- Kategori
- Güncel
Ey Habertürk, haberin olsun!

"HABER"İN İYİSİ DE VAR, KÖTÜSÜ DE...
Reklamda hep bir “kandırmaca”, “aldatmaca” gördüm.
Bu bakımdan “reklam”lara kuşkuyla bakmıştım. Onun için de, reklamı yapılan “ürünü” görmeden, incelemeden bir karar vermeyi düşünmedim. Hele, “kendini tanıtırken”, rakibini yermeyi kabullenemedim. Oysa, “dürüstlük”, başlıca koşul olmalıydı. “Ben en üstünüm!”, “Rakiplerim kaka!”, “O ürünü bırak, benimkini al!” türünden reklamda, tüketiciye karşı bir “saygısızlık”, tüketiciyi “adama yerine koymama” gördüm.
*****
1 Mart’ta yayın hayatına başlayacak olan HABERTÜRK’ün reklamı bana bunları bir kez daha düşündürdü. Televizyonlardan/ radyolardan kulağımıza ulaşan “tanıtım reklamı”, gazete okurunu ”aptal yerine koyma”dan, “gizli mesajlar” içermekten başka bir anlam taşımıyor. Reklam, içerik iğneleyici, seslendirmesiyle dalga geçici...
Yeni bir “gazete”, hep ilgimi çekmiştir.
Bu bakımdan onu da “gazetelerim”in arasına katmayı düşünmüşümdür.
Gazete okurunun, daha doğrusu gazete alanın, nüfusa göre “yok nedecek” kadar az olan bir ülkede, yeni bir gazeteyi heyecanla beklerim.
Biliyor musun, son verilere göre, “net gazete satışları” ne?
İşte size son veriler:
09-15 Şubat arasında gazetelerin net satışı: 4.701.998
02-08 Şubat arasında gazetelerin net satışı: 4.767.975
Aradaki fark: -65.976
Gazete okurunun/ alanın bu kadar düşük olduğu bir ülkede, okur sayısını artırmak yerine, zaten az olan okuru/ alanı kendi yanına çekmeyi hedefleme ne ölçüde doğru bir yöntem?
HaberTürk, yeni okur/ alıcı yaratmak yerine, “var olanı” kendi ürününü almaya çağırıyor!
*****
HABERTÜRK, “yayın hayatı”na, “Artık Gazeteleri Değiştirme Zamanı” sloganıyla girmeye hazırlanıyor.
Ne demek “ gazeteleri değiştirme zamanı”?
Gazete, “eskimiş eşya” mı?
Böylesi bir “slogan”, okuru “adamdan saymama” anlamına gelemez mi?
“Bir de bizi okuyun!”, “Bizi okuyun; farkımızı görün!” anlamına gelecek bir reklam, pazarlanan ürüne daha bir saygınlık kazandırmaz mıydı?
Sahi, “tanıtım reklam”ı ne diyor?
“Dünya hiç durmadan değişirken cumhuriyetimizi, hürriyetimizi, milliyetimizi, vatanımızı sahiplendiniz.
Yeri geldi en radikal görüşlere bile tercüman oldunuz.
Kimi zaman taraf oldunuz, kimi zaman sözcü...
Yıllarca sabah akşam demediniz çalıştınız.
Türkiye’ye hep o bildiğimiz gazeteleri okuttunuz.
Tüm emeğiniz için size ne kadar teşekkür etsek az.
Ama artık gazeteleri değiştirme zamanı.
Gazete HABERTÜRK
Türkiye’nin tek değişik gazetesi.
Biçimiyle, ilkeleriyle değişim çizgisi.
1 Mart’tan itibaren gazeteniz HABERTÜRK!”
“Değişim”, “değiştirme” teması üzerine kurulu reklam, acaba ne demek istiyor?
Şimdi, “söylenenden söylenmeyen”i çıkaralım:
“Dünya değişirken”, Balkanlar’da, Kafkaslar’da, Ortadoğu’da sınırlar “değişirken”, biz, yani Türkiye Cumhuriyeti’nin gazete çıkaran/ okuyan yurttaşları, “cumhuriyet”i sahiplendik.
Demek ki, “elden giden” bir şey var ki, “sahiplenme” gereksinimi duyduk.
Doğru, “değişim” adı altında, Cumhuriyet’in temeline dinamit koyanlar var. Bunlara karşı biz, Cumhuriyet’in “taraf”ı, “sözcü”sü olduk.
Şimdi, “değişim” zamanı, öyle mi?
Cumhuriyet de bu “değişim” kapsamın içinde düşünülmeli, öyle mi?
O bakımdan, Cumuhriyet’i bugüne kadar “sahiplendiğimiz” için “biz”e övgü diziliyor ve “Tüm emeğiniz için size ne kadar teşekkür etsek az.” deniyor.
Cumhuriyet’in sonu mu geldi yoksa?
“Dünya değişirken”, “güzel ve yalnız ülkem”in üniter yapısı bu “değişim”den nasibini alsın diye “biri”leri çırpırıken/ eyleme geçerken, bize “vatanınızı sahiplendiniz” diye övgü diziliyor. Sonra da, bize “Tüm emeğiniz için size ne kadar teşekkür etsek az.” denerek, artık “iş bitmiş”tir mesajı veriliyor.
Bu, bir “ironi” mi?
Bu, bir “kara mizah” mı?
Bu, “Vatan bir bütündür, parçalanamaz” yerine, “vatan birkaç parçadır.” demek midir?
“Cumuhuriyet”, “milliyet”, “hürriyet”, “vatan” birer gazete adı olmasının ötesinde, kutsal kavramlardır.
Bunlara “sahiplenilme”si doğal değil mi?
Bunları “biri”lerine karşı korumak gerekmiyor mu?
Bunlara “sahiplenmek”, bunları “korumak” için biz kimden, niye teşekkür bekleyeceğiz?
“Biz”e “Tüm emeğiniz için size ne kadar teşekkür etsek az.” deme cesareteni gösterenler, bizi ne sanıyorlar?
*****
Ey HABERTÜRK, haberin olsun!
Beğenirsem, seni de okuyacağım!
Ama...
Dünya ne kadar değişirse değişsin, “cumhuriyeti, hürriyet, milliyeti, vatanı sahiplenmek” bizim görevimizdir!