- Kategori
- Güncel
Ey! Erkek Egemen Toplumların Zihni Oluşmamış Bünyeleri!

Gün geçmiyor ki, kadınları yerin dibine sokacak bir söze imza atılmasın! Evet, bu kez de sanatçı ve milletvekili adayı Uğur Işılak ‘ ın sözleri hepimizin sinirlerini tavan yapmıştır. Acaba diyorum, milletvekili olmanın ilk şartı mıdır? Kadını aşağılayıcı, onu bir meta, adeta alınıp satılabilen, sahip olunabilen bir eşya gibi göstermek?
http://www.yarinhaber.net/news/15881
“Her kadının içinde bir erkeğin kölesi olma isteği var.” Mışşş! Hatta bunun yok olduğunu kabul etmek “fıtrata” aykırıymış. Bu kanıya nerden vardığı benim için merak konusudur. Kadını zayıf gören erkek zihniyeti diye düşünüyorum. Çok fazla ciddiye alınmaması gerekir fakat tepkisiz kalmak da hiç bana göre değil.
Erkek ise ait olmaz sahip olurmuş. Ve bu “sahip olmak” sözcüğü öyle vurgulu, öyle ultra mega kalın ses tonuyla söylenmeliymiş ki, erkeğin yaratılanların en üst mertebesinde, her şeyin efendisi olduğunu karşı tarafa iliklerine kadar hissettirebilsin! Kendisini çok fazla önemsediği kanaatindeyim. Milletvekili adayı olmuşsun ama konuşacağın meseleler bunlar olmamalı. Gündemde en kolay nasıl kalırımın hesabını yapıyor kanımca. Reklamın iyisi kötüsü olmaz mantalitesi ile yola çıkmış. Keşke, bir milletvekili adayı olarak gerçekten milletin veyahut memleketin meseleleri üzerine, kendisini dinlemeye değer bir konuşma yapıyor olsa idi.
Ayrıca kendileri, “feministlerin mutlu olduğuna inanmıyorum.” diyor. Feminizmin tam manasını biliyor ise bu kelimeyi bu cümle içerisinde kullanmamış olması gerekirdi.
Bkn: Wikipedia.org/Feminizm.
(Feminizm: kadınların haklarını tanıyarak bu hakların korunması amacıyla eşitsizliklerin ortadan kaldırılması için bir mücadeledir. Kadın hareketi doğrudan kadınları ilgilendiren ve dolaylı olarak kültürümüzü ilgilendiren konularda bilinç uyandırır. Feminizmin temel objektifleri eğitim, iş, çocuk bakımı gibi konularda eşit haklara sahip olmaktan, yasal kürtaj hakkından, kadın sağlığı konusunda ilerlemelere, tacizin ve tecavüzün engellenmesinden lezbiyen haklarına kadar uzanır. Kadınların hakları ve ilgi alanlarını konu alan heterojen konseptin belirleyicisi kadındır. Kadın ve erkek arasındaki toplumsal eşitsizliğin süregelmesi, feminizmin amacının kadının toplumdaki yerinin iyileştirilmesinin ve toplumda gerçek bir eşitlik durumunun sağlanmasına neden olmuştur. “Feminizm” kavramı altında sayısız hareket özetlenmiştir.(Kelimenin kökeni Latince “femina” ve onun Fransızca türevi olan “Feminizme”den gelir.) )
Şimdi, feminizmin manasını tam olarak idrak ettiysek, sorarım size. Hangi kadın olsun ki, kendi haklarının korunduğu, eşitsizliklerin ortadan kalktığı, tacizin, tecavüzün engellendiği, özgürce yaşayabileceği bir toplumda mutlu olmasın? Ya da böyle bir dünyanın var olması ve bu kutsal amaç için mücadele ederken mutsuz olsun? Var mıdır? Bence yoktur!
Olaya dini açıdan da bakacak olursak küçük bir araştırma ile dinimizin de “itaat etmek” sözcüğünü sadece kadınlar için kullanmadığını, bazı ayetlerde hem erkek hem de kadın için kullandığını çok rahat görürüz. Yani itaat etmek yalnızca kadına has bir özellik değildir. Erkekte kadına itaat eder. Kadın, sevgisinden dolayı erkeğin birçok ihtiyacını gideriyor ona hizmet ediyor ise bu, erkeğin kölesi olmak anlamına gelmez. Kaldı ki hayat artık müşterektir. En güzeli de her şeyin birlikte yapılması, her sorumluluğun birlikte alınması değil midir? Bugün benim işim vardır çocuğa eşim bakar. Veya temizliği, yemeği bugün birlikte yaparız. Bu, erkekten hiçbir şey götürmez aksine ona çok şey kazandırır. Ayrıca, bu şekilde müşterek bir hayatta, kadının itaatsiz olduğu çıkarımı da yapılmamalıdır.
Kimse kimsenin kişisel haklarına tecavüz etmeden, kimsenin kölesi olmadan ve karşısındakini köle olarak görmeden, değer vererek, saygı duyarak, gerçekten hayat arkadaşı, yoldaş olarak devam etmenin neresi yanlış? Bakın karşılıklı diyorum, erkeği de yermiyorum. Fakat bu zihniyetteki erkeklerin kendilerini bir ilah gibi görmelerine de karşıyım.
Atatürk ‘ ümüz ne güzel demiştir: “Dünyada her şey kadının eseridir.”
Diyor ve bitiriyorum.
Sevgiler…