıyor, adeta orada yokmuş gibi davranıyorlardı.  Onları rahatsız eden bir şey olmalıydı kendinde; başka, farklı bir şey. Ve elbette kötü bir şeydi ki uzak duruyorlardı.

Annesine sordu. Annesi kızını bağrına basarak “yavrum benim onlar terbiyesiz canım kızım” diyerek öyle şefkatle sarılıyordu ki, kucağında uyuyakalıyordu keyiften. Başka bir şey olsa kendinde, annesi bilirdi. Bu sevgi diğer herkesin tuhaf davranışını unutturuyordu.

Ertesi gün yine aynı şeyler oluyor ama eve geldiğinde annesinin sıcacık kolları tüm üzüntüsünü siliyordu.

Bu şekilde yıllar yılları kovaladı, genç kız olduğunda kendindeki farklılığı sezmeye başlamıştı. Annesine “anne lütfen doğru söyle, neden herkes böyle davranıyor?” dediğinde yine kendini o tombiş, huzur dolu kucağın şefkatinde gevşemiş, rahatlamış buluyordu. O halde sorun diğerlerinde olmalıydı.

Bir süre sonra evlendirildi, babasının annesine şöyle dediğini duymuştu: “Hanım bu fırsattan başka kısmeti olmayabilir, çocuk fena değil, engel olma.”

Demek babası da diğerleri gibiydi, sözlerinde istenmemenin tüm işaretlerini duyumsuyordu. Onların beğeneceği gibi doğmaması bir tercih değildi ki, neden cezalandırılıyordu? Peki ya annesi? Kıyamadığı için belki de gerçeğini kavramasını geciktirmişti. Evet şimdi genç kızdı ve bunu anlamaya başlamıştı.

Ne yapacaktı? Annesi ve babası ne derse yapacaktı, iş bulamıyordu, arkadaşı yoktu, demek ki kendisini isteyenler aklı başında kişilerdi ki farklı olmasını sorun etmemişlerdi.

Evlendi. Eşi ve ailesi olgun ve medeni fikirli insanlardı. Onları kendine örnek alıp uyum sağlamaya çalıştı. Bu uyum, yapmaktan hoşlanmadığı şeyleri içerse bile onları üzmek istemiyordu. Giyim tarzını, beden dilini, zevklerini onların isteği doğrultusunda değiştirdi.

Ne yazık ki bu yol işe yaramadı, olmadığı gibi davranmak ruh halini iyice sarsmış, eskisinden daha sinirli ve depresif olmuştu. Artık evden dışarı çıkmıyor, misafir gelmesin diye dua ediyordu. Öyle mutsuzlaştı ki hayatta olmayı gereksiz bulmaya başladı.

Ve o gün… Yatağa çakılmış gibi kalkamadığı, başını yorganın altına soktuğu sabahların birinde, salondan televizyonun sesini duydu. Bir kadın çocuk eğitiminden bahsediyor ve çocuklara “kendin olmanın” öğretilmesi gerektiği üzerinde duruyordu.

“Kendin olmak!”

Çok duyduğu bu söz o sabahki kadar dikkatini çekmemişti. Çocukluğundan beri kendisine yöneltilen tuhaf bakışlardan korunmak için onların hoşuna gidecek bir davranışta bulunmayı denemişti. Belki farklı olmadığını anlatabilmenin yoluydu bu, öyle sanıyordu. Ama hiç işe yaramamıştı işte ve bugün hayattan umudunu kesmişken, hiç “kendisi olamadığını” fark etti. İşte asıl sorun buydu!

Tam o an yeniden doğduğunu hissetti. Bir ışık doğmuştu içinde sanki. Kendisi olabilseydi belki bu kadar üzülmeyecekti, hep başkalarını memnun etmeye çalışmaktan kendisini tanımaya zaman ayıramamıştı. Aklı fikri o tuhaf bakışlardaydı. Neden suçlandığını anlamıyor, üzülerek zamanını harcıyordu. Annesini suçlamayı da o an bıraktı, bir annenin yapabileceği en güzel şeyi yapmıştı kızı için: Sonsuz sınırsız sevmişti! Belki bu sevgi sayesinde dayanabildiğini anladı ve içinden annesine teşekkür etti.

İlk adım “farklı olduğunu” kabullenmekti ve öyle yaptı. Tüm yaşamını, kendisini hayattan soğutan davranışları gözden geçirdi. Bunlara takılı kalmak yerine, sorunun farklılıkları kabullenemeyenlerde olduğunu bilseydi, kendini sevdiği alanlara yönlendirir ve geliştirebilirdi. Hayattan bir şekilde zevk alabilirdi.

Ve şimdi bu şansı yakalamıştı.  Önce kendisi farklılığını kabullenerek diğerlerine örnek olmalıydı. O andan itibaren genelde gri tonlarında gördüğü hayat pembeleşmeye başladı. Eşi ve ailesi şaşırmış, endişelenmişti, acaba bir kriz mi yaşıyordu genç kadın?

Gülümseyerek hepsine tek tek sarıldı ve teşekkür etti, iyi ki hayatımdasınız dedi. Şarkı söyleyerek mutfağa koştu ve neşeyle kahvaltı hazırladı. Ev halkı hem şaşkın hem de mutluydu, yepyeni bir dönemin başladığı apaçık belliydi.

Kendini olduğu gibi kabullenmenin getirdiği huzur ve cesaret ile genç kadın yavaş ama emin adımlarla sosyal yaşamın içine girmeye, gücendiği için uzaklaştığı kişilerin davetlerine katılmaya başladı. Tuhaf davranışlar elbette yine vardı ama onlar kendileri çalıp oynuyordu artık. Kendin olmanın, farklılığının bir suç olmadığını bilmenin, bunun farkındalığında yaşamanın harika hissi, kendiliksizlere tokat gibi çarpıyordu.

Olmadığımız bir şey olma konusundaki ısrar, hayatımızdaki tüm olumsuzlukların ve hastalıkların temel nedenidir çünkü zihin, istekle gerçekliği örtüştüremediği yerde travmatik ve nevrotik bir yaşam bizi beklemektedir.

Başkalarının beklentilerine göre kendini şekillendirdiğinde bir tür kopya olacağının farkında mısın? Peki ya dünyada senden sadece bir tane olduğunun, eşsiz ve benzersiz?

Kendini tanımaya, içindeki ışığı yakmaya başladığında buldukların senin hazinen olacaktır. Kendini bulduğunda  en yakın dostunu da bulmuş olacaksın.

Kendini bilmenin en güzel yanı, istisnasız herkesin kendi payına düşeni yaşamaktan başka seçeneği, kendi tarlasını ekmek dışında yolu olmadığını kavramaktır.

Senden sadece bir tane var; unutma.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
Toplam blog
: 51
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 192
Kayıt tarihi
: 15.12.17
 
 

Evrensel enerjiler ve kişisel gelişim. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster